Hedonutopia – Ucube Dizayn

Albüm Kritik|

2011 yılında bir yaz ayıydı sanırım. Peyote’ye konser dinlemeye gitmiştim. Konser başlayana kadar da terasta vakit öldürmeyi planlıyordum. O zamanlar Peyote’de canlı sahne giriş kattaydı. İçeri girdim ve dümdüz merdivenlere doğru gittim.

Tam o sırada sahnedeki vokalin derinden ve etkili gelen sesi çiviyle yere çakılmış gibi kalmama neden oldu. Tam iki dakika sonra sahnenin dibinde, havada uçuşan ışıklara ve kulaklarıma doğru aşırı naif ve binbir hisle gelen notalara tutulmuş, ağzım açık dinlemeye başladım. Onlar susana kadar da hareket etmedim. Müziğe dair umudumla, sahnedeki grubun müziğinin hüznü savaşıyor, ışıklar da beni oyalamak için mükemmel bir gösteri yapıyordu. Konser bitince gidip aylık Peyote broşürünü aldım ve adlarına baktım. Hedonutopia ile böyle tanıştım ve adlarını hiç unutmadım. İşin daha da garibi kimseye onlardan bahsetmedim. Beni çivi gibi yere çakan şarkının Japon Orman olduğunu Myspace adreslerinden öğrendim. O günden beri de sessizce albüm çıkarmalarını bekliyorum. Ritimler, klavye, synth ve gitarın tonları yenisi gelmeyen Slowdive albümlerine üzülmemi bırakmamı sağladı. Size bir şey diyeyim, yapmazlarsa yapmasınlar. Parçaları aşırı iyi şekilde birleştiren ve ilk albümde her şarkının iyi olması gerektiğini bilen bir Hedonutopia var.  Parçalar her zaman iyi birleşmez. O yüzden Ucube Dizayn albümünde duyduğumuz her şey çok önemli. Görseli müzikle kusursuz bir şekilde birleştiriyor ve “Aşırı filtreli hayatlarda saklandığınızı düşünüyorsunuz ama saklanamıyorsunuz. Gelin bu melodilere saklanın” diyen bir sakinlik yaratıyorlar. Yedi şarkıdan oluşan Ucube Dizayn albümü kış aylarının üzerimize örtmesi gereken dinginliği sağlıyor. Kafamızın içinde birbirine ve dışarıya bağıran binlerce sesi durdurmak için mükemmel bir durak Hedonutopia. Kocaman bir kulaklık takıp göz bandı ile sokağa çıkmak istetecek kadar size ait melodilerle karşılaşacak ve benim onları ilk duyduğum andaki gibi durup düşünmek için vakit ayıracaksınız. Bazen insan kendine “Çok yol geldin. Kendinle gurur duy” denmesini istiyor. Hedonutopia bana sakince bunu anlattı ve indie, electronic, shoegaze, downtempo veya ambient gibi başlıkların altında toplayamayacağım kadar çok fazla şey verdi. Bir araya gelsem hiç susmadan konuşurmuşum gibi hissediyorum. Ama bir süre konuşmamak ve bu albüme saklanmak çok iyi bir yol. Aşırı büyük bir şiddetle öneriyorum. Bombaların susması, bataklıkta edilen dansların bitmesi için. Algılarımı patlatıp mutsuz partilere hazırlanıyoruz. Yanımızda da Hedonutopia var.

Share

Comments are closed.