David Byrne – American Utopia

Albüm Kritik|

“Bir sorunun cevabı olması gerekiyor mu? Başka bir yolu olamaz mı?” diyor David Byrne yeni albümü American Utopia’da. Talking Heads gibi efsanevi bir grubun esas adamının on dört seneden sonra gelen ilk solo albümüne bakıyoruz. Byrne artık altmış altı yaşında.

Kariyerinde bu kadar ilerlemişken her şeyi rayına oturtmuş ve tüm cevapları bulmuş bir adamla karşılaşmayı bekleyebilirsiniz. Byrne’ün bize yeni uzunçalarda sunduğu ise sürekli kendini, dünyayı ve sürüp giden düzeni sorgulama üzerine kurulu. Albümün adının American Utopia olması kesinlikle tesadüf değil. David Byrne, Trump seçiminden sonra Amerikan rüyasının bitişine uzaktan bir bakış atıyor ve kendi yerini bu düzende sorguluyor. Albüm I Dance Like That ile başlangıç yapıyor. Byrne’dan beklediğimiz tınılardan çok farklı olduğunu kabul etmeliyim. Yavaşça başlayan piyano tınıları gittikçe katmanlanıyor ve nakarat kısmında synthesizer ağırlıklı bir dans parçasına dönüşüyor. Hemen ardından gelen Gasoline and Dirty Sheets ise kariyerlerinin olgunlaşma aşamasına geçmiş bir indie pop grubunun albümlerinden çıkmış gibi tınlıyor. David Byrne, bu uzunçalar ile geçmişini bir kenara bırakarak tamamen günümüzün kültürüne ve dinleyicisine odaklanıyor. Üstelik bunu yaparken de beklediğinizin çok ötesinde. Albümün ortalarına doğru ise bu deneysel yapı sıkıcılaşmaya başlıyor. Dog’s Mind, This is That ya da Bullet kesinlikle daha sonra tekrar tekrar dinlemek için not alacağınız kayıtlar değil. Ancak albümün sonlarına doğru altın değerinde iki kayıt baş gösteriyor. Doing The Right Thing, Field Music’in yeni albümünde duymak istediğim ama bir türlü bulamadığım bir kayıt gibi. İlk single Everybody’s Coming to My House ise üflemelileri ve synthesizer üzerine kurulu melodisi ile bana “Pulp Common People’ı 2018 yılında yayımlasa nasıl olurdu?” sorusunu aklıma getiriyor. American Utopia’nın en büyük problemi belki de bu. Adeta parıldayan birkaç kayıt yanında bir daha Byrne’ün diskografisinde hatırlanmayacak şarkılar bir arada yer alıyorlar. Tabii ki Byrne, Morrissey gibi eski hikayeleri döndürerek tatsız kayıtları art arda sıralayabilirdi. Ancak on dört sene bekleyerek ve bu sırada ortak albümlerde yer alarak sınırın ötesine geçti. İşte, bu cesaret de albümdeki farklılığı ortaya koyuyor.

Share

Comments are closed.