“MÜZİKTEN ALIP MÜZİĞE VERİYORUM”

Röportaj|

La Dee Eda, Eda Köyağasıoğlu’na ait bir alternatif sahne projesi. Kendi şarkılarına ek olarak kimi başarılı tekrar yorumlarda adı geçiyor. Farklı ekiplerle giriştiği ortak çalışmalar da mevcut. La Dee Eda için yakın gelecekteki ilk plan bir single yayımlamak olacak.    

Sondan başlayalım. Şu sıralar neyle meşgulsün. Sanırım bir albüm hazırlığın var?

Debut single Black Bird’ü yayınlama arifesindeyiz. İki remix ve bir akustik kayıt koyduk içine. Projede olanlardan biri aynı zamanda İzmir’den uzun zamandır arkadaşım Doruk Güralp. Biz güzel bir iş çıkardığımızı düşünüyoruz. Umarım dinleyen herkes aynı fikirde olur. Single’ın ardından kendi yazdığım ingilizce şarkılardan oluşan bir EP kaydetmeye başlayacağız. Bir de live çaldığımız ekibi genişlettik. Konserlere başladık. İzmir’de bundan sonra daha sık çalıyor olacağız. Yaz döneminde de İstanbul’u tekrar ziyaret ederiz.

Üstlendiğin cover’lar var. Tekrar yorum için şarkıları seçerken nelere dikkat ediyorsun?

Çok dinlediğim, en başta kendi başıma da çalmayı sevdiğim, bende yer eden şarkılar bunlar. Değiştirebildiğim, bükebildiğim yapıları var. Eğer başkası tarafından yazılan bir şarkı için yeniden kanal olacaksam bu dinleyici için yeni bir deneyim haline gelmeli. Setlist doldurmak adına imitasyon veya tekrar sıfatı taşımamalı. Bu yüzden piyanoda rifflerin, armoninin ve şarkının genel trafiği üzerinde çok çalışıyorum. Bunların en yenisi Mavi Sakal’ın İki Yol’u. Merak edenleri konserlere bekliyorum çünkü başka yerde duyamazlar.

La Dee Eda projesi nasıl başladı?

11 yaşından beri müziğin içindeyim. Kayıt yapıyorum, şarkı yazıyorum. Ancak bundan yaklaşık bir buçuk sene öncesine kadar bunları herhangi bir paylaşım platformuna çıkarmamıştım. Canlı olarak çalıp söylediğim coverlardan bazılarını soundcloud aracılığıyla La Dee Eda olarak paylaşmaya başladım. Bir yandan prodüksiyon ve kayıt ile ilgili araştırma yapıyor ve kendimi geliştirmeye gayret ediyordum. My Songs Know What You Did in the Dark iyi bir dinleme oranı yakaladı ve önce içinde olduğum müzikal camia, arkadaşlarım; ardından onların çevreleri derken iyi eleştiriler geldi. Bundan cesaret kazanarak kendi orijinal şarkılarımı kaydetmeye koyuldum. Sonrası hızlıca gelişti. Birçok yeni müzisyen ile tanıştım. La Dee Eda başlığında benimle birlikte çalmaya başladılar. Bağımsız müzik dinleyicileri ve yazarları bizden bahsetmeye başladı. Ciddi hedefler koyduk kendimize.

Ekipte kimler var?

Grupta değişiklikler ve nüfus artışı var. Fikret Karakurt bana gitarda eşlik ediyordu şimdi bas gitarda desteğini verecek. Davulda Atıl Çelik ve yeni gitaristimiz Hakan Candan aramıza katıldı.

La-Dee-Eda-01-orta

İçinde yer aldığın müzikal yön nedir? Henüz seni duymamış olanlar için nasıl tanımlarsın?

Neo-Klasik, Romantik dönem ve cazdan esinli, piyano balladları ve indie-pop arasında bir yerde anlatabilirim kendimi. Piyanom bana sadece eşlik etmiyor. Piyano ile düet yapıyoruz. Facebook sayfamda tür başlığı altında Indie-pends on what Eda wants to do yazıyor. Aslında tam olarak da öyle.

Aynı zamanda piyano hocası olduğunu okudum bir röportajında. Kardeşin Ezgi de müzik çalışmalarıyla biliniyor. Küçük yaşlarda konservatuara başlamışsın. Müzik her zaman her yerden seni yakalamış olmalı. Ne dersin?

Ailem iyi müzik dinleyen bir aile. Çok ufak yaşta babamın Queen, Deep Purple albümlerini ve gençken yaptığı mixtapeleri karıştırır, dinler ve bundan inanılmaz keyif alırdım. Sanırım beni ilk bu zamanlarda yakaladı. Kardeşim de benim dinlemiş olduğum şeylerden bir ölçü etkilenmiş olmalı küçüklüğünde. Ezgi ile birbirimizin işlerine sürekli destek ve fikir veriyoruz. Kimi zaman ortak işler yapıyoruz. Birbirimizi çok açık olarak eleştirebilir ve geliştirebiliriz. Bu da güzel bir avantaj. Demek istediğim müzik ailede hep vardı. Ancak ben akademik kariyerimi de tamamen bu hedefte seçtim ve devam ediyorum. Fagot ve piyano üzerine tahsil yaptıktan sonra uluslararası standart taşıyan programlarda müzik öğretmenliğinde uzmanlaştım. Yatırımımı hep bu yönlü yaptım, çünkü beni besleyen kaynak bu. Müzikten alıp müziğe veriyorum.

Kişisel çalışmalarının yanında müzisyen dostlarınla beraber yaptığın işler de mevcut. Geçenlerde Babylon sahnesine birlikte konuk olduğun Mind Shifter bunlardan biri örneğin. Cihan Yılmaz’ın EP’sini dinlerken de karşılaşmıştım seninle. Bu tür ortaklaşmaların müziğine ne gibi katkıları oluyor?

Cihan ve Mind Shifter (Orhan) ile internette tanıştık. Birbirimizin işlerini karşılıklı beğenince birlikte çalışmaya başladık. Mind Shifter ile bir EP yayınladık, albüm kayıtlarımız hala devam ediyor. Elektronik sahnede birlikte yer almak, onlar ile şarkı söylemek daha geniş bir kitleye ulaşmayı sağladı. Geride bıraktığımız yıl bu ortaklıkların da katkısı ile bolca yazdığım ve ürettiğim bir yıl oldu. Teknik olarak öğrendiğim, aynı zamanda şarkı yazarı olarak kendi payıma beni geliştiren bir süreçti bu. Elektronik müzik ağırlıkla dinleyip takip ettiğim bir tür. İki isim de Türkiye’de bu alanda eksikliği dolduran, aktif, yenilikçi ve başarılı müzisyenler. Aynı anda birden çok alana ilgi duyuyorum ve yapmak istediklerimi bu sayede gösterme fırsatı oluyor. Aynı zaman da bu şarkıları kendi konserlerimde yeniden yorumluyorum.

Konserler ne durumda? Yakın dönem için netleşen sahneler var mı?

24 Nisan’da Spaceless Nights kapsamında İzmir Hayalbaz sahnesinde olacağız. İleri tarihler kesinleştiğinde website ve sayfalar üzerinden duyuruyoruz. Mayıs sonu bir de BalconyTV session programımız olacak, onu da belirtek isterim.

Comments are closed.