“Her şey yolunda gitse ne oluyor, ölecek miyiz?”

Röportaj|

Yerli jazz sahnesinin üretken isimlerinden Ediz Hafızoğlu şu sıralar yeni stüdyo uzunçaları 13’ün heyecanını yaşıyor. Müzisyene birtakım sorularımız oldu.

Albüm kayıtları tamamlanıp çıkış takvimi belirlendikten sonra bünyede büyük bir rahatlama olduğu konuşulur. Sende de öyle mi?

Bende tam tersi oldu. Albümün çıkış tarihine karar verip yolda oyuncu değişikliği yaptık ve aslında kayıtları geciktirdik. Neredeyse tüm yükü üstlenip kısa sürede albümü tamamlamam gerektiği için de kayıtlar için hazır olmamıza rağmen kayıt gününü kararlaştıramadık ve lansmanı albüm kayıtlarından önce çaldık. Ama zaten benim için çok normal bu hareketler. Her şey yolunda gitse ne oluyor, ölecek miyiz diye düşünürüm.

Henüz tam olarak çıkmadı ama yeni albümün 13’ün çok yakında ses vereceğini biliyoruz. Öncelikle tebrikler. Neler hissediyorsun?

Şu anda artık son çalınacak işlerimiz de bitti. Yani albüm hazır. Almanya’ya mix’e gidiyor Hüseyin Köroğlu’na. Daha önceki iki albümün mix ve masteringini de o yapmıştı. Çıkana kadar bir şey hissetmeyeceğim çünkü hala üzerimde bir rahatlama yok. Çıksın da kurtulalım diye bekliyorum.

Bir önceki albümün Nazdrave ile 13 arasında üç yıllık bir ara dönem var. Nasıl geçti o süreç senin için?

Arada bir de ikinci Nazdrave albümü var Live. Orada da üç yeni parça ile aslında bambaşka çalımlarla yepyeni bir albüm yayımlamış olduk ama çok iyi duyuramadığımız için galiba kimselerin haberi yok. Dolayısı ile o süreç bol konserli, müzik yazmalı ve şehirden kaçmalı geçti.

13’ün içinde yer alan müzisyenlere de yer açalım istersen. Kimlerle çalıştın?

İlk iki albümde yer alan neredeyse herkes var, malum bu artık bir grup. Buna ek olarak Birsen Tezer, Jülide Özçelik, Ece Ünsal, Engin Arslan, Volkan Hürsever ve Caner Üstündağ var.

Bize biraz albümdeki şarkıların ortaya çıkış hikayelerinden bahseder misin?

Neredeyse hepsi benim Trakya’ya taşınıp tek başıma yaşadığım dönemde bestelendiler. Son iki üçü hariç. Onlar da zaten Kaş’ta bu yaz sonu yazıldı. O yüzden albüm biraz Trakyadan biraz Kaş’ın havasından ve çokça Balkanlardan esintiler taşıyor.

Lansman konseri Zorlu PSM’de gerçekleşti. Her şey yolunda gitti mi?

Beklediğimden çok daha iyi gitti. Çok kalabalık bir kadro olarak oradaydık. Yani albümde çalan herkes oradaydı. Organizasyon zor olsa da bir şekilde başardık. Ekip işi önemli bir iş. Lin Records ve bu oıluşumun değerli çalışanları her şeyin en iyisini yaptıkları için en az hata ile durumu tamamladık. Çalarken de enerjimiz çok yüksekti. Sağ olsunlar çok fazla dinleyici de geldi. Bizi yalnız bırakmadılar. Öyle olunca da bizim için bu seyirciye çalmak gerçekten harikaydı.

Birçok müzisyenle birlikte çalışmalar yürüten ve sahne alan birisin. Bu ortak çalışmaların müziğinde ne gibi etkileri oluyor?

Hepsinin tek tek etkisi var. Hangi grupta çalsam, kiminle uzun süre çalsam orada yaptığımız müziğin benim üzerimde etkisi oluyor. Bestelerde özellikle. İçime işleyen çok fazla an var çaldığım gruplardan kalan.

Kurucusu olduğun Kabak & Lin Records ile ilgili düşüncelerini de merak ediyoruz. Çıkış fikriyle şu an hayata geçen projeler birbirini yakalayabiliyor mu?

Bizim için önemli bir oluşum, ülke için ne ifade ediyor çok bilmiyorum ama. Anma hizmeti yapar gibi kazandığımız her parayı oraya yatırdık diyebilirim. Başta çok da üzerine düşünmediğim ama şu anda ciddi planlar yaptığımız bir hale dönüştü. Önümüzdeki günlerde hem plak şirketi tarafında hem de menajerlik ve organizasyon tarafında çok daha planlı işler yapacağımız kesin. Bunların ön hazırlığını son bir yılda yaptık. 2018 bizim uygulama yılımız olacak.

Yakın gelecekteki planların neler? Takvimde netleşen konserler var mı?

Konserlerimi hem kendi web sitemden hem de diğer sosyal medya hesaplarından sürekli duyuruyorum, merak edenler takip edebilirler. Şu albüm çıksın da yeni müzikler kaydetmek istiyorum artık. Birkaç farklı proje var tasarladığım, başka başka müzikler. Hepsi sırasıyla dinleyici ve izleyici karşısına çıkacak.

Share

Comments are closed.