Jessica Pratt – Quiet Sings

Albüm Kritik|

Jessica Pratt saçları, makyajı, stili ve Amerikan folkun saykadelik denemelerine sık sık denk geldiğimiz şarkılarıyla ilk anda ’60’ların kadın ikonlarından biri gibi görünüyor. Onun müziği için quiet music denilebilir, ancak can sıkıcı bir sessizlikten söz etmiyorum. Üçüncü albümü Quiet Signs’da söz konusu olan ziyadesiyle derin ve çabasız bir sakinlik. (Yazı: Esra Gündoğdu)

Yatak odasında kendi kendine 2012 yılında kaydettiği Jessica Pratt adlı ilk albümünden bu yana müziğinin çoğunlukla akustik temel ögelerini korumuş, üstüne farklı enstrümanlar ekleyerek çok lezzetli bir sound yakalamış. Şarkılarına hakim, kafa karıştıran zamansızlık hissi Pratt’in Karen Daltonvari vokali, Nick Drake’i akla getiren gitar soundu ile kırılıyor. Şarkılarındaki şiir açısından ise Bob Dylan ekolü hikaye anlatıcılığı bu albümde güçlü bir şekilde ön planda. Albümün ilk şarkısı Opening Night, bir dakika kırk saniye boyunca Jessica’nın piyanoya doğaçlama eşlik eden sesiyle albüme duygusu yüksek bir giriş yapmamızı sağlıyor. Hemen ardından gelen As the World Turns ise fantastik bir hikayenin modern güzellemesi tadında. Spiritüel değil ama oldukça masalsı. Hansel ve Gratel karanlık ormanda evlerini ararken geri planda çalsa çok uygun olurdu. Fare Thee Well olgun bir kabulleniş şarkısı. Masalsı sounduna bu defa masalsı bir anlatım eşlik ediyor. Here My Love’da ise aynı tonlarda, bu defa bir aşkın zorlu bitişini dinliyoruz. Poly Blue o kadar şiirsel, genel olarak şarkıların hikayesi o kadar sürükleyici ki bu yüzden hiç hareketlenmeyen müzikal tempo asla can sıkmıyor. Bu şarkıda Jessica Pratt genç bir kıza kendi yaşadıkları üzerinden öğütler veriyor, bizi de o “elden bir şey gelmez” duygusu iyice içine alıyor. Jessica Pratt’ın Quiet Signs’da kurduğu şiirsel ve anıtsal yapının zirvesinde This Time Around var. Albüm bu noktada duygusal yükselişini tamamlıyor ve sonraki şarkı Crossing ile yavaş yavaş kepenkleri indirmeye başlıyor. Silent Song’da iyice yükselen aşk acısı ve Aeroplane’deki çaresiz kabullenişle birlikte albümün sonuna geliyoruz. Son yedi yılda çıkardığı üç albümle Jessica Pratt temsil ettiği janranın öncüsü. Her albümünde çıtayı biraz daha yükselten de kendisi. Jessica Quiet Signs’ta akustik gitarına piyanoyu ve kalp kırıklıklarını da ekleyip bizi iyileştirmek üzere dokuz şarkıya bölmüş. Ortaya biz dinleyenleri, sessizce ama derinden yakalayan başyapıt niteliğinde bir albüm çıkmış.

Comments are closed.