“Devam edebildiğim kadar devam etmek”

Röportaj|

Müzik kariyerine ’90’ların ilk yarısında Bristol’da başlayan Matt Elliott bu akşam Borusan Müzik Evi’nde ilk İstanbul konserine çıkacak. Karanlık seslere meraklı müzisyen ile kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik.

Merhaba Matt. Bize katıldığın için teşekkürler. Şu an nerede yaşıyorsun?

Şu sıralar Fransa’nın Kuzeybatı bölgesinde bulunan Nancy’deyim.

Seni kendi şarkılarını yazmaya ve kendi müziğini var etmeye iten güç neydi?

Müziğin içindeki duygusal etkiler beni her zaman büyüledi. Biraz yaş aldığımda ve müziğin nasıl ortaya çıkarılabileceğini öğrenmeye başladığımda bir çeşit müziğin, ezginin kayıp olduğunu fark ettim. İşte bu beni harekete geçirdi ve müzik kainatındaki küçük alanımda bir şeyler bulmak hedefiyle üretime geçtim.

Son zamanlarda neler dinliyorsun?

Şu sıralar ’60 ve 70’lerden American soul kayıtlarını dinliyorum. Çünkü nadiren de olsa DJ setin başına geçip söz konusu dönemlerin yeraltı soul ve funk şarkılarını çalıyorum. Açıkçası bu tavırlar benim ürettiğim müziğin tam zıttı ve belki de bu yüzden soul ve funk şarkılarını böylesine seviyorum.

Kariyerinde yirmi beş yılı geride bıraktın. Bu çok sayıda albüm demek. Ayrıca The Third Eye Foundation’ı da unutmayalım. Geriye dönüp baktığında müziğinin gelişim süreciyle ilgili tüm samimiyetinle neler söylersin?

Açıkçası hala kusursuz kayıt yapabilmek için düşünüyorum. Fakat daima başarısız olacağım. Çünkü bu imkansız. Albümlerime bakınca net olarak şunu görüyorum: Güzel bir şey üretmek için ortaya atılan başarısız girişimler. (Gülüyor) Tabii biliyoruz ki bu bir müzisyenin doğası gereği hissettikleridir. Kendi imzanı taşıyan bir iş seni asla tam anlamıyla tatmin etmez.

— — —

“Şu sıralar genç bir müzisyen olmak istemezdim. Benim başladığım döneme kıyasla şu an çok zor bir dönemle karşı karşıyayız.”

— — —

Peki biraz daha açıyorum izninle. Geride kalan bu çeyrek asırlık süreçte müziğin yapım aşamasındaki ve kitlelere ulaşımındaki teknolojik gelişmelerle ilgili fikirlerin neler? Sence artık her şey olacağına vardı mı, yoksa müzikteki devrim katlanarak devam eder mi?   

İnternetin müziğe nasıl ulaşılacağı konusunu çok güçlü bir şekilde değiştirdiğini düşünüyorum. Bu bir yönden iyi. İyi çünkü dünyanın en ücra köşesinde yaşayan insana bile müziğim ulaşabiliyor. Bu bir yönden de kötü. Kötü çünkü Spotify gibi şirketler kar elde edebilmek için çok satan albümlere nazaran adı pek bilinmeyen isimlerin albümlerini görmezden geliyor. Ben YouTube’u önemsemiyorum. Demek istediğim şu: Dünyanın hemen her köşesindeki insanlar istediği şarkıları dinleyebilir. Ama YouTube, Spotify ile aynı düzlemde değerlendirilemez. Özetle teknolojinin bu yönde ilerleyişinin iyi ve kötü yanları var. Üretim aşamasını da sormuştun. Elbette, şu an bir kaydı var etmek çok daha kolay. (Gülüyor)

Open in Spotify

Müzik dışına çıkalım. Gerçi bir yönden bağlı kalmayı sürdüreceğiz. Hayatında başka neler var ve tüm bunlar senin müzisyen tarafını ne ölçüde etkiliyor?

Spor. Bisiklet sürmeyi seviyorum. Açıkçası bir bisiklet koleksiyoncusuyum. Bu harika bir şey çünkü zihnimi temizliyor ve söz ya da melodilere ulaşmak için bana fikirler sağlıyor.

Gelecek planların neler?

Sadece devam etmek. Devam edebildiğim kadar devam etmek.

Son soru: Seni İstanbul’da göreceğiz bugün. Hem şehir, hem de bu konserle ilgili neler söylersin.

Bu benim için ilk. İstanbul’a ilk kez geliyorum ve çok heyecanlıyım.

Comments are closed.