London Grammar – Truth Is a Beautiful Thing

Albüm Kritik|

İngiliz grup London Grammar’ın ikinci uzunçaları Truth is a Beautiful Thing mükemmel bir albümün sahip olması gereken her şeye sahip. Kusursuz prodüksiyon, güçlü vokaller ve dürüst anlatımına rağmen noksan kaldıkları tek nokta ise ilham oluyor.

Grubun 2013 yılında çıkan ilk uzunçalarları If You Wait kendine has tınıları ile hemen dikkatleri üzerine çekmişti. İkinci albümde ise grup kendilerine işaretledikleri noktadan daha uzağa ulaşmakta başarısız kalıyor. London Grammar müziğinin en önemli özelliği güçlü vokaller. Vokal Hannah Reid’in zaman zaman Florence Welch ve hatta Adele’i hatırlatan vokallerine Rothman’ın gitarları ve Major’ın davul ritimleri eşlik ediyor. Ancak ortaya çıkan her şarkıda vokallerin odak noktası olacağını biliyorsunuz. İlk single Rooting For You da grubun kendilerine has bu özelliğini en güzel özetleyen şarkı. Ancak bu durumun albümde sık sık tekrarlanması bütüne bakıldığında hayal kırıklığına uğratıyor. Grubun vokal harici diğer müzisyenler tarafından kusursuz bir şekilde desteklenebilme avantajı var. Onun yerine grup ise güçlü sesi ile Reid’i ön planda tutarak güvenli yolu tercih ediyorlar. Bu nedenle de albümün güçlü yanları birbirini tekrarlayan ritimleri yıkarak üç üye arasında daha fazla iş birliğine gittikleri şarkılarda ortaya çıkıyor. Akıllara The xx’i getiren Hell to the Liars zincirleri kırdıkları ilk kayıtlardan. Bir diğer dikkat çeken şarkı ise Bones of Ribbon oluyor. Grubun tınılarında daha cesur davrandığında ortaya harikalar çıkarabileceğinin en somut kanıtı. Leave the War With Me ise Rothman’ın dahiyane piyano melodisi ile albümün en iyisi. Albümün sonlarına doğru ise daha önce gruptan defalarca duyduğunuz tınıların yeniden önünüze konulmasına tanıklık ediyorsunuz. Truth is a Beautiful Thing o kadar tek düze ki ilk yarıyı tamamladığınızda albüme devam etmek için kendinize bir sebep bulamıyorsunuz. Üstelik elli iki dakikalık uzun bir vakitte bu kadar çok tekrarı yaşamak dinleyicide Groundhog Day etkisi yaratıyor. Kalbinize yavaşça dokunan tınıları ve bir o kadar da çeşitli kusurları ile dinleyicilere özgün bir deneyim yaşattıklarını söyleyebilirim. Bu albüme bayılabilirsiniz. Ancak bir o kadar da bu albümden nefret etmeye hazır olun.

Comments are closed.