“Bir İsveçli için devasa bir şehir İstanbul”

Röportaj|

İsveç menşeli avangart metal topluluğu Diablo Swing Orchestra bu akşam PSM Caz Festivali’nin kapanış akşamında sahne alacak. Bu konserden hemen önce ekibe birkaç sorumuz oldu.

Merhaba Diablo Swing Orchestra! Son zamanlarınız nerede geçiyor?

Merhaba! İsveç’teyiz fakat doğudan batıya dağınık bir şekilde yaşıyoruz. Grup sekiz üyeden oluşuyor ve dört farklı şehirde yaşıyoruz.

Yine yakın dönemden gidelim. Neler yapıyorsunuz?

İtalya’da dört konserlik turneden henüz dönüş yaptık. Muhteşemdi fakat neredeyse hiç uyumadan tamamlanan bir süreçti. Ayrıca yeni albüm çalışmalarına başladık. Bu defa beş yıl beklemeden yeni albüm çalışmamızı yayımlamayı umuyoruz.

Bu akşam PSM Caz Festivali kapsamında İstanbul’da sahneye çıkacaksınız. Hislerinizi merak ediyorum.

Türkiye’ye daha önce tatil için gelmiştik ancak İstanbul’a daha önce hiç uğramadık. İlk kez gelip çalacak olmaktan dolayı oldukça heyecanlıyız.  Oradaki kalabalığın parti havasında olacağını ve özgün bir atmosfer yaratacağını tahmin etmek zor değil. 

— — — 

“Umarız ki şehri de deneyimleme şansımız olur. Zira gerçekten görkemli ve kültürel birikime sahip bir şehir. Bir İsveçli için devasa bir şehir İstanbul. Sahip olduğu nüfus bizim ülkenin tamamından daha fazla.” 

— — — 

Diablo Swing Orchestra’nın ilham kaynakları nelerdir?

2002 ve 2003’teki başlangıç dönemine dönecek olursak bizi motive eden ve uğruna çabaladığımız tek şey insanları dansa kaldırabilmekti. Normalde dansı sevmeyen insanları bile buna ikna edebilmekti. Müzik yaratım sürecinde sınırlar oluşturmayı seviyoruz ve tüm ilham kaynaklarımızla birlikte müziğimizi sunuyoruz.  Şu ana kadar ne yapmak istediğimizi insanların anladığını görebiliyoruz.

Metal. New prog. Gypsy. Swing. Symphonic rock. Jazz. Tüm bu farklı janrların bir araya gelişi nasıl bir süreç peki?

Bu durum müziğin farklı tüm tarzlarından aldığımız keyiften kaynaklanıyor. Bir şekilde tek potada buluşturduğumuz sesleri çalmaktan ve o seslerde yaşamaktan hoşlanıyoruz. 

Son albümünüz Pacifisticuffs 2017 yılında yayımlandı. Geriye dönüp baktığınızda o albümle ilgili neler düşünüyorsunuz?

Teknik eksiklikleri! (Gülüşmeler) Hayır tabii ki. Ama cidden kayıt döneminde teknik yönden çok büyük çabalar sarf etmiştik. Elimizde böylesine büyük bir proje için uygun donanımlar yoktu ve bir türlü bulamıyorduk. Son çare Roberto Laghi’ye bizi bulunduğumuz yerden kurtarması için seslendik ve böylece kaydı olduğu gibi gerçekleştirebildik.

Şarkı yazım aşamanız nasıl gerçekleşiyor?

Gruptaki herkes yazım ve beste sürecine katkı sağlıyor ve dahil oluyor. Böylece yıllar içinde daha kompleks ve organik seslere ulaşıyoruz. Şarkı sürecimiz standart bir ritim ve melodi keşfiyle başlıyor. Ardından hissettiğimiz tüm potansiyelleri ve enstrümantasyon anlamında tüm her şeyi birleştirip provaya giriyoruz.

Son soru: Zamanı geri almanız mümkün olsaydı ekibe dair neyi değiştirirdiniz?

Hiçbir şeyi değiştirmek isteyeceğimizi sanmıyoruz. Şu an bulunduğumuz yer ve durumdan kesinlikle mutluyum. Daha çok canlı performans gerçekleştirmek daha iyi olabilirdi sadece. Bu güzel röportaj için teşekkürler! Bu akşam konserde görüşmek üzere.

Comments are closed.