“Gösterişten uzak bir şey yapmaya çalıştık”

Röportaj|

roadside.picnic yeni uzunçalarları Le Cafard‘ı kısa bir süre önce dinleyiciye sundu. Ağaçkakan ve Armonycoma ikilisine merak ettiklerimizi sorduk.

Yeni albümünüz Le Cafard için tekrar tebrikler. Albüm nasıl bir sürecin sonunda ortaya çıktı? Üretim ve kayıt aşaması nasıl gelişti?

Ağaçkakan: Teşekkürler. Albümü, her anında üzerine yoğunlaşamadığımız bir buçuk yıllık bir sürede tamamlayabildik. Le Cafard‘ın ismine de, bütün konseptine de dört yıl önce karar verdiğimiz için, vakit ayırabildiğimiz zamanlarda çok hızlı ilerledik diyebilirim. Prodüksiyon safhası tamamen Karabayır’daki stüdyomuzda tamamlandı. Ben şarkıları genelde sokakta ya da yürürken yazmaya çalıştım. Kayıtları beş farklı mekanda gerçekleştirdik. Karabayır’dakiler hariç olmak üzere tüm kayıtları emanet ekipmanlarla, arkadaşlarımızın bar, galeri ve evlerinde aldık.

Armonycoma: Albümü sindire sindire ortaya çıkardık diyebilirim. Zaten işin en keyifli anı oluşturma süreciydi. İkimizin kafasında oluşan o belirsiz imgeyi somutlaştırma sürecinden bahsediyorum. Doğru anları yakalayabildiğimizi düşünüyorum. Ağustos 2015’te Etrafındalar ve Ya’hat şarkılarıyla başlangıcı yaptık. Rigor Mortis‘ten farklı olarak Burkay’ın da müzik üretmeye başlaması, işleri daha da etkileşimli bir duruma getirdi.

2012 yılında yayımladığınız Rigor Mortis ile Le Cafard‘ın ne gibi farklılıkları var? Neleri daha yapmaya çabaladınız?

Ağaçkakan: Rigor Mortis görece daha çiğ ve lo-fi bir albümdü. Kullandığımız seslerin tabiatına sadık kalarak hareket ediyorduk. Müziğimizi kesip biçtiğimiz sample’lar üzerine inşa ediyorduk. Bu albümdeyse sesleri kendi istediğimiz kuytulara çekmeye çabaladık. Bunun yanında birbirimizi tanımaya, keşfetmeye ve karşı tarafın şarkı üretimindeki alışkanlıklarını yıkmaya çalışıyorduk. Bu huy baki kaldı, fakat bunun dışında her şey ziyadesiyle değişti. Bir öncekinden çok daha farklı bir şey yapamayacaksak yenisini yapmanın ne manası var? Baştan sona kadar kesmeden dinlenebilecek ve gösterişten uzak bir şey yapmaya çalıştık.

Armonycoma: Aynı olduğu tek nokta temeldeki o öz, geri kalan her şey farklı. Müzikteki hiçbir kalıbı kabul etmiyoruz ve özgün bütünlüğü olan bir işi, tarza bağlı olarak oluşturmuyoruz. Teknik olarak daha iyisini yaptığımızı düşünüyorum, ama sanatta ilerlemeyi de kabul etmiyorum.

Şarkıları İstanbul ve kürkçü dükkanı olarak tanımladığınız Eskişehir’de hazırlamışsınız. İki farklı şehrin atmosferini solumak müziğinizi nasıl etkiledi?

Ağaçkakan: İstanbul’un kaosu ve sürati benim yüzümden ya da benim sayemde ister istemez albüme sirayet etti. Diğer yandan Eskişehir’in de bir o kadar yavaş ve stabil bir kent olması albümü kendiliğinden çelişkili hale getirdi. Aslında ben bir nevi Mustafa tarafından veri toplamak için olay mahalline gönderildim. Bütün ambulans sirenlerini, polis ablukalarını dinlemem ve izlemem gerekiyordu.

Armonycoma: Türkiye’nin atmosferini solumak etkiledi diyebilirim. Değeri olanı üretebilmek için de olayların hem içine girip, farkında olup hem de tamamen yok sayabilmeniz gerekiyor. Karabayır’da biraz daha izole durumdaydık. Orada ne yapmak istediğimizi ve istemediğimizi daha iyi anlayabildik.

Şarkı sözlerini yazarken nelerden besleniyorsunuz? Tüm sözleri belli bir tema belirleyerek mi yazıyorsunuz, yoksa her birinin kendi hikayesi mi var?

Ağaçkakan: Kelimelerden besleniyorum. Kelimelerin aslında her manaya gelebilecek olmasından, anlamın öyle ya da böyle yıkıntıyı andırmasından… Le Cafard için konuşacak olursak ortada iki kelimelik bir konsept vardı: Efkarlı hamam böceği. Bütün sözleri bu merkezin etrafına inşa ettim ve tek bir öykü anlatmaktan uzak durmaya çalıştım. Bir şarkıya yirmi farklı hikaye saplayacak kadar ileri gittim. Ve bazen benim bile anlamakta zorlanacağım bir karmaşıklık yaratmak için, rastlantısal kes yapıştır metotları kullandım.

Sözlerde ülkenin politik durumuna yönelik göndermeler de var. Yaşadığımız ülkenin içinde bulunduğu durum şarkı sözlerinize nasıl yansıyor? Yaşanan olaylarla ilgili söylemek istediğiniz şeyleri rahatlıkla yazabiliyor musunuz, yoksa bir otosansür uygulama ihtiyacı duyduğunuz oluyor mu?

Ağaçkakan: Velhasıl Türkiye’deyiz ve bundan kurtuluşumuz yok. İnsan kendini böyle bir atmosferden nasıl soyutlayabilir bilmiyorum. Soyutladığında ve yokmuş gibi davrandığında ne kadar gerçek dışı ve otomatik şeylerin ortaya çıktığını görmek için ana akıma bakmak yeterli. Bu yüzden sözleri fevkalade bir rahatlıkla, aklımda hiçbir soru işareti ya da acaba olmadan yazıyorum. Kimin ne diyeceği, toplumun hangi kesiminin rahatsızlık duyacağı maalesef umurumda değil. Gariptir ki “Her An Herkes Terörist Cumhuriyeti”nde olduğumuzdan dolayı, bazı söylemlerime benden daha çok endişelenen arkadaşlarım var. Benim açımdan ziyanı yok, söylemek istediklerimi söylemeseydim içim sıkılırdı, aynaya bakamazdım.

Le Cafard‘ı bir de plak olarak dinleyiciye sundunuz. Bağımsız diyebileceğimiz bir grup için oldukça cesur bir hareket bence bu. Fikir nasıl ortaya çıktı?

Ağaçkakan: Le Cafard‘ın yapımı esnasında plak fikri hep aklımızın bir köşesine iğneliydi ve bunu yabancı menşeli bir şirketten ziyade bu topraklarda, kendi kendimize yapmak istiyorduk. Nasılını bilmeden albümü yapmaya devam ettik. Tuhaf bir rastlantı eseri Le Horla Records’un kurucusu Kerem’le tanıştım. Yalnızca plak yayını yapacak bir müzik firması kurmayı planladığını ve bunu M4NM ile beraber yapmak istediğinden bahsetti. Böylelikle bir çalışan olarak Le Horla’ya katıldım. Aradaki frekans tutunca ve müziğe aynı perspektiften baktığımızı fark edince de her şey müthiş bir süratle ilerledi.

Le Cafard‘ın lansman konserlerinde sizlere gitarda Yiğitcan Akçelik ve bas gitarda Oğuzhan Gedik eşlik etti. Bu ikiliyle sahne almaya devam edecek misiniz? Onlarla gerçekleştirmeyi düşündüğünüz başka planlarınız var mı?

Armonycoma: Tamamen kendiliğinden gelişti. Albümün yapım sürecinde Oğuzhan’la tanıştım ve iki şarkı için (Kılıkbazın 3 Günü ve Tanık Kör) bas kayıtları aldık. İkisi de sahnede enstrüman çalan olarak değil, yaptığımız müziği seven ve katkıda bulunan kişiler olarak yer alıyor. Bu albümün sahnesi için istediğimiz dinamizmi sağladılar. Yeni bir şeyler de yapıyoruz. İş sadece ortak boş vakitleri yakalamaya kalıyor.

M4NM isimli bir hip hop kolektifinin parçasısınız. Bu oluşumun felsefesinden ve yeni projelerinden biraz bahsedebilir misiniz?

Ağaçkakan: M4NM ilk kurulduğunda bir hip hop kolektifiydi, fakat geçtiğimiz sekiz sene içerisinde bu durum bir hayli değişti. Artık çok geniş skalada üretimler yapan arkadaşlar var aramızda. Felsefemiz içimizden geleni yapmak ve bizle paralel düşünen müzisyenlerle dayanışma halinde olmak. Tek başına kat edemeyeceğin yolu yavaş yavaş, manzarayı izleyerek ve hep beraber yürümek. M4NM üzerinden dijital yayınlar yapmaya devam edeceğiz. Muhakkak yeni insanlarla tanışıp onları da aramıza dahil edeceğiz. Belki de bazıları ayrılacak, zaman beraberinde nasıl sıkıntılar getirirse projeler de o sıkıntılardan kök bularak filizlenecek. Bununla beraber Le Horla Records olarak plak yayınlarına 2017’de de devam edeceğiz. Şimdilik hangi gruplar olacağından bahsetmeyeyim.

Armonycoma: M4NM’ın amacını iyi işler üretip, birbirimizi gazlamak olarak özetleyebilirim. Altında amatör ruhu koruyup, dişe dokunur müzikler yapma fikri yatıyor. Yeni projeler de bu doğrultuda gerçekleşecek.

Türkiye’deki underground ve hip hop piyasasının durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Armonycoma: Bağımsız müzik ilerliyor nihayetinde, ama sapla samanı da ayırmamız gerekiyor. Ortaya çıkan şahane işlerin yanında, bu pastadan bir dilim de ben alayım mantığıyla ortaya çıkan seri üretim işlerin sayısı da çok fazla. Doğru eleştiriler ortaya koyabilmek ve bunu heves kırmadan yapabilmek önemli olan.

Ağaçkakan: Bir tarza saplanarak değerlendirmek manasız. Pop ise pop’tur ve bunu her janrda becerebilirsiniz. Yeter ki derdiniz tüketilmek ve ambalajla sunulmak olsun… Tavrınıza göre konumlanırsınız, reddettikleriniz kimliğiniz olmaya başlar. Benim dinlemekten çok keyif aldığım bir sürü müzisyen ve grup var. Umarım hiçbiri pes etmez ve var olmaya devam ederler. Madalyonun diğer yüzündekiler de umarım yok olacaklarının farkındadırlar. Zaman ve mana kazanacak, madde değil.

Son olarak ileriye dönük planlarınız neler? Sizden neler duyacak ya da neler göreceğiz?

Armonycoma: Le Cafard‘ın remiks albümünü organize etmeye çalışıyoruz bu sıralar. Çok heyecan verici şarkılar gelmeye başladı. Konserlere mekanlar el verdiği müddetçe devam edeceğiz. Burkay’ın ve benim Karabayır’da miksleri yaparken, boş zamanlarımızda kayıtlarını yapmaya başladığımız solo albümlerimiz var. Birkaç ay içerisinde onları da yayımlayacağız.

Ağaçkakan: Ben daha çok yürümeyi planlıyorum, fakat farklı kentlere musallat olmam gerekiyor.

Share

Comments are closed.