Iron & Wine – Weed Garden EP

Albüm Kritik|

Güz mevsiminin yerini kışa bırakmasına sayılı günler kaldı. Sonbaharın ruhumuzda bıraktığı tortuları silip süpüren taze bir Iron & Wine EP’si var karşımızda. Weed Garden şiirsel ve harmonik açıdan uyumu son derece yüksek altı şarkı ile ses veriyor.

“Kısa albümleri daha çok seviyorum. Bir kayıt ne kadar az ve öz ise benim gözümde o denli başarılı. Günümüzde insanların dikkat aralığının önemli oranda düştüğünü gözlemliyorum. Ne yazık ki bu durum benim için de geçerli. Anlamlandırmanız gereken daha az şey olduğunda etrafınızı daha farklı gözlemliyorsunuz. Böylece dinleme deneyiminiz de zenginleşiyor.” Beam’in uzun zamandır üzerinde çalıştığı fakat sonuca ulaştıramadığı şarkılarını dinleme şansını yakalıyoruz Weed Garden’da. Beam’e göre albüme ismini veren  söz konusu tamamlanmamışlık hissiyatı. Arada sırada konserlerinde çaldığı fakat albüm için düşünme aşamasında olduğu parçalar zaman içerisinde otlar ile örülü bir bahçe metaforu haline geliyor. Albüme kulak verdikçe şarkılar bir köşeye atılmadığı için seviniyorsunuz. Zira melankoli ve umut arasında gidip gelen bu melodiler bir köşede pas tutmayacak kadar değerli. “Hadi kaybettiğimiz her ne varsa unutalım” çağrısıyla başlayan açılış şarkısı What Hurts Worse Iron & Wine dinleyicilerini hayal kırıklığına uğratmayacak bir sounda sahip. Beam’in konserlerinde sık sık çaldığı Waves of Galveston ise doğanın tüm elementlerine göndermede bulunarak anlık yolculuklara çıkarıyor bizi. Milkweed’deki yaylı kullanımı atmosfere öylesine sirayet ediyor ki kendinizi şarkıyı başa alırken buluyorsunuz. Müzisyenin söz yazımı açısından bir ilerleme kaydettiğini söylemek pek olası değil. Alıştığımız formüller ile karşılaşıyoruz fakat Beam soundunu zenginleştirme konusunda başarılı olduğunu her yeni adımda kanıtlıyor. Son şarkı Talking to Fog albümün en nadide ve kırılgan parçası. Yürek burkan melodik bir şölen ile sonlanıyor Weed Garden. Iron & Wine kayıtları arasında gezinirken Sam Beam’in 2017 çıkışlı bir önceki albümü Beast Epic için “Iron&Wine’ın diskografisinde geçmişi geleceğe bağlayan bir geçiş noktası” betimlemesini yaptığımı hatırladım. Weed Garden’ı da bu hususta sağlam ve güçlü bir devam kaydı olarak değerlendirebiliriz. Sam Beam’in şairane güzellikte işler sunup sonbahar mevsimlerimizi taçlandırmaya devam edeceği aşikar.

Share

Comments are closed.