Miles Kane – Coup De Grace

Albüm Kritik|

Kuzey İngiltere’nin son zamanlarda Alex Turner’la birlikte bize verdiği en nadide indie pop müzisyenlerinden Miles Kane’in üçüncü uzunçaları Coup De Grace geçtiğimiz günlerde yayımlandı.

2011’de çıkarttığı ilk albümü Colour of the Trap ve iki yıl sonra bunu takip eden Don’t Forget Who You Are’dan sonra beklentiyi yükselten Coup De Grace ne yazık ki otuz iki yaşındaki sanatçıya “daha iyisini yapabilirdi” dedirtiyor. Miles Kane’i severim. Alex Turner’la aralarındaki sıkı dostluğu her bir albümde daha da güçlendiren The Last Shadow Puppets projesini daha da çok severim. 2000’lerin ortasında Turner’la birlikte ortalıkta ’60’lardan fırlamış bir İngiliz Lennon-McCartney ikilisi gibi dolaşırken şimdi Los Angeles’taki partilerde eşofmanlarla dans ederken görüyoruz Kane’i. Stüdyoya Lana Del Rey uğrayıp bir şarkısının nakaratına el atıyor (Loaded), Fred Perry’le birlikte özel bir koleksiyon tasarlıyor, son video klibinde profesyonel WWE güreşçisi Finn Balor ile dövüşüyor (Cry On My Guitar.) İşte bu çeşitlilik albümdeki şarkılarda da görülüyor: Glam, funk ve punk türleri arasında dolaşan Marc Bolan, David Bowie, The Fall ve Kasabian gibi isimlerle karşılaştıran on şarkılık uzunçalarda yine de bir şeyler eksik gibi geliyor. Gerçekten hatırda kalıcı ve kendini tekrar tekrar dinlettiren şarkılar bulmak biraz zor bu albümde. Son darbe veya öldürücü vuruş olarak çevirebileceğimiz Coup De Grace, Kane’in zor atlattığı bir ayrılığının etkisiyle yapılmış. İki haftada kaydedilen şarkılar hem söz hem müzik açısından bu aşk acısından izler taşısa da daha hassas ve zeki sözler ve etkileyici tınılar arıyor insan. Lana Del Rey, Mini Mansions ve Jamie T. gibi isimlerle iş birliği yaptığı albümü dinlerken ister istemez Alex Turner’la yaptığı şarkıların gölgesinde kaldığı hissediliyor. Tevekkeli değil, ilk ve benim en çok sevdiğim albümü Colour of the Trap’teki şarkılarda parmağı olan kişilerden biri de yine Turner’dı. Bu bir şeyin göstergesi olsa gerek. Ben şahsen daha sofistike ve temiz tınlayan Colour of the Trap günlerindeki mod Kane’i, vücut yapmış leopar desenli ceketler giyen ve kötü çocuk havasına giren 2018 Kane’ine tercih ediyorum. Yine de özgüvenine, kendini hafife alışına ve enerjik gitarına hayranım ve bir sonraki albümünde neler vaat edeceğini şimdiden merakla bekliyorum.

Share

Comments are closed.