“Bütün bu havayı soluyoruz”

Röportaj|

Kadrosunu Cihan Önder, Emre Açıkgöz ve Tayfun Gür üçlüsünden oluşturan Congulus yılın ilk çeyreğinde debut albümünü Bozkır adıyla yayımladı. Bozkır’ın soundu bize onları daha yakından tanımamız gerektiğini fısıldayınca sorularımızı hazırladık. Hattın diğer ucunda Congulus vardı. (Röportaj: Gökçe Özakman)

Merhaba Congulus. Hikayenin en başından başlayalım mı?

2016 yılında Cihan Önder, Memet Emre Açıkgöz ve Tayfun Gür’den oluşan kadromuzu oluşturarak üretime başladık.  Psychedelic rock olarak tanımlayabileceğimiz ama aynı zamanda tam da bir türe bağlı kalmadığımız kendi müziğimizi üretiyoruz. Müzik dışında birbirinin muhabbetinden keyif alan, bir dostluk paylaşan üç adamız aslında. Congulus da bu arkadaşlığın ve uyumun bir sonucu. Kendi aramızda geliştirdiğimiz bir diğer iletişim şeklimiz.

Temelleri 2016 yılında İstanbul’da atılan Congulus’un üyeleri aslında nereli?

Hepimiz uzun süredir İstanbul’dayız. Ortaklaştığımız yer de burası aslında ama tabi farklı yerlerde köklerimiz var. Cihan Ankaralı, Tayfun İstanbullu, Emre Yozgatlı.

2016 sonunda Kış Ayının Kabusu isimli sekiz parçalık demo albümünüzü yayımladınız ve İstanbul da dahil olmak üzere Ankara, Eskişehir gibi diğer illerde konserler verdiniz. Mart 2019’da da ilk stüdyo albümünüz olan Bozkır’ı çıkardınız. Bozkır bu üç yıllık süre içerisinde mi oluştu? Hazırlık sürecinden biraz bahseder misiniz?

İlk bir araya geldiğimizde nasıl bir şey ortaya çıkacağını pek bilmiyorduk. İlk provadan sonra yakaladığımız özel bir uyum olduğunu fark ettik. Bunu üzerine de doğaçlamalarla başlayan sonra parçaların oluşmasını sağlayan üretken bir döneme girdik. Üst üste yeni çalışmalar ortaya koymaya başladık. Belli bir birikime ulaştığında bunu önce demo olarak yayınladık. Süreç içerisinde geliştirerek ve yeni parçalar da ekleyerek bunu Bozkır isimli albümümüze dönüştürdük. Üretimimiz devam etmekte ve gelecekte karşınıza yeni parçalar ve projeler ile çıkacağız.

Grubunuzun ismi Anadolu’dan gelen hikayelere dayanıyor. Albümünüzü dinlerken dikkatimi en çok Yıllar Geçecek Benden Bir Şey Kalmayacak isimli şarkınız çekti. Şarkınızla Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmine selam durduğunuzu hissettim. Sinema müziğinizi besliyor mu?

Her üretken insan gibi içinde bulunduğumuz coğrafya, iklim, sosyoloji ve kültürden etkileniyoruz. Yarattığımız hikayeler buna bağlı olarak içinde bulunduğumuz dünyadan izler barındırıyor. Tabi ki sinema, edebiyat, görsel sanatlar, tasarım, mimari, başlıca beslendiğimiz, zevk aldığımız ve işin içinde olduğumuz alanlar. Hepimiz güzel sanatlardan mezun olduğumuz için müzik dışında özellikle görsel sanat ve tasarımla çok ilgiliyiz.  Ayrıca Anadolu ile ilgili temalar zaten hem albümün hem de grubun isminden anlaşılacağı gibi ilgi alanımıza giriyor. 

— — —

“Eğer Anadolu rock’tan bahsedilen ’60-’70’lerde üretilen müziklerse o tavra saygı duyuyoruz. Bugün icra ettiğimiz müziğin temel taşlarını oluşturan bir üsluptur o. Sırtımızı oraya yaslamasak da değerli buluyoruz. Güncel anlamda Anadolu rock diye adlandırılan müzikten ise pek zevk aldığımız söylenemez.”

— — —

İleride bir filmin müziklerini yapmayı düşünür müsünüz?

Sanatı geliştirecek ve katma değer sağlayacak her alanda üretime varız. Duygu geçişlerinin yoğun olduğu progressive öğeleri olan enstrümantal bir müzik yapıyoruz. Yaratığımız atmosfer ve duygu yoğunluğu birbirine bağlanarak bir hikaye oluşturuyor. Bu da bir sinematografik bir yere de dokunuyor haliyle. Zaman zaman dinleyicilerden de benzer geri dönüşler alıyoruz. Yaratıcı ve özgür, üretmek isteyen insanlarla bir araya gelmek ve farklı projelerde buluşmaktan mutlu oluruz. Bu noktada film müziği ilerde üzerine çalışmak isteyeceğimiz ilgimizi çeken bir alan.

Albümde Bozlak isimli bir şarkınız var. Bozlak daha çok Türk Halk Edebiyatı’nda karşımıza çıkmakta ve konusu acıklı ağıt anlamına gelmekte. Yaptığınız şarkıdaysa daha modern ezgiler barındırıyorsunuz. Bozlağı hatırda tutmak için mi böyle bir şey tercih ettiniz? Yoksa tezat olanı seviyor musunuz?

Çocukluklarımızda evlerde Hacı Taşan, Ruhi Su, Muharrem Ertaş kasetleri vardı. Bütün bu havayı soluyoruz ve büyüyoruz. Fakat üst jenerasyonlarımızdan farklı olarak bizim dönemimize has edinimlerimiz bizi başka bir şeye eviriyor. Dolayısıyla bozlak diye isimlendirdiğimiz şey aslında tezat bir durum ve bize ait bir yorumlama.

Open in Spotify

Bozkır toplamda on bir şarkıdan oluşuyor. Şarkıların kendine özgü bir hikâyeleri var mı?

Parçaların müzikal bir yolculuk olması, hikayesi dışında ortaya çıkış hikayeleri ve ona göre isimlendirilme durumları var. Fakat bazı parçalarımız çıkışı sırasında kendi içimizde yaşadıklarımız durum ve olaylardan kaynaklı daha derin bir anlamalara sahip. Tabi bu hikayeleri çok dillendirmemeye çalışıyoruz. Çünkü dinleyici aktif olarak kendi hikayesini üretmeye, yapılan işe dahil olmaya başlıyor. En çok keyif aldığımız şeylerden biri de bu.

Siz ne tür müzikler dinlersiniz? Esin kaynağınız olan isimler var mıdır? Anadolu rock hakkında ne düşünüyorsunuz?

Her birimiz birbirinden farklı stillerde müzikler dinliyoruz. Jazz tavrından electronic seslere kadar geniş yelpazede müzik dinleyen, farklı tarzlardan beslenmeye çalışan bir grubuz. Beslendiğimiz birbirinden alakasız müzikler bir araya gelince ortaya bir sentez çıkmasını sağlıyor. Tek yönlü olmamaya çalışıyoruz.  Esinlendiğimiz gruplar var diyemeyiz ama üzerimizde ’90’larda psychedelic, avant-garde müzik yapan yerli grupların izleri vardır kesin.

Comments are closed.