Imagine Dragons – Origins

Albüm Kritik|

Las Vegas menşeli ekip kariyerinin dördüncü stüdyo albümünde arena rock cenahındaki spotları üzerine çekecektir. Birleşik Devletler’de şu sıralar zirvedeler zaten. Origins kimi bölümlerde stadyum marşları yaratmış, ancak genel çizgide bu üst seviyeyi koruyamıyor. 

Imagine Dragons popüler bir ekip. Bu popülerliğini ise yayımladığı kayıtlardan çok sahne performanslarına borçlu. Hit çıkışlarını yok saymıyorum. Onların Radioactive sıçrayışlarını kim inkar edebilir ki? Kalabalık kitleye ulaşmaları bir şarkı, albüm ya da kliple olmalıydı zira. 2012 yılında debut LP Night Visions bunu yaptı işte. Ancak sonrasını kendileri çizdiler. 2015 tarihli Smoke + Mirrors ve 2017’de yayımlanan Evolve albümleri başka grup / müzisyenler için başarısızlık hanesini pekala doldurabilirdi. Imagine Dragons’ta ise müzik listelerinin zirvesine çıktı ikisi de. İnsanı hayran bırakan bir tutkuya sahipler sahnede. Vasat bir şarkının bile nakarat dönüşlerinde anbean güçlenen ritme nasıl ulaşacağını biliyorlar. Bu ritmi de sahnede patlayan ışıkların, kulağı sağır eden soundun ve meraklı binlerin karşısında nasıl kullanacaklarını biliyorlar. 2 Eylül akşamı gerçekleşen ilk İstanbul konserlerinde bizzat tanık oldum. Ben Origins’i sanki konserdeymişim gibi dinledim. Gözümü kapattım ve ışıkların hangi saniyede etrafımda patlayacağını, frontman Dan Reynolds’ın tam olarak nerelerde koşulara başlayacağını ve konfetilerin nerelerde ateşleneceğini tahmin ettim. Yoldaki Imagine Dragons turnesinden bir konseri izlediğimde tahminlerimin büyük olasılıkla gerçeğe dönüşeceğini biliyorum. Sürprizlere pek yer yok Imagine Dragons müziğinde. Bunu salt olumsuz anlamda kullanabiliriz, ama ben bunu yapmayacağım. Dünyanın en iyi sözlerini yazmıyorlar. Her albümde özgün sound yaratmak gibi bir dertleri de yok. Zaten hedeflerinin bu olduğunu tek bir röportajda bile göremezsiniz. Origins tam on beş şarkıdan oluşan upuzun bir kayıt. Bazı bölümlerde kayboluyorlar. Balad denemeleriyle ya da bir anda hareketlenen vasat electro-pop adımlarıyla bu bölümlerde karşılaşıyoruz. Hepsi bu değil ama. Üç numara Machine, uzunçaların tam orta noktasındaki ikili West Coast ile Zero, kapanış yolundaki Birds ve son perde Real Life parlamayı başaran şarkılar. Açılıştaki Natural ise başlı başına bir Imagine Dragons sembolü. Geri vokallerin öncülüğünde başlayan Natural adım adım yükseliyor. Imagine Dragons güçlü albüm açılışlarının grubudur. Kanıt mı istiyorsunuz? Evolve’daki I Don’t Know Why, Night Vision’daki Radioactive’e gidin. Evet, Origins bir başyapıt değil. Evet, mekanik seslerin içinde darmaduman olduğumuz anlar da albüme dahil. Evet, Alex Da Kid, John Hill, Joel Little, Jorgen Odegard ve Kygo’dan oluşan kalabalık prodüktör kadrosuna sahip albüm daha güçlü olmalı. Ancak Las Vegaslı dörtlünün kendine has bir tutkusu olduğu unutulmamalı. Origins’i de bu tutku vasatın üstüne taşıyor.

Share

Comments are closed.