“Benim güneşim tutkudur”

Röportaj|

Türk asıllı Londra doğumlu müzisyen Nilüfer Yanya birkaç hafta önce kariyerinin ilk albümünü yayımladı ve hemen ardından İstanbul’a konsere geldi. Sanatçı ile hem ATO Records / PIAS & GRGDN Müzik işbirliği ile yayımlanan yeni albümü Miss Universeden, hem üretim sürecinden, hem de İstanbul’dan konuştuk. (Röportaj: Merve Dağlıoğlu)

Miss Universe adlı ilk stüdyo albümün 22 Mart günü yayımlandı. Tam olarak neler hissediyorsun?

Tam olarak çok mutluyum ve en sonunda yayımlandığı için çok rahatlamış durumdayım. Albümü olabildiğince çok canlı çalmak ve ardından yeni materyaller için kolları sıvamak istiyorum.

Miss Universe’ü dinlediğimde soundun biraz dönüştüğünü ve geliştiğini hissettim. Bu salt bir tercih miydi, yoksa yalnızca kendini ifade ettiğin yol bu mu?

Gelişim var biraz ya da yeni soundlarla birlikte bir gelişim diyeyim. Bence artistik kararlarda her şey ama her şey bir tercihtir. Fakat aynı zamanda tüm tercihlerimi kontrol altına almış gibi hissetmiyorum. Bu his birçok zamanın içinden çıkan şarkıların kendini seçmesi, kendi yolunu bulmasıdır.

Müzikal yolculuğundaki ilk adımın neydi? Türk mirası seni nasıl etkiledi?

Altı yaşındayken piyano çalmaya başladım. Hatırlıyorum, çok küçük yaşlarda kafamın içinde şarkılar yazıyordum. Aile bağlarımın beni nasıl etkilediğini ifade etmek zor. Şu an için benden duyduklarınızın içinde bu merkezde hiçbir şey olmadığını düşünüyorum. Fakat tahmin edebiliyorum ki hayatımın ilerleyen sürecinde o izler daha fazla ortaya çıkacaktır. 

— — —

“Sözleri yazarken kendimi anlamaya çalışıyorum. Çoğu zaman yazdıklarım henüz yaşanmamış şeylerden oluşuyor. Ardından onlar gerçekten yaşanmaya başlıyor. Açıkçası bu epey tuhaf ve ürkütücü.”

— — —

Miss Universe’deki hangi şarkı en fazla öne çıkıyor? Demek istediğim özetle şudur: Hangi şarkı için “işte bu benim” diyebilirsin?

Heavyweight Champion of the Year. Kesinlikle şu anki beni yansıtıyor.

Peki ya ilham kaynakların? Şu anki en büyük hayranın kimdir?

Tirzah. Şu an gerçekten hayranı olduğum isim. 

Kısa süre önce bir kez daha geldin İstanbul’a. Buradaki dinleyicilerin senin konserlerinden büyük keyif alıyorlar. İstanbul ile ilgili ilk anıların neler?

İstanbul ile ilgili aklımda kalan ilk şey kocaman kırmızı karıncalar. Belki o kadar büyük değillerdi, ancak çocukluk hafızamda sıçan boyu kadardılar. İkincisi ise büyükanne evinde pencere pervazında yürüyüş yaptığım anlar.

Son soru: Babylon’da Güneşin Kadınları serisi kapsamında sahne alıyorsun. Güneş enerji ve ilham kaynağıdır. Sen kendi güneşini nasıl tanımlarsın?

Benim güneşim tutkudur.

Comments are closed.