1989’dan 10 albüm

Zaman Makinası|

Renklerin, vatkaların ve garipliğin hâkim olduğu ’80’lerde sona yaklaşıldığında her şey göründüğü kadar eğlenceli değildi. Dünyanın açlık, fakirlik, AIDS ve ırkçılık gibi ciddi problemleri vardı ve bunları çözmek için artık eğlence sektörü de devreye girmişti. ’90’lara bir kala hem müzikal olgunluğuna erişen hem de ismini duyurmaya çalışan yeni müzisyenler birçok ilham verici ürün ortaya koymuştu. Biz de onlardan on tanesini seçtik.

…But Seriously – Phil Collins

Genesis grubunun davulcusu ve Peter Gabriel’in ayrılışından sonra aynı zamanda vokalisti olarak da adını duyuran Phil Collins’in dördüncü solo albümü …But Seriously, dönemin eleştirmenleri tarafından fazla karışık ve sosyal mesaj içerikli olarak nitelendirilse de 1989’da bütün listelere bir numaradan giriş yapmıştı. Collins’in evsizlerden bahsettiği en meşhur hiti Another Day In Paradise ve romantik Something Happened on the Way to Heaven’ı barındıran uzunçalar 80’ler külliyatında önemli bir yere sahip.

Open in Spotify

A New Flame – Simply Red

Hep The Beatles gibi güzel melodiler üretmek istediğini belirten İngiliz Simply Red grubunun kızıl saçlı kurucusu ve solisti Mick Hucknall, takvimler 1989’u gösterdiğinde grubun üçüncü albümü A New Flame’in başarısının tadını çıkarıyordu. Simply Red’in İngiltere’de bir numaraya çıkan ilk albümü, 70’lerden romantik ve hüzünlü bir soul hiti If You Don’t Know Me By Now cover’ının grupla özdeşleşmesini sağladı. A New Flame’in başarısı aynı zamanda grubun birkaç yıl sonra piyasaya çıkacak ve büyük patlama yaratacak Stars albümünün de habercisiydi.

Open in Spotify

Disintegration – The Cure

The Cure, sekizinci ve en çok satan albümü Disintegration’ı çıkardığında kuruluşundan bu yana on üç yıl geçmişti. Robert Smith’in otuz yaşına gelmeden önce bir başyapıt yaratma isteğiyle oluşan albüm şüphesiz The Cure’un Lullaby, Fascination Street ve Lovesong gibi en güçlü şarkılarından birkaçını barındırıyor. Bu hüzünlü, karanlık, ağır tempolu ve neredeyse rahatsız edici bir şekilde insanın ruhunu ve bedenini saran melodilere sahip şarkılar tek kelimeyle zamansız.

Open in Spotify

Doolittle – The Pixies

Boston çıkışlı grup The Pixies’in ikinci albümü Doolittle, indie rock külliyatında ilk sıralarda bir yerlerde duruyor. Grubun en bilinen şarkılarından Here Comes Your Man’den çevre felâketi temalı Monkey Gone to Heaven’a kadar pek çok kıymetli The Pixies şarkısı barındıran albümü her dinleyişte başka bir şarkıya sarmak mümkün. Bu albümde The Pixies bazen İspanyolca söylüyor, bazen mitolojiye referans veriyor, bazen ilk insan çığlıkları atıyor; yani kimseyi umursamadan istediği gibi takılıyor. Kurt Cobain’in bu albümden bir hayli etkilenmesine şaşmamalı.

Open in Spotify

Flowers in the Dirt – Paul McCartney

Bir önceki albümü Press to Play (1986) ile istediği başarıyı elde edemeyen ve eski grup arkadaşı George Harrison’ın listelerin tozunu artırdığını gören Paul McCartney bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu. Ve hiçbir şey kararlı bir Paul McCartney kadar tehlikeli ve üretken değildir. Bu albümdeki çalışmasıyla John Lennon ile kıyaslanan Elvis Costello başta olmak üzere birkaç farklı yapımcıyla çalışan McCartney çok katmanlı ve dinlemesi pek keyifli bir albüm olan Flowers in the Dirt’ü insanlara büyük bir dünya turnesiyle duyurdu ve eleştirmenlerden tam not aldı.                          

Open in Spotify

Heart Shaped World – Chris Isaak

İlham kaynakları Elvis Presley ve Roy Orbison’ın mirasını sürdüren Chris Isaak’i parlatan albüm Heart Shaped World mutlaka gece dinlenmesi gereken albümlerden. Rockabilly ve soft rock 80’lerin sonlarında pek de radyoda çalınan türler değildi. Fakat Isaak’in albüm için yazdığı ikonik balad Wicked Game’i David Lycnh 1990 tarihli Wild at Heart filminde kullandıktan sonra ABD’nin dört bir yanında DJ’ler çalmaya ve modern zamanların en romantik şarkısı olarak tanımlamaya başladı. Isaak’e göre şarkının insanları bu kadar etkilemesinin nedeni, hepimizin aslında âşık olmamamız gerektiğini bildiğimiz bazı kişilerden çaresizce hoşlanmaktan kaçamamamız. Kendisi de şarkıyı aynı böyle hissettiği bir kadından gecenin bir vaktinde aldığı telefon üzerine yazmış. Şarkının Isaak ve model Helena Christensen’ın Hawaii’de bir sahilde yakınlaştığı siyah beyaz video klibi ise meşhur fotoğrafçı Herb Ritts imzası taşıyor.

Open in Spotify

Janet Jackson’s Rhythm Nation 1814 – Janet Jackson

Abisiyle birlikte 80’ler sonu 90’lar başında sert ritimler, R&B, soul ve hip-hop’ın birleşiminden oluşan müzik akımı new jack swing’in temsilcisi olan Janet Jackson’ın dördüncü albümü Janet Jackson’s Rhythm Nation 1814 müzikal bir ütopyaydı. İnsanların ritim ve dans etrafında birleşmesini söyleyen albüm new jack swing dışında Miss You Much, The Knowledge, Escapade ve Black Cat gibi R&B, hard rock ve bubblegum pop etkili şarkılar da buldurarak müzik türlerine meydan okuyordu. Koreograf Anthony Thomas ile birlikte yarattığı dans hareketleriyle ikonlaşan Rhythm Nation’ın siyah beyaz video klibini kim unutabilir ki?  

Open in Spotify

Like a Prayer – Madonna

Madonna’nın albüme ismini veren şarkısının video klibinde siyahi bir İsa figürü kullanması şarkıcıyı tartışmalı bir ünlü yapan pek çok hareketinden sadece bir tanesiydi. Aynı zamanda ırkçılığın, radikal sağcılığın ve homofobinin tavan yaptığı 80’ler sonunda eğlence sektöründe yapılan en cesur hareketlerden biriydi. Madonna’nın o zamana kadarki en olgun ve kişisel albümü olarak tanımlayabileceğimiz Like A Prayer’da aynı zamanda Prince’le bir düet olan Love Song, “Asla en iyi ikinci ile yetinmeyin” diyen Express Yourself ve en neşeli şarkılarından Cherish bulunuyor. “Yaptığım iş tamamen ticari ama aynı zamanda sanat da yapıyorum.” diyen Madonna’ya katılmamak elde değil.

Open in Spotify

The Miracle – Queen

Queen’i üç yıllık aradan sonra bir araya getiren on üçüncü albümleri The Miracle aslında psikolojik olarak zor şartlar altında kaydedilmişti. Freddie Mercury’e AIDS teşhisi konmuştu ve Brian May biten evliliğinden sonra kendini toparlamaya çalışıyordu. Belki de bu durumlar grup üyelerinin birbirine iyice sıkı sıkıya sarılmasını sağladı ve The Miracle ortaya çıktı. I Want It All, The Miracle, Breakthru ve The Invisible Man gibi leziz Queen şarkıları bulunduran albüm, grubun tanıtımı için turneye çıkmadığı ilk albümü oldu.

Open in Spotify

The Stone Roses – The Stone Roses

Manchester’lı The Stone Roses ilk albümlerini kaydetmeyi bitirdiklerinde ortaya çok iyi bir iş koyduklarını biliyorlardı. İlham kaynakları The Beatles, Jimi Hendrix ve The Smiths gibi klasik şarkılar ve özgün bir müzik yapmak istiyorlardı ve 60’ların saykodelik rock müziğiyle 70’ler funk’ından izler taşıyan çıkış albümleriyle bunu fazlasıyla başardılar. I Wanna Be Adored ve Fools Gold gibi zamansız şarkıların etkisini, Liam ve Noel Gallagher’ın Oasis grubunu kurmalarında The Stone Roses’ın çok büyük bir etkisi olduğu konusunda mutabık kalmalarından anlayabiliriz.

Open in Spotify

Comments are closed.