“Hikayesi baktığında anladığındır”

Röportaj|

Dilara Sakpınar, solo projesi Lara Di Lara mahlasıyla yeni albümünü geride kalan günlerde yayımladı. Hazineler İçindesin adını taşıyan bu albüme ve müziğe dair Sakpınar’a birtakım sorularımız oldu. 

İkinci stüdyo albümün Hazineler İçindesin için tebrikler! Nasıl hissediyorsun, şimdiye kadar dinleyicilerinden nasıl yorumlar aldın?

Teşekkür ederim. Iyi hissediyorum, heyecanım devam etmekte. İçten, sevgi dolu yorumlar alıyorum bu da tabi beni daha da çok mutlu ediyor.

Rüzgâr, Gün Doğumuna, Denizin Kralları, Kalbin İçi ve daha niceleri… Hazineler İçindesin’i dinlerken sözcüklere döktüğün atmosferi sanki oradaymışız gibi hissedip, şarkıların dünyasına girebiliyoruz. Şarkıların yazım süreci nasıl gelişiyor, nelerden ilham alıyorsun?

Bazen sözden yola çıkıyorum bazen yazdığım müzikten. Değişiyor. Ilham bir çok şeyden alıyorum, ama ilham merkezimde doğa, hayvanlar, insanlar var. Bu albümde özellikle Istanbul, Karya ve Melih Cevdet Anday da ilham oldu.

Albümdeki şarkılarla albüm kapağının uyumlu olduğunu düşünmemek elde değil. Fikir nasıl ortaya çıktı, bir hikâyesi var mı?

Hikayesi baktığında anladığındır.

Yaşadığımız coğrafyada süregelen olumsuz ve tahrip edici atmosfer albümün kayıt sürecine nasıl yansıdı?

Olumsuzluğu olumluya çevirmek gerektiğini düşünürüm. Kolay bir şey olduğu söylenemez tabi ama elden içten geldiğince olumluya yoğurmaya çaba göstermeli diye düşünüyorum. Ben şarkı yazarak, söze dökerek ifade edebiliyorum. Albümde de özellikle Bir Garip Hal, Giderken ve Buluşmuşuz Aslında bu olumsuz durumlara karşı hissettiklerimi ifade ediyor.

Kariyerin boyunca müziğini ticari kaygılar gütmeden ve bir nevi ruhunu ortaya koyarak icra ettin. Günümüz müzik piyasasını değerlendirdiğimizde bu cesur bir seçim. Sence bu durum bir avantaj ya da dezavantaj yaratıyor mu?

Avantaj ve dezavantajlar düşünerek hayat geçmiyor. Kafa iyice karışıyor, bulanıyor. Bu nedenle o ayrımı yapmıyorum. Zaten içinden geleni tüm samimiyetinle dışarı çıkarıyorsan su akıyor ve yolunu buluyor.

Melih Cevdet Anday’ın Çok Güzel Şey adlı şiirinin bestesinin yer aldığı ikinci albümüne adını veren Hazineler İçindesin de bir Anday şiiri. Anday’ın dizelerinde seni etkileyen, müziğine tesir eden etkenler neler?

Cesur oluşu, açık oluşu, derinliği, olduğu gibi olması ve çok yönlülüğü beni heyecanlandırıyor, etkiliyor. Özellikle Çok Güze Şey şiirindeki “Ne olursa olsun yaşamak güzel şey ve değerini bilmek senin elinde” motivasyonu örnek almaya çalıştığım bir düşünce biçimidir. Korkma, dürüst ol, yaşa!

2015 yılında dinleyiciyle buluşan ilk stüdyo albümünü geriye dönüp baktığında nasıl değerlendiriyorsun? Solo kariyerin ilerledikçe müziğe dair bakış açının farklılaştığını veya geliştiğini düşünüyor musun?

Bence ortaya konan her şey gelişim sürecinin bir parçası. Biri diğerinden daha iyidir ya da daha kötüdür sığlığında bakmamak lazım fikrimce. Önemli olan istikrarlı, çalışkan, yeniliğe açık olmak ve kendini her seferinde geliştirerek ilerlemek. Oraya Doğru benim için hala çok özel ve hep öyle kalacak. Kendi adıma çıkardığım ilk albüm. O zamanki heyecanım ve yüksekliğim, o zamanı düşündüğümde hala baki. Bu beni mutlu ediyor. Hazineler İçindesin‘e yol gösterdi. Müziğe bakış açısı tam olarak ne demek bilmiyorum sanırım. Çünkü müziğe bakmak değil de müzikle yaşamak var gibi geliyor bana. Her zaman söylerim, klişe olarak değerlendirilir genelde ama bence doğru “müzik bir yaşam biçimidir.” Basit ve içi boşaltılmış bir cümle olarak bakılmamalı. Senin merkezindeki bir duygu olarak hissediyorsan bence gönül rahatlığıyla “müzik benim yaşam biçimim” dersin. Geliştiğim, evrildiğimi hissettiğim kesin. Zaten sanat böyle bir şey. Köşeye sıkışmış halde yapamazsın. Açık oldukça, esneyebildikçe, kendinden şaşmadığın ve şaşırtılmadıkça devam edebilirsin.

Bugünlerde müzik dışında gündeminde neler var?

Benim gündemim hep müzik. (Gülüyor) 

Ufukta kesinleşen konser tarihleri varsa bizlerle paylaşabilir misin?

Konserlere çok ama çok heyecanlanıyor ve mutlu oluyorum. Hele ki İstanbul dışına çıkacak olmak harika. Önümde çok güzel bir yolculuk var, dilerim dinleyiciler de bu yolculuğa katılır ve paylaşırız. Bazı konserlerim akustik bazıları tüm grubumla, bazıları Ceylan Ertem’den önce, bazısı Can Güngör ile beraber. Şunu da belirtmek isterim: Ne yazık ki konser vermek gün geçtikçe zorlaşıyor. Gerek ülkedeki üzücü ve düşündürücü olaylardan ve gidişattan, gerek mekanların kapanıyor olmasından ve yetersiz kalmalarından. Kendi adıma konuşayım: Ben her yere, herkesle ve hiç bir şeyi bir diğerinden ayırmadan, yapabildiğim şey olan müziği paylaşmanın arzusundayım. Eminim bir çok müzisyen arkadaşım da hem fikirdir. Bizlerin dinleyicilere ulaşabilmesi için dilerim ki farkındalık artar ve müzik hiç susmaz! Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için. Yaklaşan konserlerim şöyle:

23 mart / 222 park, Eskişehir – Ceylan Ertem öncesi (Akustik)
25 mart / Beşiktaş IF, Istanbul – Ceylan Ertem öncesi (Akustik)
31 mart / Volume, Izmir – ve Can Güngör (Tüm grubumla)
5 nisan / Moda Sahne, Istanbul – Ceylan Ertem öncesi (Akustik)
7 nisan / Kargart, Istanbul (Tüm grubumla)
11 nisan / IF, Ankara – ve Can Güngör (Tüm grubumla)
15 mayıs / Antakya – Ceylan Ertem öncesi (Akustik)
16 mayıs / Mersin – Ceylan Ertem öncesi (Akustik)

Üst Fotoğraf: Alperen Ergin

Comments are closed.