“BU ÜLKE BİZE HEP BİR BELİRSİZLİK SUNUYOR”

Röportaj|

Melis Danişmend ile Caddebostan sahilinde yürüyerek yeni stüdyo albümü Ve Ev hakkında konuşuyoruz. Deniz tarafındaki sakinliğin şehirden gelen korkunç uğultuyla savaştığı nokta burası. Danişmend bir an duruyor ve göğe doğru yükselen inşaat vinçlerini gösterip “Bu gürültüden kaçmak için doğru yerdeyiz” diyor. Yeni albüm Ve Ev’in çıkış noktasının ne olduğunu soruyorum. Sahili göstererek “İşte tam olarak burası” karşılığını veriyor.

 

Az evvel Facebook’ta dolaşırken bir fotoğrafın dikkatimi çekti. Elinde Ve Ev’in CD baskısı “Bugün o gün. Kutlu olsun” demişsin. Hâlbuki albüm birkaç aydır dijital platformlar üzerinden yayında. Senin için Ve Ev şimdi mi çıktı?

Ben öyle hissediyorum. Dijital anlayışı reddetmiyorum ve ona ayak uydurmaya çalıştığım da doğru, ama bu konuda eski kafalı bir insanım galiba. Ve Ev’in kartonetine göz atıp elimde tuttuğum zaman “Evet, albüm hayatta” dedim kendi kendime geçen gün.

Dijital dönüşüm özellikle son on beş yılda müziğin her aşamasına çok hızlı sirayet etti. Bu süre zarfında sen de müziğin içindeydin. Senin için ne anlam ifade ediyor müzikteki bu yenilik?

Müziğin hızı değişti. Bir şarkıyı dinlemek, onu algılamak, hatta ondan vazgeçmek artık çok hızlı. Çünkü internet elimizin altındayken o kadar çok alternatif var ki… Bu güzel bir şey. Eskiden dünyanın öbür ucunda üretilen bir müziği dinleyemezken şimdi birkaç saniye sonra onu duyabiliyoruz örneğin. Ama bu hız diğer açıdan da kötü. Bugün bırak bir albümü bir şarkıyı bile sonuna kadar dinlemiyoruz. Hemen bir diğerine koşuyoruz. Dijitale mesafem bu karmaşadan kaynaklanıyor. Yoksa dediğim gibi artık yeni dönem bu ve kabul ediyorum bunu. 

Bu yeni dönemde albüm çıkarmak sanki biraz geri plana itildi. Teklik çağı yaşanıyor. Sence albüm konseptinin sonuna mı gelindi?

En başta öyle öngörüldü. Ama ben albüm formatının yok olacağına inanmıyorum. İnsanlar albüm dinlemek istiyorlar, isteyecekler. İşte plak yıllar sonra tekrar moda oldu. Bütünlük barındırması albümün en büyük artısıdır bana göre. Benim müziğimde albüm çıkarmanın bir önemi var. Başka türlü bir müzik yapıyor olsaydım belki ben de single’ı tercih ederdim. Bir kitap gibi düşünüyorum ben bunu. Bir hikâyesi var.

Ve Ev’in hikâyesi nedir peki? Ve-Ev-CoverMelis Danişmend albümü oluştururken nasıl bir dünyada yaşıyordu?

(Sahil şeridini ve arkasındaki denizi işaret ederek) Bu dünyada. Tam olarak bu sessizlikte. Deniz kenarında yürürken biriyle sohbet ediyormuş gibi. Bu dünyanın albüme de yansıdığını düşünüyorum. Şarkılarda bir huzur olduğunu düşünüyorum. Galiba ne üretiyorsak, ne hissediyorsak bunda yaşadığımız yerin de etkisi var. Caddebostan ve Kadıköy’ün havası bu sözlere etki etti. Zaten albümün adı da Ve Ev. Bunun ev huzurunda bir albüm olmasını istedim hep.

Sendeki eve dönüş vurgusu “Farklı sularda dolaştım. Şimdi tekrar eve dönüyorum” değil. Üçnoktabir ardından solo kariyerin başladı ama müziğinin temelleri çok değişmedi. Ve Ev adı tam olarak neyi vurguluyor biraz açar mısın?

Müziğimin başka bir aşamaya geçtiğini söyleyemem, ama kafam ve içimin başka aşamaya geçtiği muhakkak. Burada doğup burada büyüdüm ben. Köklerimi hissetmek ve bunu şarkılarda var edebilmekti amacım. Önceki albümlerle kıyasladığımızda Ve Ev çok farklı bir yerde değil. Ama bana göre çok daha renkli, coşkulu ve enstrüman açısından zengin bir sound hedefledik bu kez. Ve Ev’de bu var.

Evet renkli ve mutlu bir albüm bu. Ama melankolik de bir yandan.

O hep var. Sanırım hiç gitmeyecek. Renklerin içinde bile kendisini gösteriyor değil mi? (gülüşmeler) Yine de bence kesinlikle depresif bir albüm değil bu. Mutlu oluşu ise beni daha çok sevindiriyor. İçinde ufuk çizgisi gibi ferah şarkılar olduğunu düşünüyorum.

Üç numaralı şarkı Mucize’de şöyle diyorsun: “Her şeyi bırakacaktım, ama bir mucize oldu.” Neydi bu?

Spesifik bir şey söyleyemem. İnsanın kendisini kapalı kutuda hissettiği bir nokta vardır. Nefes alamadığını düşünür ve dışarı çıkmak ister. Bir mucize bekler. İşte tam o anı anlatıyor benim için o şarkı. Tamamen ümitsizken dahi her şeyin keskin bir şekilde dönebileceğini, hayatın buna gebe olduğunu gösteriyor.

İçerikte Pinhani’den Sinan Kaynakçı’nın bir bestesi var. Albüm kadrosunda başka kimler bulunuyor?

Faruk Kavi, Ozan Öner ve Burak Gürpınar var. Gülşah Erol çelloları çaldı. Trompette Serkan Emre Çiftçi vardı. Emre Ataker’i anmalıyım burada. Albümün yapımcılığını üstlendi. Ben en baştan beri aynı ekiple yola devam ediyorum. O yüzden solo olarak kariyerimi sürdürsem de ben kendimi bir grubun parçası gibi hissediyorum. Çünkü bu müziği tek başıma yapmıyorum.

Albüm kapağındaki ev nerede?

Erenköy’de. İnsanlar Londra’da filan zannediyorlar, öyle bir havası var galiba. Bu güzel. (Gülüşmeler) Albümün ismini belirledikten sonra kapak için kafamda bir ev görseli oluşmuştu. Erenköy’deki evin önünden de sıklıkla geçiyordum ve kapak için kullanabileceğimizi düşündüm. Sakinlerinden izin aldık ve çok kısa bir süre içerisinde çekimleri gerçekleştirdik. Bu kapak mutlu ediyor beni. Çünkü benim hayal ettiğim tam buydu.  

İngiltere’de biri 1970’lerde çıkmış kimi albümlerin kapak fotoğraflarındaki yerleri araştırıyor ve neredeyse tümünün hala aynı kaldığını kanıtlıyor. Sence Türkiye’de böyle bir çalışma yapılsa sonuç ne olurdu?

Sence?

Melis-Danişmend-003

Birçok müzisyen “Bu ülkede müzik yapmak çok zor” diyor. Sana göre bu zorluğun temel sebebi nedir?

Problem bir tane değil. Pek çok sorunla karşı karşıyayız. Hani bilgisayar oyunlarında olur ya, sağdan soldan canavarlar saldırır. O haldeyiz ve sürekli kendimizi savunmak zorunda kalıyoruz. Tamam, işimizin doğasında var bunlar ve uzun süre önce kabul ettik. Ama bunun da ötesinde bu ülke bize hep bir belirsizlik sunuyor. Bence en zor olan şey bu.

Umutsuz musun gelecekle ilgili?

Umutsuz olamam. Her fırsatta aksiyonda olmak, üretmek lazım. Ancak öyle bir süreçten geçiyoruz ki artık taş olsan çatlarsın. Yarınımızı bilmiyoruz. Bir saat sonramızı bile bilmiyoruz. Psikolojik olarak bu etkinin içindeyiz. İnsanlar ansızın yok oluyorlar, büyük acılar yaşıyorlar. Bunları anlamaya çabalarken bir yandan da yaşamaya çalışıyorsun. Konserlerle ilgili plan yaparken bile “inşallah” diyorum içimden. Çünkü her an her şey olabilir.

31 Mayıs 2016 tarihli BirGün Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Share

Comments are closed.