AYYUKA – SÖMESTR

Albüm Kritik|

2013 yılı sonlarında yayımladığı ikinci uzunçalar “Kiracı Odaları” henüz güncelliğini korurken bu yılın ilk aylarında bir yeni albüm servis etti Ayyuka. On beş ay kâğıt üzerinde az değil, ama ilk iki albüm arasında altı yıl bırakan bir ekipten söz ediyoruz. ayyuka-sömestr-albumcriticNamık Abi’nin Türküsü hala yeniyse bundandır. Yeni uzunçalar Sömestr’da ise alternatif sulardaki sound’larını daha deneysel kodlara bırakıyorlar. Bu da albümün daha fazla yeraltı ritimlerine ve giriş-final bağlantısından uzak şarkı içinde şarkılara ulaşmasını sağlıyor. Hedefi mainstream olan herhangi bir grup için eleştiri konusu olabilir bu, ancak Ayyuka’nın yeri tam olarak burası. Çünkü sekiz şarkının biricik amacı salt bir şeyleri denemek değil, aynı zamanda o deneysel süreçte nefes almak, hatta o alana biat etmek. Bir filmin, afili bir senaryonun ya da dünya üzerindeki herhangi bir sıradan günün soundtrack’ini dinliyoruz Shalgam Records etiketli Sömestr’da. Afrobeat ustalarından Orlando Julius’un konuk olduğu Gün 1 B ile erken dönem Pink Floyd bulutundan geçen Ayrton Senna kaydın başrollerini paylaşıyor. Bu ikiliyi Gabor izliyor. Hemen peşlerinde ise Guaruja ve Geceleri Zor Uyurum var. Sözün olmadığı, esasen eksikliğinin dahi hissedilmediği, tümüyle 70’ler saykodelizmine selam ileten enstrümantal bir müzik ihtiva ediyor Sömestr. Bu albüm aynı zamanda kariyerinde ikinci on yılı adımlayan Ayyuka’nın memleketle kurduğu etkileşimin en yeni simgesi. Temiz gitar ve davul dalgalarını yoktan var etmenin yanında, insanı bir küçük Anadolu kasabasına doğru yolculuğa çıkarıyor.

Share

Comments are closed.