Fink – Fink’s Sunday Night Blues Club Vol 1

Albüm Kritik|

Sürekli üretimde bir isim Fink. Onu bir kere severseniz tüm albümlerini ve albümlerindeki tüm şarkıları da seveceksiniz demektir.

Her zaman kendini kollarına bırakmak istediğini söylediği blues kapısından içeri girdi. Fink’in Hard Believer ve Wheels adlı şarkılarında blues denemişliği var. Çünkü blues ile kendine has bir bağa sahip olma isteği vardı. Bu iki şarkıdan sonra blues kapısından girebileceğini anlayıp çalışmalara başladı. Fink’s Sunday Night Blues Club Vol 1 albümü bu serilerin devamının habercisi. Bu bile tek başına harika bir haber. Albüm yine Fink şarkılarındaki büyüleyici sessizlik ve kusursuz vokalleri taşıyor. Fakat her enstrümanın ve ses sizi bir şeylere hazırlıyor. Genel olarak ağır ilerleyen albümün sonlarına doğru davullar heyecanlı ve keskin bir giriş yapıyor. Fink sıradan bir şarkıcı değil. Sesinin özel bir titreşimi ve etkisi var. Fink’i nerede duyarsanız tanırsınız. O kadar karakteristik ve o kadar detaylı yeteneklere sahip bir müzik insanı, kendine ait olan blues tınılarını keşfettiğinde, doğru zamanı ve yeri bekledi. Howlin’ Wolf, John Lee Hooker gibi efsanelerin ve modern kayıtların izini süren Fink kendi şarkılarındaki blues esintilerini de çantasına toplayıp yazdı, çaldı ve kaydetti. Tek istediği sevdiği kayıtlar gibi bir blues albümü yapmaktı. Sinirli, düzensiz, heyecanlı ve kaba… Fink albümün yapımcısı Flood için “Bizden farklı bir karakter, müziğin rengini görebiliyor. Ne istediğimi çok iyi biliyordu. Altı gün boyunca stüdyosundaydım ve her şey kulağa büyülü, mistik ve gürültülü geliyordu. Bu yüzden ne yaptığını bilmiyordum. Yaptığım şeylerin üzerine ekledikleriyle işi oldukça geliştirdi. Tam istediğim gibi her şey çok keskin duyulabiliyordu” diyor. Böyle bir birliktelikten, bu kalitede bir albüm çıkması da kaçınılmazdı diye düşünürken buldum kendimi. Bu albümü yaptığınız şeylerin fonuna eklediğiniz zaman her şey biraz daha anlam kazanacak. Blues’un en büyüleyici etkilerinden biri de gördüğünüz her şeyin anlatacak bir şeyi olduğunu hatırlatmasıdır. Fink de kendine has blues tarzı ile bize anlatacaklarını veriyor. Bu şarkıları dinlerken baktığınız her şey daha güzel görünecek. Algıları açın, çünkü ne olacaksa zaten o oluyor.

Comments are closed.