Flört – Bambaşka

Albüm Kritik|

Yerli sahnenin nevi şahsına münhasır ekiplerinden Flört yeni uzunçaları Bambaşka’yı dinleyicinin beğenisine sundu. Yaklaşık on sene boyunca yoluna Ozan Kotra, Çağatay Kehribar ve Hakan Çağlar kadrosuyla devam eden grup Ata Akdağ’ın geri dönüşüyle eksik parçalarını tamamlıyor.

Yirmi beş yıllık dostluklarını ve biriken tecrübelerini albümlerine aktarıyorlar. Birbirinden renkli on parçanın ses verdiği Bambaşka, grubun tüm albümlerinde olduğu gibi analog teknolojisiyle kaydedilmiş. Flört’ün soundunu tanıdık ama bir o kadar da ayrıcalıklı kılan bu seçim, diskografilerinin yedinci ayağında da müzikal anlayışlarından ödün vermediklerinin bir göstergesi. Dinleyerek büyüdükleri rock & roll tavrına sıkı sıkıya bağlı bir oluşum Flört. Fakat bu bağlılıkları onları tutsak etmiyor. Bilakis köklerinden güç alarak yenilikler sunmaya gayret ediyorlar. Kendilerini retro tavrının güvenli kollarına bırakmaktan olabildiğince kaçınıyorlar. Böylelikle onlara kulak verirken eski ve yeninin sentezini hissedebiliyorsunuz. Açılışı albümün en farklı tınlayan parçalarından Dedim yapıyor. Zaman zaman MFÖ’ye kulak veriyormuş hissine kapıldığım şarkı uzunçaların en dikkate değer çalışmalarından. Birkaç dinleyişin ardından kendinizi sözlerini mırıldanırken bulabileceğiniz Yorgun Düştüm, aşina olduğumuz Flört sounduyla karşılıyor bizi. Grup yeni uzunçalarında bizi şaşırtmıyor fakat kendilerini tekrar ettiklerini iddia etmek haksızlık olacaktır. Zira Sende Kalsın ve Benim Suçum diğer şarkıların arasından kolaylıkla sıyrılıyor ve tekrar dinleme isteği uyandırıyor. Flört denildiğinde aklımıza ilk düşen parçalardan Rasta Baba’nın maceralarını dinlemeyi özleyenlere ilaç gibi gelecek Rasta Baba II ise oldukça hoş bir sürpriz. Orhan Veli Kanık’ın Ayrılış adlı şiirinden bestelenen Ağlayamam  sizi yalınlığıyla ele geçirebilecek başarılı bir uyarlama. Grubun samimi tavrının bir yansıması olan Turkish Rock & Roll tüm dinamizmiyle albümün seviyesini yükseltiyor. Ömre Bedelsin ile naif ve sakin bir kapanış yapan Bambaşka yeri gelince gülümseten yeri gelince duygulandıran ama her şeyden önce eğlendirmeyi başaran bir albüm. Fuat Güner’in süpervizörlüğünü üstlenerek dokunuşlarıyla yapısını zenginleştirdiği uzunçalarda grubun potansiyelini tam anlamıyla yansıtıp yansıtmadığı tartışılır fakat sadık dinleyici kitlesini de onlara yeni kulak verecek dinleyicileri de tatmin edecek kaliteli bir çalışma olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Comments are closed.