Kurt Vile – Bottle It In

Albüm Kritik|

Kurucusu olduğu indie rock grubu The War on Drugs’dan 2009 yılında ayrıldığından beri istikrarlı bir şekilde solo albümlerini yayımlayan Philadelphialı şarkıcı Kurt Vile bu sonbahar Bottle It In ile karşımızda.

Yaklaşık on yıldır solo kariyerine altı uzunçalar sığdıran ve 2013 tarihli Walking on a Pretty Day ve 2015 tarihli Pretty Pimpin gibi başarılı teklilere imza atan Vile yine özenle hazırlanan bir albüm vaat ediyor. Albümde kendisine hayran olduğunu belirtmekten kaçınmayan Sonic Youth’un efsanesi Kim Gordon ve Californialı şarkıcı, söz yazarı ve kent ozanı Cass McCombs gibi konuklar eşlik ediyor. Neil Young, Bob Dylan ve Lou Reed’e benzetilebilecek çabasız ve dürüst hikâye anlatıcılığı ve vokaliyle Vile folk ve saykodelik müziğin tınılarını sanki birlikte olmak için yaratılmışlar gibi harmanlıyor.  Artık kırklı yaşlarına yaklaşan şarkıcı Bottle It In’de biraz yalnızlık ve ölüm gibi karanlık temalar etrafında gezinirken biraz da geriye dönüp bakıyor ve bize hislerini açıyor. Bob Dylan’ın Blonde on Blonde’unda olsa sırıtmayacak bir yorumla icra ettiği country yıldızı Charlie Rich’in 1977 tarihli şarkısı Rollin’ with the Flow’da kendi hayatıyla özdeşleştirebileceği sözleri dile getiriyor: “Bir zamanlar kafamda bir düşünce vardı / Otuzuma ulaşmadan öleceğime dair / Şimdi bir şekilde devam ediyorum / Akışla birlikte yuvarlanıp gidiyorum.” Rollin’ with the Flow dışında albümdeki tüm şarkılar Kurt Vile’ın kendi imzasını taşıyor. Come Again’de reenkarnasyona değinip Mutinies’de kafasındaki sesleri susturmak için içtiği hapları itiraf ederken bir yandan da Loading Zones’da araba park etme stratejisinden bahsedebiliyor. Albüm boyunca Vile dinleyiciyi hem bu içten sözleriyle, hem de huzurlu ve tekrar eden gitar riffleriyle alıp götürüyor. Seksen dakikalık uzunçalarda on dakikayı bulan şarkılar yer alıyor ama gereksiz tek bir şarkı bile yok. Bu yönüyle albümü bir şiir kitabına benzetebiliriz. Her bir şarkının birbirinden farklı olduğu hâlde bir araya geldiğinde uyumlu, tutarlı ve dengeli bir bütün oluşturması en usta müzisyenlerin bile her zaman başaramadığı bir durum. Bottle It In’i ilk dinleyişimde birden ormanda gezintiye çıkmış gibi sakin, tazelenmiş ve huzurlu hissetmiştim. Yalnız olmadığıma eminim, böyle albümlere ihtiyacımız olduğuna da.

Share

Comments are closed.