“GÜÇLÜ BİR REAKSİYON GÖSTERMEK GEREKİYOR”

Röportaj|

2016 yılında müzik adına gerçekleşmiş en güzel şeylerden biri Cosmic Wings’in aynı isimli çıkış albümüydü. Bu vesilesiyle Lale Kardeş, Tarkan Mertoğlu, Baki Turanlı ve Barış Çelenk’le buluştuk. Albüm, yeni planlar ve müzik piyasası gibi birçok konu hakkında konuştuk.

Biz yeni The Ringo Jets EP’sini beklerken Cosmic Wings ile hoş bir sürpriz yaptınız. Bu projenin nasıl hayat bulduğundan biraz bahsedebilir misiniz?

Tarkan Mertoğlu (Gitar): Benim çok uzun zamandır heavy rock tarzında bir grup kurma fikrim vardı. Konuyu Lale’ye açtım, o da basçı olarak Baki’yi önerdi. Sonrasında Baki’ye bundan bahsettim ve grupta bas gitar çalmasını istedim.

Baki Turanlı (Bass): Lale’den de grupta davul çalmasını istemiştik fakat çok yoğundu ve biraz da yorulmuştu. Ona rağmen önce şarkı sözlerini yazarak katkıda bulundu. Sonrasında da Barış gruba katıldı.

Tarkan: Başta vokalleri ben kaydetmiştim, ancak vokal yapmayı pek istemiyordum. Ardından vokalleri de Lale’yle kaydettik. Sonuç olarak iyi bir kimya yakaladık.

Albüme gelen yorumlar nasıl? The Ringo Jets dinleyicisi nasıl buldu albümü?

Tarkan: Genelde iyi tepkiler aldık. Açıkçası ben bu kadar olumlu tepkiler alacağımızı zannetmiyordum.

Lale Kardeş (Vokal): Ben bir ilgi olmasını bekliyordum, fakat bu kadar değil. Özellikle The Ringo Jets hayranları tarafından tepki alırız diye düşünmüştüm. Ancak onların da yorumları çok olumlu oldu. Zaten Türkiye’de gitar müziğine duyulan bir açlık var. Dolayısıyla insanlar böyle bir müziği duyduklarında hemen ilgi gösteriyorlar. Cosmic Wings’e de o şekilde yaklaştılar.

Tarkan: Bir de stoner metal grubu olduğumuz yönünde yorumlar geldi. Aslında burada da bir yanlış yorumlama var. Stoner metal bizim de dinlediğimiz ve sevdiğimiz bir tür, ama yaptığımız müzikte bunun etkileri yok. Heavy rock ve klasik rock çerçevesinde bir müzik icra ediyoruz aslında.

Albümün yazım ve kayıt süreci nasıl gelişti?

Lale: Tamamı yaklaşık bir yıl sürdü. Hem çok eğlenceli hem de çok maceralı bir süreçti.

Baki: Tarkan’la bir araya geldikten sonra şarkılar üzerinde düşünmeye başladık. İki haftalık bir süre sonunda şarkıların büyük bölümü hazırdı. Sonrasında Lale de şarkı sözlerini yazdı ve Tarkan’la vokal melodilerini düzenledi.

Tarkan: Her şeyin başında hiç bütçemiz yoktu. Bu albümü bir şekilde bitirmeyi düşünüyorduk sadece. Tüm kayıt sürecini kendi imkanlarımızla tamamlaya çalıştık. Davulları Tantana Records’un stüdyosunda, gitar ve basları da evimizde kaydettik.

Lale: Vokal kayıtları, mix ve mastering ise Mert Aksuna tarafından gerçekleştirildi.

Şarkı sözlerinde bilim kurgu teması hakim. Sözleri yazarken bir konsept var mıydı aklınızda? Özellikle etkilendiğiniz kitap ya da filmler oldu mu?

Lale: Konsept bir albüm değil, şarkılar birbirinden bağımsız hikayeler anlatıyor. İlk olarak aklıma Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz Öyküleri geliyor, ama şarkı sözlerini yazarken özellikle “Bundan etkilendim” diyebileceğim bir kitap ya da film yok. Zaten hepimiz fantazya ve bilim kurgu kültürlerine ilgi duyuyoruz. Bu ilgiyi de şarkı sözlerine yansıttık.

Albümü plak olarak da dinleyiciye sundunuz. Bağımsız olarak nitelendirebileceğimiz bir grup için oldukça cesur bir hareket bu bence. Bu kararı nasıl verdiniz?

Lale: Plak konusu tamamen menajerimiz Reha Öztunalı’nın çabalarıyla gerçekleşti. Tantana Records’un Feedback projesi sayesinde de epey ilgi gördü bu fikir.

Tarkan: Bizim ilk planımız albümü sadece plak ve dijital olarak yayımlamaktı. Albüm çıktıktan sonra çok fazla CD isteyen ya da soran dinleyiciyle karşılaştık. Şimdi albümü bir de CD olarak yayınlamayı planlıyoruz.

Albümden önce Discover adında iki şarkılık (Pentagram – Sing of theWolf ve Budgie – Breadfan) bir cover EP’si yayınladınız. Bu EP’ye nasıl yorumlar geldi?

Tarkan: Özellikle Breadfan cover’ı çok beğenilmiş. Budgie hayranları ortadaki yavaş kısmı kesmediğimiz için epey olumlu yorumlar yaptılar.

Lale: Benim vokallerimi Burke Shelley’ye benzetip övenler de oldu.

Cover yapacağınız şarkıları seçerken nelere dikkat ediyorsunuz peki? İleride bir cover albümü yapmayı düşünüyor musunuz?

Tarkan: Bir cover albümü yapmayı isteriz tabii ki. Zaten cover yaparken bolca eğleniyoruz. Etkilendiğimiz gruplara saygı duruşunda bulunuyor olmak da son derece keyif veren bir durum.

Baki: Seçtiğimiz şarkıların bizim müziğimizde ne kadar iyi tınladığına dikkat ediyoruz. Kendi janrımız dışındaki şarkıları yorumladığımız da oluyor. Önemli olan seçtiğimiz şarkıların bizim müziğimizle de kulağa hoş gelmesi.

Albüme yurt dışından da olumlu yorumlar aldınız. Oraya yönelik planlarınız var mı?

Lale: Yurt dışına yönelik planlarımız elbette var. Hatta bazı konser teklifleri ve görüşmeleri de oldu. Henüz hiçbiri kesinleşmediği için daha fazla detay veremiyorum.

Uzun zamandır Türkiye’nin underground piyasasının içindesiniz. Piyasanın şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Lale: Müzikal açıdan çok iyi işler üreten müzisyenler ve onları samimi bir şekilde destekleyen bir kitle var ancak sayıları gün geçtikçe azalıyor. Öte yandan tavırda da bazı sorunlar var. Ülkedeki durumu da göz önünde bulundurunca yeraltındaki müzisyen ve dinleyicilerin bir gürültü kopartmasını bekliyorsunuz. Fakat yeterli gürültüyü duyamıyoruz maalesef.

Tarkan: Lale’nin de dediği gibi underground tavrının özünden gittikçe uzaklaşan bir durum söz konusu. Popülist bir algıyla hareket ediliyor artık. Bundan birkaç yıl önce ön yargıyla yaklaşıp dinlemediği grubu, bugün sadece çok popüler oldu diye dinleyen insanlar var. Müziğe ayrılan zaman çok da önemsenmiyor şu sıralar. Bu yeraltı kültürünün de içini boşaltıyor bence. O yüzden açıkçası ben piyasanın nasıl bir durumda olduğu üzerinde çok fazla kafa yormuyorum.

Baki: Bir de artık eskiye nazaran daha düşük bir potansiyele sahip ve daha ufak bir kitlesi var. Şu an underground dinleyicisine yönelik müzik yapan grupların İstanbul’da sahne alabileceği sadece iki sahne var. Çok değil üç ya da dört sene öncesinde bile sayıları daha fazlaydı.

Peki sizce Türkiye’nin gündemi müzisyenlere nasıl yansıyor?

Lale: Türkiye’de müzisyen olmak için ruh hastası olmak gerek. İçinde bulunduğumuz durumu kabullenerek yaşıyor insanlar. Müziği bir eğlence aracı olarak görme refleksi var. Oysa müziğin esas gücü bu tip durumlarda kendini belli eder.

Baki: Bir de Türkiye’de müziği hobi olarak görme algısı var. Önce bir meslek edin, müziği hobi olarak da yaparsın fikriyle yetiştiriliyoruz mesela. Müzisyenim dediğimizde “Peki normalde ne yapıyorsun?” gibi sorularla çok karşılaşıyoruz. Bunların yanında bir de sürekli kötü haberler okumak zorunda kalıyoruz. Mesela ilk konserimizi 15 Temmuz’da verecektik. O gece olanlar herkesin malumu…

Barış Çelenk (Davul): Böyle bir ortamda kendini motive etmek de neredeyse imkansız. Müziğin sesini kısmanın doğru olmadığını söyleyince, anlamsız tepkilerle karşılaşıyorsun. Yaşanan olaylara üzüldüğün ya da sinirlendiğin yetmezmiş gibi bir de bu konuda açıklama yapmak durumunda kalıyorsun. Müziğin ciddiye alınmadığı bir ortamda kendini motive etmek de zorlaşıyor.

Lale: İnsanların yaşananlara karşı sessiz kalmalarını, bunları kabullenmelerini anlamak da güç… Bunca kötü şey olurken acıya saplanmak yerine güçlü bir reaksiyon göstermek gerekiyor aslında.

Tekrar albüme dönecek olursak… Klip çekmeyi düşündüğünüz şarkılar var mı?

Lale: Planlarımızda var, ancak ne zaman gün yüzüne çıkacakları konusunda kesin bir şey söyleyemiyorum. Şimdilik aklımızda Volcano ve Light of the Ancient var. İleride Red Moon olabilir.

Son olarak yakın zamanda sizden neler görecek ya da duyacağız?

Barış: Ocak ayında Babylon’da gerçekleşecek bir 360° çekimimiz olacak. Şimdilik en yakında o var.

Lale: Henüz tarihleri kesinleşmedi ama birkaç konser haberimiz de olacak.

Paylaş

Comments are closed.