“Yanıt verirken yalnızız”

Röportaj|

Mücahit Turan ya da sahne mahlasıyla Jabbar geçen yıl yayımlanan debut albümü Yineleme ile ülke pop tavrında nitelikli bir kanal yaratılabileceğini kanıtlıyor. Yeni video klibini Cesaretsizce Olmuyor şarkısına çeken müzisyenle buluştuk ve geniş yelpazede farklı konulara ulaştığımız bir röportajı birlikte yarattık. 

En baştan şöyle gidelim. İzmir’desin. Sonra İstanbul. 

Ailem İzmir’deydi. Çocukluk orada geçti. İlkokul, ortaokul, sonra işte üniversiteyi kazanma durumu. İngiliz Dili ve Edebiyatı okudum Ege Üniversitesi’nde. Hikayem oradan başladı evet.

Üniversite hayatının müziğine etkisi çok güçlü ölçülerde oldu değil mi?

Kesinlikle. Müzikle alakamın olduğunu da bu üniversite yıllarımda anladım. Tabii daha önce de içinde bir heyecan var. Şarkıcı olmayı hayal ediyorsun, iyi bir müzik dinleyicisi olmaya çalışıyorsun. MTV’yi yakından takip ediyorsun. Bu anlamda üniversitedeki arkadaş ortamın da seni etkiliyor. Daha farklı tarzlarla tanışıyorsun. Tüm bunlarla insanın kafasında bir müzik lezzeti oluşmaya başlıyor. Gitar çalmak, sonra bir gruba katılmak… Klasik “rock story” vardır ya işte öyle. Sonra cover’lar yapmaya başlıyorsun. Bon Jovi’yi çok seviyorsun. U2’yu ve Sting’i çok seviyorsun. Benim üniversitede başlayan müzik maceram böyle gelişti.

Şimdi de senin şarkıların başkaları tarafından yorumlanıyor. Bu nasıl his?

Bu esasında şarkılarla ilgili bence. Çünkü ürettiğin herhangi bir şarkı senden çıktıktan sonra sana ait bir şey olmuyor. İnsanlar belki senden daha derin bir şey görüyor o şarkında. Müzik içimize işlerken tek başımızayız. Bir şarkıyı seviyor muyuz, yoksa sevmiyor muyuz? Bu soruya yanıt verirken yalnızız. Sonrasında sosyalleşme hikayesi oluşuyor bence. Bu bir özgürlüktür. Arkadaşlarımızı görüyorum. Oluşturduğum besteleri çalıp seslendiriyorlar ve güzel de yapıyorlar. Demek ki dokunabilmiş bu şarkılar insanların gönlüne.

Peki, bu bir ara soruydu ve ana yola çıkıp ilerleyişimizi sürdürelim. Bir müzisyenin sıfır noktasındayken dönemin ünlü şarkılarını yorumlaması onun pişmesine de yol açıyor sanırım.

Bir kere enstrümanları tanıyorsun böylece. Çalmayı öğreniyorsun.  Bu süreci ne kadar çok tekrar ederseniz daha iyi çalmaya başlıyorsunuz. Biraz tekrar meselesi aslında. Müzikteki yolculuğuna böyle başlarsın. Yineleme meselesi. Hani albümün adı da Yineleme ya, bu ismin altında yatan şey de hep tekrar. Bir şeyin çok üzerine gitmek. Bir şeye çok inanmak esasında. Vazgeçmemek.

Yineleme’nin ne kadar bir geçmişi var? Bu senin ilk albümün. Direkt soruyorum: Geç bir ilk albüm mü?

Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Bir albümün pişme süresinin zaman aldığını düşünüyorum. Geç ama neye göre geç? Hızlı üretmek doğru mu? O üretim sürecinin bittiğine nasıl hemen karar vereceksin? 2009 – 2016 arasındaki süreci kapsamıyor benim albümüm. Fotoğraf albümü gibi görüyorum. Başlangıçtan son noktasına kadarki takvim bu. Müzikal süreç aslında bitmiyor. Odanda yazmışsın. Minimal bir stüdyoda kaydediyorsun. Olabildiğince iyi şartlarda şarkılarını hayata geçirmeyi hedefliyorsun. Bu süreç gerçekten eğlenceli ve oyun gibi. Zaten eğer oyun gibi görmezsen çok fazla yapamamaya başlıyorsun. Bir iş olarak görmüyorum. İş olarak görürsen mecburiyet oluyor.

Sekiz yıl boyunca kısık ateşte pişen bir albüm Yineleme. Geriye dönüp baktığında nasıl görüyorsun?

Çalıştım ben bu soruya. (Gülüşmeler) Ben yirmi yıl sonra da oturup bu albümü dinlemek istiyorum ya. O yüzden Alp Ersönmez geldi çaldı. Safa Handem. Mehmet Cem Ünal. Memduh Akatay. Emin Ünal. Böyle de güzel bir müzisyen birlikteliği var. Sadece kendimi dinlemiyorum bu albümde. İcra eden müzisyenleri, dahil olan müzisyenleri de dinliyorum. Sen bir söz üretiyorsun. Sonra başka insanlar geliyor ve kendi fikirlerini de katarak o söze, o müziğe dahil oluyorlar. Ortaya güzel bir şey çıkıyor. Bu güzel bir hikaye. Dedim ya “Yirmi yıl sonra da bu albümü dinlemek istiyorum” diye. Çünkü bu hikaye uzun ömürlü.

— — — 

“Her an aklınıza bir şey gelebilir ve onu kaydetme ihtiyacı hissedebilirsiniz. Benim öyle oluyor. Aklıma gelen melodi olduğunda hemen onu telefonuma mırıldanırım. Sözleri not defterime yazarım. Hayata dair kelimeleri ritmik olarak düşünüp bir köşeye kaydetmeyi seviyorum.”

— — —

Soundunu nasıl nitelersin? Albümde son dönem Daft Punk etkileri var. Daft Punk’ın da ilham aldığı modern disco tınıları var. 

Bunları duymak güzel. Daft Punk’ın kullandığı elektronik sound zaten hepimizin hayran olduğu bir sound. Birçok grup var onlara yakın olan. İlham alan, birlikte çalışan bir sürü insandan da bahsedebiliriz. Müzisyenleri tarihsel olarak incelediğinizde, nasıl evrildiklerini ve geliştiklerini incelediğinizde, ilham aldıkları isimlerle olan bağlantılarını fark ettiğinizde mevcut tarzlarla ilgili de geniş bilgiler edinmiş oluyorsunuz. Dinlediğiniz şeyler sizin ileride yapacağınız kayıtların minimalde de olsa yapı taşlarını oluşturuyor. Çünkü bir sound yapısını sıfırdan üretemez ve bambaşka bir özgün yapı oluşturamazsınız. Temelde yaslandığınız bir janr mutlaka vardır. Pop sound dediğimiz şey insanların hayatına bir anda girer. Bazıları kalıcı olur, bazıları hemen unutulur. Gerçekten hissediyorsa o şarkıyı unutmaz insan. Jamiroquai ilk ortaya çıktığında adını hiçbirimiz söyleyemiyorduk değil mi? Hatırlasana o hikayeyi. Ama o kadar iyi ilerlediler ki hepimiz ezberledik adlarını. Çünkü bunu onlar başardılar. Şarkılarını hissettirdiler.

Şarkılar nasıl çıkıyor ortaya? Üretim sürecinin net bir matematiği var mı?

Her an hazırım. Üretmeye ve onu kaydetmeye. Benim yakın çevremdeki genç müzisyen arkadaşlara söylediğim bir şey var: Kayıt ekipmanlarınızı olabildiğince yakınınızda tutun. Zaman kaybetmemek gerekiyor. “Bundan bir şey olmaz” demeyip akla gelen her şeyi kaydetmek gerekiyor. Marmaris’teki meşhur bisiklet hikayem var. Doğal rotaydı o. Yaşadım, hala da gidip geliyorum. Doğal bir ortamı var ve albümün tüm şarkıları orada yazıldı. Son klipte de oradayız.

Klip süreci çok yeni. Böylece geçen yıl yayımlanan albümü de güncellemiş, bugünlere çekmiş oldun. 

Albümün söyleyeceği çok şey var. Daha bitmedi. Devam ediyor. Uzun sürede pişecek bir yemek. Cesaretsizce Olmuyor şarkımız Spotify’daki performansıyla video klibi hak etmişti. Plak şirketimiz Universal Music ile oturup konuştuk ve klip için harekete geçtik.

İlerleyen süreçte planların neler?

Belki bir üçüncü klip. Belki remix toplaması. Çünkü DJ arkadaşlarımızla konuşuyoruz ve albüm içerisinde yer alan şarkılarla ilgili remix planları oluşuyor kafamızda. Belki yeni albüm. Tam olarak bilemiyoruz şu anda. Ne olacağını önümüzdeki dönem belirleyecek. Çok küçük planlar yapmamak lazım. “Bugün inşallah iyi geçer” demek makul bir plan bence.

Ama bu da çok küçük bir plan olmadı mı? (Gülüşmeler)

Tekrar ediyorum: “Bugün inşallah iyi geçer.” Yani iyi plan ya. Yüzünde bir gülücük olsun diye ideal. Bak güldük ikimiz de şu an. Bazen bu bile yetiyor. Telefonumda bir uygulama var. Tik atıyorum. Eksiltiyorum. Yelkenciyim ben. Denizciyim. Bir okyanus tecrübemiz oldu. Sadece rüzgar gücüyle uzun yollar gittik. İşinize de bir şekilde yansıyor bu. Denizin sana öğrettiğini hayatının her anında kullanıyorsun.

Yurt dışı planların var mı?

Ben şuna inanıyorum. İlk önce evinin önünün tertemiz olması lazım. İlk önce mahallende tanınman lazım. Mahalle dediğim tüm ülke. Bu konuda agresif bir politika gütmüyorum. Yavaş pişen bir süreç olmalı. Doğru zaman ve doğru projeyle orada olmak gerekir. Onu hissedeceksiniz mutlaka. Şarkıyı en son kaydettiğinde “Tamamdır bu benim içime sindi” dediğin bir an gibi yurt dışına çıktığında da o her şey doğru olmalı. Tabii ki herkes ister globalde bilinmeyi ve tanınmayı. Daha çok insana dokunmak gurur verici olur. Çalışmak, üretmek ve en iyisini umarak devam etmek. Şu an için bunu yapmak gerekiyor bence.

Üretim devam ediyor mu?

Devam ediyor. Üretim hiç durmuyor.  O ev stüdyosu hikayesi. Evde olduğum her an üretim sürüyor. Konserde değilsem evdeyim ve üretiyorum. Tıkandığımız noktada deniz kenarında yürüyüş yapıyoruz, bisiklete atlıyoruz. Zihnimizi açıyoruz.

Konserler nasıl gidiyor? Kitleden yansıyan etkileşimden memnun musun?

Ben yoldayım. Ankara. İzmir. Zaten güney taraftayız sürekli. İnsanların gözlerinden görebiliyorum müziğimin nasıl bir etkiye ulaştığını. O beni çok mutlu ediyor. Kendimi meşgul etmeyi de seviyorum. Konserler beni bu açıdan da mutlu ediyor. Daha çok söylüyorsun, daha çok çalıyorsun. Daha fazla doğruya gidiyorsun. Seyahat güzel bir şey müzisyen için. Farklı insanları görmek ve farklı hislerle karşılaşmak güzel.

Comments are closed.