Julien Baker – Turn Out the Lights

Albüm Kritik|

Julien Baker 2015 yılında Sprained Ankle ile hayatımıza girdiğinde mutsuz, derin itiraflarda bulunan ve otobiyografik şarkılar yazan diğer kadın sanatçılarla karşılaştırılmıştı. Ancak bu karşılaştırmalara rağmen yine de diğerlerinden bir adım ön plana çıkarak özgünlüğü ile konuşulmuştu.

İki sene sonra gelen ikinci uzunçalar Turn Out the Lights’da Baker işte bu farklılığını bir güç hâline getirerek şarkılarını onun üzerine inşa ediyor. Aynı kulvardaki müzisyenlerden farklı olarak Julien Baker hislerini hikayeleştirmekten ziyade olduğu gibi ortaya koyuyor. Angel Olsen “Asla benim olmayacaksın” ya da Sharon Van Etten “Seni seviyorum ama kayboldum” derken Julien Baker “Belki de hiçbir şey beklediğim gibi olmayacak ama olabileceğine inanmak zorundayım” diyor. Diğer herkes karşısındakini de hikayesine dahil ederek kendini ifade ederken Baker olmadığı kadar yalnız. Şarkılarında sadece o var ve kendisinin sebep olduğu bir durum varsa diğerleri. Bu da Julien Baker’ın müziğini hiç olmadığı kadar kırılgan ve içe dönük hâle getiriyor. Müzikal açıdan belki de eksik kaldığı yönler olsa da henüz daha yirmi iki yaşında olan müzisyen güçlü yönlerine odaklanarak bu eksikliklerin üstesinden geliyor. Appointments’tan Claws in Your Back’e kadar şarkılar tamamen aynı çizgide seyrediyor. Ancak ilk şarkıdan itibaren kendinizi kaptırdığınız bu uykudan son şarkıya kadar uyanmıyorsunuz. Bu yüzden albümde sapmalar olmaması, lirikal açıdan aynı duyguları konu edinmesi Baker’a başarılı bir albüm koyma fırsatı veriyor. Sadece bazen birkaç anda davul eklentilerinin harika durabileceğini düşündüm. Davul yerine ise duygularını ön plana çıkarak daha yüksek notalara çıkmayı tercih ediyor Baker. Depresyonu, çaresizliği ve yalnızlığı olabildiğince açık bir şekilde ortaya koyuyor. Ancak albümün bu temalar etrafında şekillenmesinin yanı sıra Sprained Ankle’dan bu yana geldiği noktaya baktığımda bundan sonra bizi nelerin beklediğini merak ediyorum. Gitarı ile yalnız kalmayı tercih eden müzisyenlerin akora ve küçük bir grup eşliğinde sahne almalarına doğru bir geçiş yapmalarına tanıklık ederiz genellikle. Sonrasında ise genelde elektronik tınılar eklenmeye başlarlar. Baker ise piyanoya yöneliyor, farklı yollara sapmaktan çekiniyor. Peki, Baker için sırada ne var?

Comments are closed.