1968’den 10 Albüm

Zaman Makinası|

BacktotheSound 2018’in başlamasıyla dördüncü yaşına adım attı. Tıpkı geride kalan üç yıl boyunca yaptığımız gibi bu sene de müzikteki güncel gelişmeleri ve tarihten izleri nitelikli bir dil kullanarak farklı çizgide takipçilerimize sunmayı hedefliyoruz. Geçmiş dönemden ilk durağımız 1968. Bundan tam elli yıl önce yayımlanmış on albüme değinelim istedik.

Astral Weeks – Van Morrison 

Belfast çıkışlı müzisyen kariyerinin bu iki numaralı albümünde adını daha fazla insana duyurmanın ötesini düşünüyor ve kendine ait bir dilin inşasıyla ilgileniyor. Toplam sekiz şarkıdan oluşan Astral Weeks 1968 yılının Eylül ve Ekim aylarında New York’ta kaydedildi ve 1 Kasım günü yayımlandı. İçeride duyduğumuz sekiz şarkı bize folk, jazz ve o dönemin dingin rock sularında ilerleyen bir kayıt sunuyor. Bu kayıt aynı zamanda akustik konsept albümlerin ilk örnekleri arasında bulunuyor. Van Morrison şu an tam yetmiş beş yaşında ve onun geride kalan elli yılda görkemli bir müzik kariyerine imza attığını söylemek zor değil. İşte o külliyatın ilk spotlarından Astral Weeks.

Open in Spotify

The Beatles – The Beatles

Tam otuz şarkılık bir başyapıt. Albümün iki plaklık orijinal baskısında kapak görseli tümüyle beyazdır ve yüzeyde sadece kabartmalı harflerle The Beatles yazar. Buna rağmen bu kayıt genellikle White Album olarak tanınır. Back in the USSR gibi üst perde bir açılışın ardından duyduğumuz her şarkıda grubun son dönem ustalığına tanık oluyoruz. Beşinci Beatle George Martin “Aslında bunu iki farklı albüm olarak çıkarmalıydık” derken bu denli uzun bir stüdyo çalışmasının bazı bölümleriyle keşfedilemeyeceğini, gölgeleneceğini söylemek istiyordu belki de. Ama öyle olmadı. Ringo, George, Paul ve John dörtlüsünün bütün olarak öne çıktığı albüm The Beatles ya da White Album kendi dönemini kusursuzca yansıtıyor.

Open in Spotify

Beggards Banquet – The Rolling Stones

Jimmy Miller prodüktörlüğündeki albümde The Rolling Stones 1970’lere doğru geçiş yapmaya hazırlanırken bildiğini okuyor. Grup Aralık 1967’de büyük yankı uyandıran Their Satanic Majesties Request adlı altıncı uzunçalarını servis etmiş ve turneye çıkmıştı. Keith Richards’ın deyimiyle yolda şarkılar kendiliğinden geldi. Tam bir yıl sonra, dünya Aralık 1968’i dönerken yedi numaralı albümleri Beggards Banquet ile plak raflarını tazelediler. The Rolling Stones zaman içinde üyelerinde değişikliğe gitti, Brian Jones’u toprağın altına bıraktı. Ama 60’lar boyunca üzerine titrediği rock & roll merkezli blues rock tavrını bırakmadı. Bu kanallara psychedelic sesler de eşlik etti. Beggards Banquet tüm bunların birleşiminde ve elli yıl öncesinden bizi selamlıyor. 

Open in Spotify

Fleetwood Mac – Fleetwood Mac

Müzikte dijital dönem başlamadan önceki baskı albüm sayılarıyla yüz milyon kopya satış sınırını aşmayı başaran Fleetwood Mac kariyerine takvimler 1967’yi gösterirken Londra’da başladı. Ekip hemen bir sonraki yıl ise aynı adlı ilk albümünü çıkardı. Söz konusu uzunçalar grup adıyla anıldığı gibi Peter Green’s Fleetwood Mac mahlasıyla da biliniyor. Toplamda on iki şarkıdan oluşan albümün içeriğinde blues klasiklerine ek olarak grubun imzasını taşıyan ve folk / blues soundlarında temellerini sağlamlaştıran parçalar yer alıyor. Fleetwood Mac ’70’lerde ve devam eden yıllarda üretimini çok fazla çeşitlendirmeyi başaramadı. Fakat bu bir zamanlar dikkatleri üzerinde topladığı gerçeğini değiştirmiyor. Tıpkı 1968 çıkışlı bu albümde olduğu gibi.

Open in Spotify

The Kinks Are the Village Green Preservation Society – The Kinks

Ray & Dave Davies kardeşler tarafından 1964’te kurulan The Kinks hiçbir zaman çağdaşları The Beatles ve The Rolling Stones kadar dominant olamadı ve o dönemki müzikal anlayışa yöne veremedi. Sonraki halkalar Led Zeppelin ve Pink Floyd’un başardığı gibi sıfırdan büyük bir kitle de yaratamadı. Ancak çok kısa aralıklarla yayımladığı albümler üzerinden kariyerini şekillendirmeyi bildi. 1968 ise grup için önemli bir kırılmanın yaşandığı yıl oldu.  Kasım ’68’de altıncı stüdyo çalışmaları The Kins Are the Village Green Preservation Society adıyla ses verdi ve bu albüm The Kinks’in orijinal dörtlüsüyle yayımladığı son albüm olarak tarihe geçti. 60’ların rock dünyasının simgelerinden bir albüm bu.  

Open in Spotify

A Saucerful of Secrets – Pink Floyd

29 Haziran 1968. Pink Floyd’un kariyerindeki ikinci stüdyo albüm olan A Saucerful of Secrets’ı yayımladığı tarih. Grup bir önceki yıl The Piper at the Gates of Dawn adlı debut çalışmasını çıkarmış ve Syd Barrett öncülüğündeki o başlangıçla kendine bir yol açmıştı. Fakat asla ilk albümle şöhret olmadılar. İkincisiyle de olmadılar. Pink Floyd için para ve tam anlamıyla şöhret ’70’lerin ortalarında söz konusu oldu. A Saucerful of Secrets ise belki de başarıya giden yolun en cool halkasıydı. Burada minimal tonlar, olağanüstü experimental ve progressive rock geçişleri tam merkezde duyuluyor. Syd Barrett’in grupla beraberliğinin son kanıtı olması da buradaki şarkıların değerini artırıyor.

Open in Spotify

Shades of Deep Purple – Deep Purple

İngiliz ekip kariyeri boyunca klasik rock & roll, heavy metal, hard rock ve progressive rock gibi birçok farklı janrın içerisinde değerlendirildi. Deep Purple üyeleri ise kendileri için uygun görülen bu tanımlamaları kabul etmediler ve müziklerinin belli bir kategori sınırında olamayacağını belirttiler. Grup ’70’li yılların hemen başlangıcından itibaren sound olarak keskin hatlara gitti. Aslında bu bir nevi bağıra bağıra gelmekte olan yeni döneme ayak uydurmakla ilgiliydi. Shades of Deep Purple ise onların ilk stüdyo albümleri. Onların yola çıktıkları yer burası. Toplam sekiz şarkının yarısı grubun imzasını taşırken, diğer yarısı cover denemelerinden meydana geliyor. Şimdiden bakınca ilginç, ama o zamanın moda tercihi.

Open in Spotify

Steppenwolf – Steppenwolf

Grubun kendi adıyla yayımladığı bu ilk albüm 29 Ocak 1968 yılında yayımlandı ve çıktığı gibi içerisinde yer alan güçlü şarkıların merkezinde müzik listelerinin üst sıralarına tırmandı. Bu şarkıların başında Born to Be Wild geliyor. 1969’da vizyona giren Dennis Hooper filmi Easy Rider’da duyulmasıyla Born to Be Wild etki alanını daha da genişletti ve albümden bağımsız başlı başına başka bir seviyeye ulaştı. Steppenwolf ilerleyen yıllarda salt bu şarkıyla tanındı, hiçbir çalışması Born to Be Wild kadar ilgi uyandırmadı. Grubun üretim sürecini geliştiremeyen görüntü sergilemesi ve istikrarlı bir yol izleyememesi başka bir yazının konusu. Biz burada bu muazzam ilk uzunçaların keyfini çıkaralım.

Open in Spotify

Truth – Jeff Beck

The Yardbirds kepenkleri  kapatınca Jeff Beck için tünelin sonundaki ışık solo kariyerin başlangıcıydı. 1 Ağustos 1968 tarihinde Truth adını taşıyan albümle Jeff Beck ilk stüdyo çalışmasına imza attı. Led Zeppelin’in yola çıkmak üzere olduğu günlerdi. Her şey çok hızlı gelişiyor ve dinleyici kitlesi yeni plaklar için sabırsızlıkla bekliyordu. The Yarbirds geride kalmıştı, ama Beck bu debut albümünde The Yardbirds seslerine yer vermekten kaçınmadı. Truth ile ilgili olarak majör dergi Rolling Stone “İnsanlar bir anda Jeff Beck şehre döndü demeye başladılar. Bu şehir neresi derseniz, etrafınıza bakın” değerlendirmesinde bulunacaktı. On şarkılık albüm hala yeni gibi tınlayan, paslanmayı reddeden eşsiz anlara sahip. 

Open in Spotify

Waiting for the Sun – The Doors

Frontman Jim Morrison’ın 1971’deki trajik ölümüyle şalteri indirmek zorunda kalan The Doors bu dünyadan tam anlamıyla rüzgar gibi geçti. Takvimler 1967’yi gösterirken her şarkısıyla hit olan ilk albüm geliyor. Aynı yıl benzer seviyede bir albüm daha ses veriyor. Los Angeles’tan The Doors her şeyi çok hızlı yaşadı. Jim Morrison sadece üç yıl içinde emeklilik yaşamına geçmiş gibiydi. Grubun üçüncü albümü Waiting for the Sun işte o hızlı dönemin tam ortasında yer alır. Listede on iki şarkı duyarsınız. Jim Morrison, Ray Manzarek, Robby Krieger ve John Densmore dörtlüsünün en iyi albümü değil Waiting for the Sun. Ama hatırlanmayı hak ettiğini belirtelim.

Open in Spotify

Paylaş

Comments are closed.