Ars Longa – Hayalet Radyo

Albüm Kritik|

Bir grup düşünün ki temelleri ta 2005’te atılmış. MySpace sayfalarından çıkıp Spotify’daki alternatif müzik listelerine girmişler. Araya en güzel şarkılarını topladıkları Günler ve bu albümün yaratıcı sürecinden incileri sundukları Günlerin Eskisi adlı iki albüm sığdırmışlar. Peyote’den Karga’ya, Nilüfer Müzik Festivali’nden Ankara’nın barlarına çalmadıkları yer kalmamış. Öyle temiz ve renkli bir müzik yapıyorlar ki bunu keşfeden mutluluktan havalara uçuyor ve bilmeyenler adına pişmanlık duyuyor. Fakat Ars Longa’yı keşfetmek için hiçbir zaman geç değil. Zira grup titiz çalışmalarının bir ürünü olarak uzun zamandır sevenlerle buluşturmak istediği Hayalet Radyo albümüyle karşımızda.

On beş yılda üyelerinde değişiklikler olsa da şu an Hayalet Radyo’da dinlediğimiz kadroda grubun kurucusu Ali Sinan Çulhaoğlu yazdığı şarkıları vokaliyle ve gitarıyla dillendirirken Berat İşçioğlu bass gitarıyla ritmi kontrol ediyor, Uygar Çehreli leziz gitar soloları atıyor. Grubun en yeni üyeleri Mehmet Kemal Ülkenciler davulda, Tuba Gördes ise klavye ve vokalde en enerjik performanslarını sergiliyorlar. Şarkıları yine bazen aşkın en romantik hallerini anlatıyor, bazen hayatı sorguluyor, yer yer tarihten ve edebiyattan ince göndermeler barındırıyor. Aslında grubun konserlerinin takipçileri Hayalet Radyo’daki şarkılara zaten aşinadır. Ben iki yıl önce Ars Longa’yı ilk kez Peyote Cennet Bahçesi’ndeki konserlerinde izlediğimde Günler’in Apoyevmatini gibi en vurucu şarkılarıyla birlikte şimdi Hayalet Radyo’da dinleyebileceğimiz ama o zaman henüz yayımlanmamış Gül gibi şarkıları dinleme zevkine erişmiştim. O günden beri güncel müzik gruplarında sık rastlanmayacak derecede bir mükemmeliyetçilikle ve titizlikle Hayalet Radyo’yu piyasaya sürme hazırlıklarına şahit oldum. Bütün o emeklere değdiğinin en canlı kanıtı ise kendini tekrar tekrar dinlettiren albümün ta kendisi oldu. Albümün habercisi olarak yayımlanan single Yüreğim İmparator’da The Beach Boys’dan Attila Özdemiroğlu’na uzanan ilhamlarının ayak seslerini, akşamüstü deniz kıyısında palmiyelerin altında bir ninni dinliyormuş gibi hissettiren Bizim Şarkı’da Latin ezgilerini, Yarın Olsun’da Led Zeppelinvari hard rock tınılarını duymak mümkün. Albümün mükemmel bir ritme ve melodiye sahip yıldızı Karayipler ise dinamik finaliyle hiç bitmesin dedirtiyor. Ars Longa’nın en sevdiğim özelliği bu kadar sağlam ve zengin ilham kaynakları olsa da taklitten uzak ve her ne kadar Sakin ve Mor ve Ötesi gibi yaşıt gruplarla kıyaslansa da kimseye benzemeyen özgün bir soundu olması. Saf yetenek ve tutkuyla birlikte bu güzel ilham kaynaklarının sihirli bir süzgeçten geçirilmiş hâli Ars Longa’nın kimliğini oluşturuyor. Bugün yabancı bir arkadaşım “Bana Türkiye’de şu an nasıl müzikler yapılıyor?” diye sorsa dinleteceğim ilk grup Ars Longa olur. Latincede “sanat uzun hayat kısa” anlamına geliyor Ars Longa. Ne mutlu onlara ki sonsuzluğa böyle içten, özgün ve mutluluk verici sanat eserleri bırakıyorlar.

Comments are closed.