Al’York – Plastic Jungle EP

Albüm Kritik|

İlk olarak 2016 yılında gerçekleşen ODTÜ Rock Şenliği’nde radarıma girdi Al’York. Sahnedeki duruşları ve yakaladıkları ahengin yanı sıra farklı dinamiklerin aynı anda vuku bulduğu soundları bana uzun süredir birlikte müzik icra eden bir oluşum olduklarını düşündürmüştü.

Oysa Ankara menşeli grup müzikal kariyerlerine başlangıç yapalı sadece bir yıl olmuştu. Vokal-klavyede Alp, vokal-bas gitarda Gizem, vokal-gitarda Ediz ve vokal-davulda Renan’ın oluşturduğu Al’York geçtiğimiz yıl servis ettikleri ilk kısaçalar Debut ile alternatif sahneye sağlam bir giriş yaptı. Deal is a Deal ve River gibi blues ve rock’n’roll tavrındaki kayıtlarını yerli sahnenin parlayan gruplarından The Ringo Jets ve The Away Days’in ön grubu olarak geniş kitlelere duyurma şansı yakalamalarıyla beraber kendilerini daha sık duyar olduk. Beat Kuşağı şairlerinden Bob Kaufman’ın şiirinden ilham alıp isimlendirdikleri Plastic Jungle adlı ikinci EP’leri ise geçtiğimiz günlerde dijital mecralarda yerini aldı. İstanbul Hayyam Stüdyoları’nda kaydedilen kısaçalar “Karmaşanın içindeki sakinlikten, düzensizliğin düzeninden ve şehirde kafese tıkılmış insanlardan” yola çıkıyor. Kayıt sürecinin tüm keşmekeşin merkezinde gerçekleşmesi bambaşka bir hissiyatı filizlendiriyor. Zira bu defa daha güçlü ve sesi daha yüksek çıkan bir Al’York karşılıyor bizi. Beslendikleri electronic, punk, blues ve rock’n’roll tınılarını tüm maharetleriyle kendini bıktırmadan dinletebilecek kompozisyonlara dönüştürüyorlar. Kulağımıza çalınan ilk parça Al’York soundunun temel bileşenleri olarak nitelendirilebilecek blues riffleriyle işlenen ve ilerledikçe temposu ivme kazanan Snitch oluyor. “Sanat neredeyse evimiz de orası” diye haykıran Believe in Art ile devam ediyoruz. Parçanın en güçlü yanları şüphesiz Gizem’in vokal performansı ve enstrümanların yerli yerinde ses vermesi. Adından kolaylıkla ipucu yakalayabileceğiniz I-Scream popüler kültürün en yaygın tekerlemelerinden birine referans veriyor.  Harmanladıkları kirli soundla keyifli bir birlikteliğe imza atıp neşelendiren bu kayıt ile kısaçaların sonuna yaklaşıyoruz. Dinlerken yerinizde duramayacağınız Let’s Go For the Night 1960’lı yıllar rüzgarıyla hepimizi rock’n’roll’a davet ediyor. Henüz tanışmadıysanız, etkilendikleri akımlar ve kendine has soundları arasındaki kimyayı tutturmayı başaran Al’York ile el sıkışmanın tam vakti.

Paylaş

Comments are closed.