İstanbul’un uyuduğu ne zaman görülmüş?

Konser|

Önceki akşam Salon İKSV’ye merakla beklediğim müzisyen çift, The Limiñanas konuk oldu. Grubu daha önce duymayan fakat ismi bir yerlerden tanıdık gelenlere Russian Doll dizisi diyebilirim. Dizinin keyif verici soundtrack listesinde The Limiñanas da var.  Haydi Türkiye’yi ilk kez ziyaret eden ikili ve gecenin haletiruhiyesinden konuşalım biraz. (Yazı & Fotoğraflar: Merve Dağlıoğlu)

İstanbul’un depresif ve yağmurlu cumartesi akşamında The Limiñanas için yollara düştüm. Hava serin, hava depresifti ve gerçekten havalı vokallerin donattığı rock & roll bu havaya çok iyi giderdi.

The Limiñanas, Fransa’da Marie Limiñana ve Lional Limiñana ikilisinden yeşeren ve kendilerinin de brainchild olarak adlandırdıkları parlak fikirleri aslında. 2010 yılında kendi isimlerini taşıyan ilk albümleri The Limiñanas ile başlamış müzik yolculukları. Marie davul ve vokallerdeyken Lio gitar, bas gitar, klavye ve vokallerde. Tabii hal böyle olunca sahnede çokça ekipman görecek olma ihtimalimi ve sahne yerleşiminin nasıl olacağını merak ediyordum. İKSV’nin o güzel ışıkları altında gördüğüm birçok ekipman ve bu ekipmanların yerleşimi kesinlikle bir ikili için çok fazlaydı. Ben de konser başlasın artık diye geri saymaya başladım.

Sahneye önce Marie çıktı ve zilsiz davulunun başına geçti. Lio da aldı gitarını eline ve sonra akustik gitar, klavye, bas, ritim gitar ve geri vokal geldi. Sahnede minimum iki, maksimum dört kişi beklerken multi-enstrümanist yedi kişilik muhteşem bir grup oluverdiler. Fransızca’nın güzel tınısıyla konser sevilen şarkıları Je M’en Vais ile açıldı. Ardından 2018 senesinde yayımlanan son albümleri Shadow People’dan İstanbul’da olmaları şerefine merakla beklenen şarkıları Istanbul is Sleepy ve Shadow People ardı ardına geldi. Istanbul is Sleepy şarkısının ilk kez ziyaret ettikleri ve akışın hiç bitmediği İstanbul’da sahiplerini biraz şaşırttığına eminim. İstanbul’un uyuduğu ne zaman görülmüş?

Sahne performansına geri dönecek olursak Marie davul ve vokallerde aksiyona başlarken, Lio da hızlı gitar riffleri ile seyircileri ilk şarkıdan itibaren harekete geçirdi. Konserin başlangıcından sonunda kadar ’60’lar rock & roll tavrı ve günümüz garaj müziği birleşti bir zaman sonra herkesin yerinde sallanmaya başladığı sürprizli bir an’a dönüştü. Akustik gitar, bazı şarkılarda vokal görevini üstlenirken geri vokal ise elinde 6 zilli tefi ile her şarkıya ritim verdi. Klavye ise bir şarkıda dijital Synth-Pop sesleri verirken diğer bir şarkıda elektro gitar ile solo atıyordu.

En son elektonik ukulele çaldığını söylemeden edemeyeceğim. Ekibin bir diğer önemli figürü hem seyircileri coşturan hem de sahnede aşırı eğlenen ikinci gitaristleriydi. Performansına on dokuz tuşlu org ile başladı, ritim elektro ve melodika ile hem enstrümanını çaldı hem de aralıksız dans etti. Belirli şarkılarda tiz vokali ile mikrofona ses verdiğini de ekleyeyim.

The Limiñanas ikilisinin aslında müzikal işbirlikleri de sevenleri tarafından bir hayli beğeniliyor. Eski Joy Division ve New Order üyesi Peter Hook’un bas gitarıyla eşlik ettiği Garden of Love parçası da biraz sonlara sakladıkların düşünürken bizi çok bekletmedi yedinci sırada çalınıverdi

Sahnede bol efektli gitarlar ve güzel bir garaj gürültüsü dinledikten ve dinleyenlerin durmadan sallandığı on dokuz şarkıdan sonra beklediğim cover’ı çalmamış olmalarına tam üzülüyorken, sahneye geri gelen yedi’li hemencecik ekipmanları ellerine aldılar ve gotic / glam rock grubu Lords of The New Church’ten Russian Roulette ile toplam yirmi üç şarkı çalarak biz dinleyenlere unutulmaz bir konser gecesi yaşattılar. BacktotheSound olarak bir sonraki konserde görüşmek üzere.

Comments are closed.