MÜZİK SÖZDEN ÜSTÜNDÜR

Konser|

Post-Rock tanımına uygun şarkılar ihtiva eder Mogwai. Bu yönüyle 1960 sonlarında The Velvet Underground’un tohumlarını attığı deneye çok uzak değiller evet, ama dahası var. Bir yandan da bugüne dair kalmayı başarırlar.

Şimdilerde kariyerlerinin 20. yılını kutluyor ekip. Üstelik onları listelerle tanıştırmış, meşhur etmiş kayıtların tekrar basımıyla yapmıyorlar bunu. Yeni şarkılarla, yeniden üreterek, dahası kariyerlerinin belki de en büyük adımlarından birisini atarak üçüncü 10 yıllık döneme kapı aralıyorlar.

Örneğin Rave Tapes’i ele alalım. 2014’ün hemen başında piyasaya sürülen bu albümle adlarını tekrar merkeze ulaştırmayı başardılar. Glastonbury sahnesi öncesi festivalle bağlantılı olarak Metallica’ya laf uzatmalarından bahsetmiyorum. Onu ayrı tartışırız. Sahiden iyi albümdü Rave Tapes. Kendi evlerinde, Glasgow civarında bir küçük sokaktaki stüdyoda kayıt altına alınan bu şarkılar teatral, dağınık ve en önemlisi agresif bir temelden güç alıyordu. İyi bir Mogwai dönemi başka ne içerebilir ki?

Dün akşam Volkswagen Arena (eski adıyla Black Box) konserlerinde de o temeli zaman zaman yokladılar. Geçen yılın son günlerinde duyurdukları EP ve Rave Tapes ağırlıklı bir konser beklentisi içindeydim, tıpkı 7 ay önceki One Love Festival’deki gibi. Yanıldım. İlk 10 dakikada diğer yolu gösterdiler. Diskografinin her alt başlığına dokundular bu kez. Heard About You Last Night ile sahneyi açıp hemen sonrasında 2006 tarihli albümleri Mr. Beast’in dört numarası Travel Is Dangerous’ı çağırdılar.

Helicon 1’dan, I’m Jim Morrison I’m Dead’e, Rano Pano’dan Hunted by a Freak’e kadar eski sayfalar saçıldı gözümüzün önünde. İşin etkileyici yanı her parçanın final girişinde albüm kayıt tazeliğinden işaretlerin ortaya çıkmasıydı. Belki binlerce defa çaldıkları şeylerdi bunlar, ama üzerinde dolaştıkları her vuruşun nefesi hissediliyordu.

Konserden önce Volkswagen Arena’ya adım attığımda dikkatimi çeken ilk şey perdeyle kapatılan tribün bölümleri olmuştu. Sahne de iç sahanın neredeyse yarısına kadar öne taşınmıştı. Yine de Stuart Braithwaite liderliğindeki Mogwai büyük şarkılarla lehine çevirmesini bildi bu durumu. Elektrik gitarın tozu dumana kattığı anlar da oldu, davulun synthesizer’a karışıp hikayeciliğe soyunduğu da. Hatta vokalin ön plana atıldığı da…

Daha samimi ve küçük mekanlardaki o naif hissiyata uygun şarkıların saykodelik ışık dalgalarına karışarak hayata tutunduğu bir konser yaşandı dün akşam. Defalarca ağırlamışlığımız var onları bu şehirde. Sanırım dün geceyle birlikte dörde yükseldi bu rakam, emin değilim. Ama şundan eminim: Bu şehirde daima bir karşılıkları var sound’larının. Hep gelsinler, biz hep uğrarız bu sahneye.

Share

Comments are closed.