“Nasıl özgür olacağını bilmek zaman ve cesaret gerektirir”

Röportaj|

20 Temmuz Cuma gecesi Kadıköy Peyote Muaf, Yunanistan’dan gelecek Head On grubunun postpunk müziğine ev sahipliği yapacak. Gruba gecede yerli punk sahnesinden Reptilians From Andromeda, Project Youth ve Seconhand Underpants de eşlik edecek. Atina postpunk’ının yeni dalgasında önemli gruplarından sayılan Head On, Reptilians From Andromeda ekibinden Tolga Özbey’in sorularına cevap verdi. Röportaja göz atarken grubun kısa süre önce yayımlanan albümü Ubike kulak vermenizi öneriyoruz!

Selam! Head On grubundan önce herhangi bir müzikal geçmişiniz oldu mu? Grubu nasıl kurdunuz?

Müzikal geçmiş? Hayır, olmadı birbirimizle tanışıp beraber çalmaya başladığımız için çok şanslıyız.

Kendi şarkılarımızı yazmaya ve bestelemeye karar verdiğimiz an çok iyi birer arkadaş olduk ve her şey de böyle başladı. (Gülüyor)  

 İlham aldığınız grup, sanatçı ve albümler neler?

Ah gerçekten birçok değişik şey var, Gılgamış Destanı gibi olur yazmaya kalkarsak, ama grupta herkesin farklı esin kaynakları var diyebilirim. Post-punk yapmaya gayret ediyoruz. Wu- Tang Clan şarkı sözündeki gibi Nah mean!

İlk albümünüz Ubik  12″ LP formatında yayınlandı post-punk ve post-punk sonrası birçok tarzı iyi bir şekilde harmanladığınız görülüyor. Bunu oluştururken nelere dikkat ettiniz?

Post-punk hareketi, başlangıçta punk hareketinden bir kopuştu, ama çok sayıda müzisyen sonradan bir konformizme gömüldü. Ne yazık ki post-punk kendisinin de karşı olduğu çok sayıda duruma boyun eğdi. Bu anlamda, bize punk post-punk diyebilirsiniz. (Gülüyor)

Open in Spotify

Neden albüme Ubik adını koydunuz? Philip K. Dick ve Cyberpunk sizin için ne ifade ediyor? Günümüz dünyasını nasıl bulduğunuz albümdeki distopik şarkı sözlerinden anlayabiliyoruz? Peki, gelecek hakkında iyimser olanlardan mı yoksa kötümser olanlardan mısınız?

Philip K. Dick’in  The Man in the High Castle ve Do Androids Dream of Electric Sheep romanları elbette en iyi bilinenleri olsa da Ubik’in konusu bizim albümümüzün konseptine daha uygundu. Öte yandan tek bir yorumlamaya asla indirgenemeyen Ubik romanı her nasıl kendini okuyana göre şekillenen bir yapıya sahipse biz de albümümüzde aynı etkiyi yaratmayı umduk. Oturup sadece zevk almak için değildi albümümüz, gerçeğin pasif bir kabul edinişini  dinleyiciden beklemiyoruz. İnsan Philip K. Dick’i diğerlerinin arasında bu kadar büyüleyici yapan şeyin tam olarak ne olduğunu düşünüyor: Okuyucuyu asla kızdırmaz, onu düşünür. Romanlarında uzak bir gelecek yerine yakın bir şimdi vardır. Cyberpunk’ın öncülerinden William Gibson gibi ki kendisi en iyisidir aslında hayatta olsaydı da Thomas Pynchon’un gibi olacaktı. Şimdi her ne kadar insanlar kavramak istemeseler de William Burroughs, Ray Bradbury, J.G. Ballard, George Orwell ve Aldous Huxley de dahil olmak üzere cyberpunk türünün öncülerinin gerçekten kavramak istersek yavaş yavaş gerçeğe dönüşen bir distopya’nın habercileridirler. Yine de, tamamen karamsar olmadığımızı açıklığa kavuşturalım. Bardak her zaman yarı boş değildir. Sonuçta, ne kadar susamışsın. Şimdi bir bardak su alabilir miyiz lütfen? (Gülüşmeler)

Albümünüzün taptaze bir sounda sahip olması, albümün nerede ve kimin tarafından kaydedildiği sorusunu akıllara getiriyor. Süreç nasıl geçti? Tercih ettiğiniz ekipmanlarınız neler?

Iraklis Vlachakis albümdeki yeni soundun tek sebebidir. Biz de aslında sonuçtan da çok memnunuz. Albüm Glyfada, Atina’daki ev stüdyosunda kaydedildi. Daha canlı ve sağlam bir ritim bölümünün gerçekleştirilmesi için birlikte çalınan bas ve davulları kaydettik. Kayıtta kullanılan ekipmanların başlıcaları asla değişmeyen temel ekipmanımızdan söz edeceğim. Davulcumuz Kostas’ın Sabian AAX hihat 14″, 18″ paiste crash, 20″ paiste 404 crash/ride ve Catalina trampetidir. Bass gitaristimiz John, hiç efektsiz Sire Marcus Miller 5-String bass gitarını kullanıyor. Gitaristimiz George, Fender Jaguar ve buna ek olarak efektör pedalları Proco Rat Distortion, Boss Space Echo from ve Colorsou marka vintage bir wah-wah kullanıyor.

Yunanistan’ın ‘80’ler ve ‘90’lar boyunca çok oturmuş bir Anrchopunk sahnesi vardı. harika gruplar, albümler işgal evleriyle bir geleneği vardı. Şu anki Atina sahnesi ne durumda?

Evet, sahne o zamanlar oldukça sağlam ve güçlüydü. Yine de, unutmayalım ki, askeri cuntanın düşüşünü ve siyasi iktidardan bahsetmeyi başaran bir dönemden bahsediyoruz. O zamanlar, daha önce devlet aygıtının baskı altında olduğunu hisseden pek çok insan, tüm öfkeyi ve içlerinde tutulan hoşnutsuzluğu serbest bırakmakta punk’ı kullanmakta doğru olanı yaptılar. Bugünün Yunan anarchopunk sahnesi, en yoğun ve görkemli insanlarla dolu olan, öncekiler kadar güçlü ve sağlamdır. Bizler gibi yüzlerce başka gruba gelince, onlar destekleyici bir şekilde harekete geçiyorlar ve bundan dolayı onlara teşekkür etmeliyiz. Bu sahnenin etkisi ve yer değiştirmesi söz konusu olduğunda, bu sadece gelecekte kanıtlanabilir. Hala zor zamanlar geçiriyoruz ve ortaya çıkan müzikler eskisinden daha kötü değil.

DIY olmak genellikle problemlere çözümler bulmayı gerektirir ve genellikle bunlar finansal problemlerdir. Bunun sanatınızı nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?

DIY size, senin de açıkça işaret ettiğin gibi, sanatsal özgürlüğü büyük ölçüde sunar. Bununla birlikte, küçük bir bütçe üzerinde çalışılması, daha büyük bir finansal üretimden daha düşük kalitede bir ürün ortaya konulacağı anlamına gelmez.

Her şeyi tek başına yapmak zorunda kalmanız, enerjinizin, zamanınızın ve tabii ki paranın ihmal edilemez bir miktarını çoğunlukla emen büyük miktardaki borç ve yükümlülüklere yük olmakla birlikte bunların hepsi, bir şekilde veya başka bir şekilde üstesinden gelebileceğiniz engellerdir. Tersine, biri diyebilir ki DIY’in en büyük rahatsızlığı verilen çerçevenin özünden ve özgürlüğünden başka bir şey değildir. Karışıklıktan kaçınmak için özgürlüğün yanlış olduğu bir şey elbette, bu söylemeye gerek yok. Yine de kendi koşulsuz özgürlüğünüzle baş etmek zorunda olmak muhtemelen dünyadaki en zor şeydir ve nasıl özgür olacağını bilmek zaman ve cesaret gerektirir. DIY bunun için harika bir egzersiz olabilir.

Müzikten başka sanat alanlarıyla ilgileniyor musunuz?

Post-punk geleneğine sadık kalarak, müziklerimizi, Fatih Akın’ın aynı isimli filminden aldığımız grubumuzun adından başlayarak, çeşitli kaynaklardan yayılan unsurlarla canlandırma eğilimimiz var. Dahası, albümün tanıtımlarını kendimiz gerçekleştirmeyi tercih ettik. Albümümüzün canlı sunumu sırasında, aynı başlıktaki kitabına dayanarak Guy Debord’un The Spectacle Society’sini eşzamanlı bir şekilde taradık. Bazı noktalarda biraz modası geçmiş olsa da, bazı noktalarda hala geçerli. Dahası müzik ve filmlerin yanı sıra, genellikle edebiyat, şiir, tiyatro, görsel sanatlar, güzel sanatlar, eleştirel teori ve felsefe gibi alanlardan etkiliyoruz.

İlk İngiltere turnesini tamamladın, nasıl deneyimledin? Konserde seyirciye ne gibi bir his verdiğini düşünüyorsun?

Yurtdışındaki ilk turumuz olması itibariyle kesinlikle harika bir deneyim oldu. Çalmamız gereken bazı Pub’lar, daha önce yapmadığımız bir şeydi. Genellikle sadece içimizde sarhoş olmuştuk ve hepsi bu kadardı (Gülüyor)

İzleyicilerin, kısmen istismar edilemeyecek kadar küçük olmalarına bakılmaksızın, tepki mükemmel derecede samimi ve cesaret vericiydi.Hatta bu kadar büyük gruplarla aynı sahneyi paylaşma şansımız oldu ve ayrıca bize minnettar olduğumuz büyük bir misafirperverlik sunan favori gruplarla takıldık. Kitlemize verdiğimizi düşündüğümüz duyguya gelince, onlara sormak zorunda kalacağınızı söyleyeceksiniz, gerçekten söyleyemeyiz, tahmin ettiğimiz bir dionisyak, olabilir en azından. Dipnot: İngiltere’deki gibi büyük deniz motorlarının var olduğunu bilmiyorduk. Onların içinde yürürken dikkatli olun millet! (Gülüyor)

Sonra çok yakında İstanbul’da ne yapacaksın? Daha önce İstanbul’da bulundun mu? İstanbul’da bulunmadıysanız senin için ne ifade ediyor?

Sadece aramızdan birimiz daha önce İstanbul’da bulundu ve o da şimdi çok heyecanlandı. Bu yüzden biz de onun anlattıklarına inandık. (Gülüyor) Sonunda Fatih Akın’ın Head On filminde oynama şansımız var.

Hangi yiyecekleri tercih edersiniz?

Yunanlılar, hepimiz büyük bir “souvlaki” meraklısıyız, yalnız bir vejeteryan olan şarkıcımız hariç (gülüyor) Geleceğe dair planlarımız arasında, biraz daha yeni müzik kaydetmek var. Sonunda bazı yeni şarkılar prova yaptık stüdyoda. Yeni şarkılarımızdan birinin adı ünlü Amerikan müzik yazarının adından alık Robert Christgau ve onu geçen konserlerimizin hepsinde çalmaya başladık. Böyle giderse bir tane de Greil Marcus için de yapacağız sanıyorum (Gülüyor)

İkinci bir albüm kesinlikle planlarımızda. Bazı berbat müzik videoları fikirleri de var. Sırada bir İstanbul konserimiz var bilmiyorum haberiniz var mı? (Gülüşmeler) sonra da Ikaria Adasında Frikaria Festivalinde sahne alacağız.

Comments are closed.