Børns – Blue Madonna

Albüm Kritik|

Kalbi kırık bir sihirbaz albüm yapsa nasıl olur? İşte Børns ikinci uzunçaları olan Blue Madonna’da glam pop tavrının sınırlarını zorlarken bize bunun cevabını veriyor.

Garreth Clark Børns on yaşında sihirbazlık gösterileri yaparken kafaya koymuştu sahnede göz kamaştırıcı biri olmayı. Küçüklüğünden itibaren de ruhunu 70’lerle besliyor ve Marc Bolan, David Bowie, Bee Gees dinleyerek geçiyordu günleri. Sahnede elini hareket ettirme şeklinden giydiği kıyafete kadar bu çocukluğunun onu nasıl etkilediğini görmemek elde değil. 2015 yılında yayınladığı ilk uzunçaları Dopamine’den sonra ikinci uzunçaları Blue Madonna geçtiğimiz hafta görücüye çıktı. Prodüktörlüğünde yine Tommy English ile çalışan Børns’a iki parçanın arka vokallerinde günümüzün popüler isimlerinden Lana Del Rey eşlik ediyor. Açılış parçası God Save Our Young Blood albümün sürpriz ismini barındırmasına rağmen benim için sınıfta kaldı. Ortalama bir Lana parçasından farklı bir şey vermiyor dinleyiciye. Genelde bu derece zayıf albüm açılışlarından sonra albümün geri kalanından beklentim düşer ancak uzunçaların iki ve altı numarası arasında yer alan bölüm tüm beklentiyi ters yüz ediyor. Kapakta karşımızda dalgalı uzun saçları, renkli ceketiyle buram buram Marc Bolan kokan Børns’un bu etkileşiminin sadece görsellikte kalmayıp albüme de yansıdığını görüyoruz. Özellikle Sweet Dreams, We Don’t Care ve Faded Heart parçalarındaki gerek bass yürüyüşleri gerek barındırdığı fuzzy sound ile T-Rex’in günümüzün pop sounduyla olan birleşimini bize sunuyor. Uzunçaların yedi numarası Second Night of Summer’da “Yeterince havalı değilmişim gibi beni küçümsüyordu” dizesiyle albümün konseptini özetliyor bize. Tame Impala’dan Kevin Parker’ın Currents albümünde yansıttığı gibi kalbi kırılmış bir Børns var karşımızda. Bütünüyle ayrılık sonrası bir dönem yansıyor her parçanın sözlerinde. Bu yansımaların zirve yaptığı yerse albüme güzel bir final yaparken biten ilişkisine de selam verdiği Bye-Bye Darling. Dopamine’de yazdığı aşk parçalarını birilerine ithaf etmediğini, onların sadece hayalperest olmanın sonuçları olduğunu dile getiren Børns’un Blue Madonna’da bu hayalperestliğinden çok yaşanmışlıklarını yansıttığını düşünüyorum. Tabii ki bunun cevabı kendisinde saklı.

Share

Comments are closed.