Jenny Lewis – On the Line

Albüm Kritik|

Las Vegaslı şarkıcı Jenny Lewis’in dördüncü solo albümü On the Line geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Kırk üç yaşındaki Lewis, California sounduyla tınlayan ’70’ler esintili indie rock albümünde ayrılıkları ve pişmanlıkları “Eğer gökkuşağı istiyorsan yağmurla başa çıkman gerekir” sözünü doğrularcasına renkli bir şekilde yorumluyor.

On the Line’ın zemininde Jenny Lewis’in annesinin ölümü ve müzisyen Johnathan Rice’la olan on iki yıllık beraberliğinin sonlanması yatıyor. Lewis neşe ve hüznü dengelediği müziğinin üzerine güçlü ve ilgi çekici hikâyeler anlatıyor. Narkoleptik bir şairle yaptığı bir araba yolculuğunda Elliott Smith’i tartışıyor. Mezarlıkta öpüşüyor. Gençliğini harcadığı uyuşturucudan yakınıyor. Hastaneye annesini ziyarete gidiyor. The Beatles ile The Rolling Stones’ı kıyaslıyor. Meryl Streep gibi ağlıyor. Albümde şarkıdan şarkıya geçerken kadınsanız kendinizi Lewis’ın ana karakterleri yerine koyup erkek arkadaşınızı etkilemek için şeffaf elbise giyiyorsunuz ve babanızın size küçükken söylediği şarkıyı hatırlıyorsunuz. Eğer erkekseniz kendinizi şarkıdaki kadının “Beni öpmek istemiyor musun?” sorusuna cevap ararken buluyorsunuz, sonra da o kadını aldattığınız için pişmanlık duyuyorsunuz. İki şekilde de Lewis’in hikâye anlatıcılığına hayran kalıyorsunuz. Elbette yaşam enerjisini, hüznünü ve görmüş geçirmişliğini mükemmel bir şekilde yansıtan sesine de. Joni Mitchell’ın masum ve melek gibi vokalini anımsatsa da çoğu zaman daha güçlü ve kadınsı tınlayarak Stevie Nicks’e kayıyor. Albüm boyunca bu ikonlar dışında Carole King, The Carpenters ve Carly Simon gibi başka 70’lerin müzisyenlerinin tavırlarını çağrıştıran ezgiler ve sözler duyuyorsunuz. Albüme destek veren müzisyenlerin de bu isimlerden aşağı kalır yanı yok. Açılış şarkısı Heads Gonna Roll’da davulları bizzat The Beatles’ın Ringo Starr’ı çalıyor. Albümün bir diğer konuğu Beck’in etkisi ise en çok masalsı Do Si Do’da hissediliyor. Bugüne kadar The Traveling Wilburys’den Harry Nilsson’a, Joe Cocker’dan Bob Dylan’a kadar pek çok değerli müzisyen için davul çalmış olan Jim Keltner’ın On the Line’ın bazı şarkılarındaki varlığı da albümün folk ve rock ‘n’ roll ruhuna katkıda bulunan önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Jenny Lewis bu albümde zamansız olarak nitelendirilebilecek ve sıkmadan kendini tekrar dinlettirebilecek olgun, samimi ve sofistike bir pop rock yapıyor. Tam da müzisyen olsaydım böyle şarkılar yapmak isterdim diyebileceğim türden.

Comments are closed.