1969’dan 10 albüm

Zaman Makinası|

İnsanoğlunun ilk kez Ay’a ayak bastığı, Charles Manson ve müritlerinin California’da vahşi cinayetler işletip tüm dünyayı korkuya sürüklediği ve Woodstock Festivali’nde sevgi, barış ve özgürlüğün müzik yoluyla kutlandığı 1969’un üzerinden tam yarım asır geçti. İşte çılgın ’60’ların son demlerinde dinleyiciyle buluşan ve artık tam elli yaşına basan on unutulmaz albüm!

Abbey Road – The Beatles

Aslında The Beatles’ın en son yayımlanan albümü Let It Be olsa da en son kaydedilen şarkılar 1969 tarihli Abbey Road albümünde bulunuyor. İkonik kapağı bir kenara, The Beatles’ı The Beatles yapan her şey bu albümde apaçık ortada. George Harrison’ın optimizmi Here Comes the Sun’a yansırken I Want You (She’s So Heavy) John Lennon’ın agresif tarafını en çekici hâliyle gözler önüne seriyor. Paul McCartney Golden Slumbers’da nostaljik ve dokunaklı melodilerle oynarken Ringo Starr Octopus’s Garden ile neşelendiriyor. Ama Because’daki tüyler ürpertici uyumlu harmonileri ve The End’de her birinin veda niteliğinde çaldığı soloları, Abbey Road’u The Beatles’ın en hüzünlü albümü yapıyor.

Open in Spotify

Deep Purple III – Deep Purple

Grubun en iyi albümlerinden olmasa da Deep Purple III’ü sadece içinde barındırdığı April ve Lalena şarkıları için bile bu listede anmakta fayda var. Grubun Ian Gillan’dan bir önceki vokalisti Rod Evans’ın sesinden dinlediğimiz şarkıların toplandığı albümde klavyeci Jon Lord’un klasik ve rock müziği ustaca kaynaştırmasına tanıklık ediyoruz. Gitarist Ritchie Blackmore’un doğduğu ay hakkında yazdığı ve orta bölümündeki klasik müziği Jon Lord’un bestelediği on iki dakikalık April, dinleyiciye acı-tatlı hisler yaşatırken aynı zamanda Deep Purple’ın en uzun şarkısı olma özelliği taşıyor. İskoçyalı müzisyen Donovan’ın bir önceki seneki hitlerinden romantik Lalena ise albümdeki tek cover ve leziz bir Jon Lord klavye solosuna sahip.

Open in Spotify

In the Court of the Crimson King – King Crimson

King Crimson’ın efsanevi kurucu kadrosu Robert Fripp, Greg Lake, Michael Giles ve Ian McDonald’ın hep birlikte çaldığı ilk ve tek albüm In the Court of the Crimson King’i progresif rock’ın babası olarak tanımlamak hiç de yanlış olmaz. Caz, hard rock, saykodelik rock ve klasik müzik unsurlarının Vietnam Savaşı’nın gölgesindeki karanlık sözlerle birleştiği albüm Genesis’ten Stephen King’e farklı disiplinden birçok insanı etkilemiştir. Bir dönemi kapatıp başka bir dönemi açan albüm distopik bir havaya sahip olmasına rağmen bir yerlerde umut kırıntısı taşır.

Open in Spotify

Led Zeppelin I – Led Zeppelin

The Yardbirds grubu dağıldıktan sonra nasıl bir müzik yapmak istediğini iyi biliyordu Jimmy Page. Robert Plant’in sesini duyduğu anda onu yeni oluşturacağı gruba solist olarak aldı. Bas ve klavyede John Paul Jones ve davulda John Bonham’ın katılımıyla Led Zeppelin kuruldu 1968’de. Hiç de “Siz bu gidişle kurşun bir zeplin gibi yere çakılırsınız!” diyen Keith Moon’un dediği olmadı ve grup jet hızıyla havalanıp dünyaya adını duyurmaya başladı. İlk albümleri Led Zeppelin I hem I Can’t Quit You Baby gibi cover’ları hem de Good Times Bad Times gibi orijinal şarkılar da barındırıyordu. Grubun blues ile hard rock’ı en vahşi ve yaratıcı şekilde harmanlayacaklarının işaretini veren albüm onu aynı yıl takip edecek ikinci albümleri kadar olmasa da grubun uyumunu, estetiğini ve yeteneğini görebilmek için güçlü bir başlangıçtı.

Open in Spotify

Led Zeppelin II – Led Zeppelin

İlk albümlerinin ve yoğun bir turnenin ardından Jimmy Page’in Robert Plant’i şarkı yazmaya teşvik etmesi üzerine Led Zeppelin II ortaya çıktı. Daha girişteki riffiyle anında tanınan grubun en meşhur şarkılarından seksi bir hard rock klasiği Whole Lotta Love’dan romantik Thank You’ya, John Bonham’ın dinamik davul solosuyla taçlanan Moby Dick’ten Yüzüklerin Efendisi’nden esinlenen Ramble On’a kadar bu albümde her bir şarkı ayrı dünyalar vaat ediyor ama eşit seviyede hazlar veriyor. 

Open in Spotify

Let It Bleed – The Rolling Stones

Grubun zirve albümü olarak tanımlanabilecek Let It Bleed’in her bir şarkısı The Rolling Stones’un kimliğini oluşturan yapboz parçaları gibi. Merry Clayton’ın güçlü vokaliyle konuk olduğu karanlık ama umut dolu bir kıyamet şarkısı Gimme Shelter, Keith Richards’ın yazıp söylediği romantik You Got The Silver, değişken temposuyla yedi dakikalık bir blues rock klasiği Midnight Rambler ve en umutsuz anlarda bile insanı yükselten You Can’t Always Get What You Want’ın hepsi bu albümde yer alıyor. Let It Bleed aynı zamanda grubun aynı yıl hayatını kaybeden gitaristi Brian Jones’un yer aldığı son albüm olma özelliğini taşıyor.

Open in Spotify

Nashville Skyline – Bob Dylan

1966’da geçirdiği motosiklet kazasından sonra kabuğuna çekilen Bob Dylan’ın 1969 tarihli albümü Nashville Skyline yepyeni bir Dylan’ı tanıtıyordu dünyaya. Dinleyenler genelde beğenmekle birlikte hayrete düşüyordu çünkü şarkıcı hem müzik hem vokal tarzını radikal bir biçimde değiştirmişti. Blonde on Blonde dönemine göre çok daha yumuşak ve folk rock’tan country’e kaydığı bir albümdü Nashville Skyline. Öne çıkan şarkıları ise 1963’te kaydettiği Girl From the North Country’nin country ustası Johnny Cash ile yeniden yorumlanmış düeti ve tabii ki Dylan’ın külliyatının en narin parçalarından biri olan Lay, Lady, Lay.

Open in Spotify

Santana – Santana

Latin rock tavrının ilk majör örneği olarak tanımlanabilecek Santana’nın aynı adlı ilk albümü, grubun başarılı Woodstock konserini takiben piyasaya çıktıktan sonra The Rolling Stones’dan Jimi Hendrix’e birçok popüler ismi etkiledi. 1970’lerin başında rock şarkılarında kongalar ve Latin ritimleri duyulmaya başladı. Grubun kurucusu Meksika asıllı Amerikalı gitarist Carlos Santana’nın tutkunu olduğu Amerikan blues’unun dışında Latin ve caz müziğini keşfetmesinin meyvesi olan albüm sadece Santana’nın kariyerini değil popüler müziğin gidişatını da değiştirmesi açısından önemli bir yerde duruyor.

Open in Spotify

Tommy – The Who

Eski müzik yazarı ve usta yönetmen Cameron Crowe’un Almost Famous filminde bir sahnede başkarakter William’ın ablası Anita evi terk ederken kardeşine bir not bırakır: “Mum ışığında Tommy’i dinle. Tüm geleceğini göreceksin.” Pete Townshend’in kör, sağır ve dilsiz bir çocuğun hayatını anlattığı rock opera şaheseri Tommy çift plak olarak piyasaya çıktığında eleştirmenler tarafından grubun dönüm noktası olarak tanımlanmıştı. Haklıydılar. Townshend’in anlattığı derin hikâyesi ve etkileyici besteleriyle Pink Floyd’dan Green Day’e kadar pek çok müzisyeni etkileyen konsept albüm sadece grup için değil rock müzik için de bir dönüm noktasıydı.  

Open in Spotify

Trout Mask Replica – Captain Beefheart and the Magic Band

Hiçbir müzik aleti çalmayı bilmeyen Captain Beefheart’ın bütün şarkıları piyanoda bestelediği albüm Trout Mask Replica birçok insana koca bir saçmalık gibi gelebilir. Kulağa birbiriyle hiçbir şekilde uyumlu gelmeyen müzik parçalarından oluşan bir kakofoni olarak tanımlayanlar olabilir. Picasso’nun resimleri için verilen tepkinin bir benzeri olarak “Benim çocuğum bile böyle müzik yapabilir” diyenler çıkabilir. İşte tam da o yaratmak için çaba gerektirmiyormuş hissi bu albümü özel yapan şey. Deneysel olarak tanımlamanın bile yetersiz kalacağı albümdeki şarkılar doğaçlama gibi gelse de hepsi haftalarca çalışmanın ürünü. Farklı soundların belli bir yapıya oturtularak bir arada toplanması hiç de kolay bir şey değil. ABD merkezli web sitesi Vox’un bu sanatsal albümün neden bir başyapıt olduğunu incelediği videosunda Trout Mask Replica’yı keşfe çıkmak için buyurun.

Open in Spotify

Comments are closed.