Chuck Berry – Chuck

Albüm Kritik|

“Rock & Roll için gitarı elinize aldığınızda kendinizi Chuck gibi çalarken veya ondan öğrendiğiniz teknikleri tekrarlarken bulursunuz. Başka bir seçeneğiniz yoktur. Zira rock & roll’un başka bir yolu yoktur.” Eric Clapton’ın sözleri bunlar.

1950 ve 60’lı yıllarda gençlerin hayatlarından, şiirlerden ve hikâyelerden ilham alarak daha önce eşi benzeri görülmemiş bir söz yazarlığıyla müziğin çehresini değiştirmeye başladı Berry. Country ve R&B temellerinden şekillendirdiği berrak sounduyla Maybellene, Sweet Little Sixteen ve Roll Over Beethoven gibi klasiklere imza atan müzisyen, sonraki tüm jenerasyonları da etkisi altına alacak bir kültürel kırılmanın mimarıydı. Yalnızca bu janrın çerçevesini belirlemekle kalmayıp diğer birçok müzik türünün de filizlenmesine önayak oldu. Elvis Presley, The Beatles ve The Rolling Stones gibi sayısız kült oluşuma uçsuz bucaksız bir okyanusta yollarını kaybetmemeleri için bir rota çizmişti sanki.  Ömrünün doksanıncı basamağını tırmandığı gün neredeyse kırk yıla tekabül eden bir aranın ardından yeni bir albüm yayımlayacağını duyurmuştu. Birkaç ay sonra hayatını kaybetti ve yeni uzunçaları Chuck’ın dinleyici ile buluşmasına tanık olamadı Berry. Fakat biz onun yeni bestelerini dinleyebildiğimiz için tarihi bir zaman dilimine tanıklık ediyoruz. Eşi Themetta’ya adadığı otuz beş dakikalık uzunçalar aradan kaç yıl geçerse geçsin rock & roll ruhunun ve enerjisinin ilk günkü gibi muhafaza edilebileceğini somut bir şekilde kanıtlıyor. Elbette çıkış yaptığı dönemdeki gibi şiddetli fırtınalar estirmesini ummak mantığa pek de uygun düşmezdi. Gary Clark Jr.’ın gitarda eşlik ettiği Wonderful Woman’ın açılışı üstlendiği albümün yıldızı Tom Morello’nun riffleriyle süslediği  Big Boys oluyor. Otobiyografik bir anlatıma sahip parça Berry’nin müzikal anlayışının bir yansıması adeta. Johnny B. Goode’a bir devam niteliğinde olan Lady B. Goode dinleyiciyi keyif veren bir nostaljinin içine sürüklerken blues yönü ağır basan Dutchman Berry’nin etkileyici hikaye anlatımından payına düşeni alıyor. Chuck uzunçaları rock & roll tavrının nasıl yıllar boyunca etkisini kaybetmeden yankı bulduğu sorusuna bir cevap niteliğinde. Hafızaları tazeleyen bu kaydı es geçmeyin.

Comments are closed.