Nilipek – Sabah

Albüm Kritik|

Henüz ortada yayımlanmış bir albümü yokken YouTube ve Soundcloud aracılığıyla servis ettiği şarkılarla onu tanımaya başlamıştık. Uzun süredir planladığı ilk stüdyo çalışmasını ise geçtiğimiz günlerde Sabah ismiyle duyurdu.

Nilipek’ten söz ediyorum. Boğaziçi Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi alıyor, o sürecin bir sonraki adımında yüksek lisans için bir dönem Hollanda yollarına düşüyor Nilipek. Ama müzik daima bir şekilde onunla yürüyor. Kendi sözleriyle hayatında müzikten öncesi hiç olmuyor. Hakkı var. Zira benim bu albümden anladığım şu: Müzik Nilipek’in en yakın dostlarından biri. içerikte Sağanak Yağmurlu Şarkı, Kınalıada, Senden Uzakta isimli parçalar bir adım öne çıksa da hepsi bu kadarla sınırlı değil. Baştan sona akıp giden on şarkının tamamında hayatın içinden gün ışığına ulaşan samimi, huzur dolu sesler var. Tatsız çileklerle yapılan tatlı reçellerden, düşerken el uzatmanın zorluğundan, korkak ruhlardan, derin gecelerden bahsediyor ve ne olursa olsun saati gelip de sabah kapıyı çaldığında tüm o korkunç gölgelerin yavaş yavaş kaybolacağını, aydınlığın kazanacağını anlatıyor Nilipek. Albümün sound’una da tam olarak burada değinmek lazım. Çünkü kullanılan enstrümanlar tıpkı Nilipek’in naif cümlelerle kayda geçen vokali gibi sakinliğe dair kanallardan hücum ediyor. Ozan Tekin’in tuşluları, Berkay Küçükbaşlar’ın davulu, Can Aydınoğlu’nun gitarı, Tufan Büyükgüngör’ün bas gitarı söz konusu müziği hedefine yaklaştırırken ona birtakım özellikler katmaktan geri durmuyor. 60’ların çiçek çocukları aklınıza gelebilir burada. Ek olarak Fleetwood Mac, belki bir parça mutlu folk ve elbette 20’lerindeki Bob Dylan ritimleri… Bunların tamamı “Sabah”ın elinde tuttuğu, üst üste uğramaktan çekinmediği güzel yönler. Bir türlü sonu gelmeyen gri günlerin içinde nefes boşluğu ararken bu albüme sıkıca tutunun derim. Nilipek’in de dediği gibi: “Başka şansı yok, bir şekilde güneş açacak bir gün, bir yerde.

Comments are closed.