“Bir albüm bir fotoğraf”

Röportaj|

Madrid’den piyanist Ariadna Castellanos 25 Ocak Cuma akşamı İşSanat’a konuk oluyor. Flamenco, jazz, electronic ve indie kanallarına ulaşan bir sahne sounduna sahip olan genç müzisyenin kariyer sürecini ve şu sıralar neler yaptığını merak ettik. Castellanos hattın diğer ucundaydı.

Merhaba Ariadna. Öncelikle nasılsın, keyifler yerinde mi?

Harika hissediyorum.

Seni çok yakında İstanbul’da göreceğiz. Yaklaşan bu konserle ilgili neler düşünüyorsun?

Yeni şarkılarımla ve Pasion Turca ekibiyle İstanbul’a tekrar geliyor olmaktan dolayı çok mutluyum. İnsanların harika vakit geçirmesini istiyorum. O gece enerjik ve eklektik bir konser olacaktır. Orada olanlar electronic, jazz, flamenco ve indie etkileşimlerini duyacaklar. Onları eğlendirmek ve mutlu etmek için elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Önceki albümüm Mju:zik’i çalıp yeni albüm Monster’dan da birkaç şarkıya uğrayacağız. Harika vokalist Odille Lima eşliğinde. 

Kariyerinin ilk günlerini müzikal yolculuk merkezinde nasıl hatırlıyorsun? Altı yaşındayken müzik eğitimi almaya başlıyorsun. Müzikle ilgili ilk günlerine dair hafızandakileri merak ediyorum.

Her küçük kız çocuğu gibi ilk aklıma gelen şey Disney filmleri. Müzik okulunda bale dersleri, daha büyük enstrümanlarla tanışma dönemi. Ardından programlı eğitimle iç içe devam eden oldukça disiplinli bir çocukluk.

İlk albümünü Grammy ödüllü yapımcı Javier Limón ile birlikte Casa Limón için kaydettin. Onunla nasıl tanıştığını anlatır mısın?

Onu dair haberleri sürekli duyuyordum. Beta video eşliğinde müziğimi stüdyosunda ona sergiledim ve onun dikkatini çekene kadar da çalmayı bırakmadım. Ardından bana endüstri hakkında çok şey anlattı ve beni sonradan birlikte çalışma fırsat bulduğum Alejandro Sanz, Paco de Lucía ve Emilio Estefan gibi çok önemli müzisyenlerle tanıştırdı.

Müzikal yönün flamenco ve jazz tavrında görülüyor. Yeni bir müzik dili yaratmak veya yaratmaya çalışmak ile ilgili neler söylersin?

Bir piyanist olarak kariyerim boyunca çok farklı müzik stillerinde çaldım. Klasik, flamenco, jazz ve electronic… 25 Ocak’taki İş Sanat konserimde sadece flamenco-jazz olmayacak. Hatta flamenco tavrından daha çok indie sound duyulacak. Bir albümün bir fotoğrafa benzediğini düşünüyorum.Yaşamınızın farklı bölümlerinde hep aynı albümü yapamazsınız. Flamenco Black and White albümümü kaydederken tamamen flamenco sahnesindeydim. Mju:zik dönemimde jazz-electronic yönüne doğru gittim ve şimdi Monster’ı var ederken de daha fazla mainstream stillere uğruyorum. Günün sonunda ben sadace gelişmeye devam ediyorum ve farklı dillerde kendimi ifade ediyorum. Fakat işin özü her zaman aynıdır.

Müzik dışında hayatında neler var ve tüm bu uğraşların müziğini ne yönde etkiliyor?

İçinde yaratıcılık olan her şeyi seviyorum. Şu sıralar girişimcilik konusuna epey meraklıyım. İspanya’da MIIZ adlı bir Virtual & Mixed Reality müzik stüdyosu açtım. VR – MR teknolojisi eğlence dünyası için yeni kapılar açıyor ve bu gerçekten bana ilham veriyor. Bu devrimin bir parçası olmaktan dolayı oldukça heyecanlıyım. Piyano benim yaşamım olmuştu ve hayatımın diğer bölümüne vakit ayırmak konusunda dengeyi kaybetmiştim. Fakat şu an birçok etken arasında bir denge yakaladığımı söyleyebilirim. Sadece kendi kariyerimle alakalı olsa bile esas mesajı var eden birçok şeye aklımı açık tutuyorum: Hikayelere, iletişime, canlı görsel işlere ve işle alakalı kararlara. Düşünüyorum da artık beni üretkenliğe götüren süreçler daha az dramatik ve daha fazla eğlenceli. Çünkü günün sonunda bu bir duyguların, hislerin aktarımıdır. Hobilerimden de bahsedeyim. Sporu, doğayı ve teknolojik gelişmeleri takip etmeyi seviyorum. Ayrıca doğayı kurtarmak hedefine yardım edebilmek için küçük de olsa Greenpeace ve WWF gibi örgütlerle işbirliği yapıyorum.

New York’ta yaşadın. Bir müzisyen olarak New York’u nasıl değerlendirirsin?

New York’ta üç buçuk yıl yaşadım. Ayrıca Boston’da üç yıl kaldım. New York sevgi dolu bir yer. İstediğin her şeyi, istediğin her an bulabilirsin ki bu yönü çok iyi. Yetenekli insanların olduğu bir şehirden söz ediyoruz. Bu nedenle müzik, dans, görsel akım, iş ya da öğrenmek adına bir şeyler inşa edip harekete geçmek kolay. Her şey hızla ilerliyor ve oradayken işlerini hem hızlı, hem de daha iyi yapmayı öğreniyorsun. Oradayken dünyanın farklı köşelerinden gelmiş birçok müzisyenden öğrendiklerim var. Orada kendine gerçekten inanırsan ve sıkı çalışırsan nereden geldiğinin hiçbir önemi olmaksızın rüyalarını gerçekleştirebilirsin.

Gelecek planlarında neler var?

Yeni albümün Monster bu yılın yaz aylarında yayımlanacak. Aynı adlı öncü single ise kısa süre içinde dinlemeye açılacak. Bu albümü prodüktör Jorge Barrallo ve şarkıcı Odille Lima ile birlikte var ettim. Proje olarak adımız M.O.A. Çünkü tüm albüm bize Labyrinth Myth hakkında hikaye anlatıyor: Minotauro & Ariadna. Albümün kayıt süreci tamamlandı ve kayıt şu sıralar son işlemlerden geçiyor. Gelecekteki konserlerimizde kullanmak üzere güçlü görsel materyaller hazırlıyoruz. Bu hazırlığın merkezinde de Labyrinth dünyasının seslerine dalıyoruz. Ses ve diğer tüm etkileşimleri birleştirerek müziğimizde tam anlamıyla bir deneyim yaratmayı hedefliyoruz. İspanya merkezli stüdyomuz MIIZ‘de ise Playstation VR için original müzikler yaratıyoruz. MIIZ üzerinden farklı projelerimiz de mevcut. İlerleyeceğiz. Müziğin bu yeni teknolojiyle birlikte sunduğu potansiyeller bizi çok heyecanlandırıyor.

Paylaş

Comments are closed.