Julia Holter – Aviary

Albüm Kritik|

Los Angeles’tan prodüktör, şarkıcı ve söz yazarı Julia Holter yeni albümü Aviary’de ambient / art pop seslerindeki üretimini sürdürüyor.

Müzisyenin kariyerindeki beşinci LP çalışması Aviary doksan dakikalık bir yolculuk ihtiva ediyor. Holter yakın geçmişte verdiği bir röportajda albümün ismini belirlerken Lübnan asıllı Birleşik Amerikalı yazar Etel Adnan’ın kitabında geçen bir cümleden ilham aldığını belirtiyor.Otuz üç yaşındaki Holter debut stüdyo albümü Tragedy’yi takvimler 2011 yılını gösterirken çıkarmıştı. Aradan yedi yıl geçti. Devam eden albüm çalışmalarının yanı sıra film müziklerine de imzasını attı Holter. Zamanla üretim sürecini hit arayışından çıkardı. Kendi yaşamının ve hislerinin öncülüğünde temeli rönesans dönemine kadar uzanan sound kıvılcımlarına kulak kabarttı. Aviary bunun en yeni kanıtı. Mistik seslere, deneysel tonlara ve kendi kendine sohbete girişen absürt monologların birleşimine ya da ayrımına kapı açan bir kayıt bu. Toplamda ses veren on üç şarkı söz konusu. Bu on üç şarkıda da soundun büyüleyici elektriğine kapılıyoruz. Çekim gücü o kadar yüksek ki albümü dinlerken çemberin içine düşmeniz ya da tamamen dışarıda kalmayı göze almanız gerekiyor. Ortası yok. Her şey su gibi akıyor. Her şey birbiriyle bağlantılı. Buradaki her şey bize dünyayı tek bir pencereden sunuyor. Tüm detaylar tüm çıplaklığıyla ortada. Geri vokallerin anlamsız döngüleri, davulun o anlamsızlığı anbean takip etmesi, avangart enstrüman kanallarının merkeze yükselmesi ve neredeyse on dakikaya yaklaşan bir şarkının finalinde Holter’ın pamuk yumuşaklığındaki sesinin duyulmaya başlaması olağanüstü amtosfer yaratıyor. Benim için Aviary bazı bölümlerinde majör seviyeye ulaşıyor. Turn the Light On, Voce Simul, Everyday Is an Emergency, Underneath the Moon, In Gardens’ Muteness ve Les Jeux to You bu bazı bölümleri oluşturan şarkılar. Ancak dediğim gibi burada kusursuz bir bütünlük var. Aviary’de enerjinin ve salt etkileşim gücünün kaynağı zaten bu bütünlük. Bu nedenle de içerikteki şarkıları cımbızlamak imkansız. Aklı başında hiç kimse rüya gibi bir filmin içindeyken geride kalan bir sahneyi tekrar izlemek için başa sarmaz. Yüzlerce insanın tanıklığında çıt çıkmadan sürüp giden bir konser düşünün. Aviary o görkemli sahnenin ta kendisi.

 

Share

Comments are closed.