Oh Yeah

Göz|

Paul Bunyan.  Kuzey Amerika mitolojik kahramanı, insanüstü kabiliyetli oduncu Paul Bunyan. Amerikan çizgi filmlerine bile konu olmuş, kocaman gövdesi, devasa baltası ve mavi ineği Babe ile çocukların sevgilisi Brainerdlü Paul Bunyan.

Şehrin girişinde boy boy heykelleriyle “Paul Bunyan’ın vatanı” tabelaları selamlar sizi. Geçenlerde Coen kardeşler yapımı Fargo filmini tekrar izlerken dikkatimi çekti. Olaylar aslında film başlarken söylenildiği gibi Fargo’da başlamıyor. “Paul Bunyan’ın vatanı” Brainerd’de gerçekleşen üç cinayetle başlıyor. Frances McDormand’ın hayat verdiği polis şefi Marge Gunderson’un  araştırmaları ise Fargo’ya kadar uzanıyor.

Paul Bunyan figürü Amerikalılarda iki şeyi çağrıştırıyor: Baltalı güçlü kahraman ve Balta Cinayeti Olayı. İki Amerikan askerinin ölümüyle sonuçlanan ve Balta Cinayeti Olayı olarak da bilinen Kuzey-Güney arbedesinde Amerika’nın intikam planının adı Paul Bunyan imiş. Cinayetlerin sebebinin budanmak istenen bir ağaç ve ölüm silahının da balta olması plana bu ismi vermelerinde çok da düşünmelerine gerek kalmadığını gösteriyor.  Bir kişi hem bir kahramanı, hem de bir cinayeti işte böyle aynı anda yansıtabiliyor.

Fargo filmini bu açıdan düşünmeye başladığımda Paul Bunyan’dan gelen bu iki çağrışımın karakterlere nefis dağılışını keşfetmenin hazzını yaşadım. Kahraman çağrışımlar polis şefi Marge’a, cani çağrışımlar ise Peter Stormare’ın hayat verdiği Gaear Grimsrud’a atfediliyor olmalı.

Grimsrud soğukkanlı bir katilken Marge da soğukkanlı bir polis. Grimsburd’ün Brainerd’den geçtiğinde heykeline bakakaldığı, cinayetinde kullandığı balta ve ağaç kesme makinesiyle oduncu kimliğine gönderme yaptığı Paul Bunyan. Polis şefi Marge’ın ise cinayetin izini sürdüğü yolculuklarda memleketi Brainerd’ü “Paul Bunyan’ın vatanı” ve “Paul Bunyan ve Babe Blue ox” diyerek hatırlattığı bir Paul Bunyan.

Coenlerin dehası ve aykırı mizah anlayışı bununla da kalmıyor.  Klişeler yerle yeksan oluyor. Mizah yeniden ele alınıyor. Adalet timsali polis şefi Marge bir kadın. Üstelik yedi aylık hamile bir kadın. Bir kadına yüklenen zayıflık kimliğinin zirvesinde bu görüntüyü polis şefi gibi bir güç ve cesaret kimliğine bütünleştirmeleri çok şık. Marge’ın eşi klişe ev hanımı karakterinin erkek versiyonu. Liseden erkek arkadaşı, evde kalmış eski kız arkadaş rolünde.

Kamera çekimleri bir insan gözünün görebileceği sabitlikte. Tekrarlardan uzak duran Hollywood’a  “Oh Yeah”ler ile defalarca selam gönderiliyor. Ciddi polis, olayları hemen çözen zeki polis klişeleriyle -olaylar çok ciddiyken- epey dalga geçiliyor. Kızını almadan fidye parasını vermeyeceğini söyleyen cesur baba rolleri başka bir dalga konusu.

Mesajlar, tezatlar Coen kardeşlerin mizahının ana temasını oluşturuyor. Bu ters açı bakış, beynin keşfedilmemiş kıtalarına ulaşıyor. Yeni virajlardan geçiriyor. Filmin ana teması işte bu ters açıdan hissettiriliyor. Ana tema, aralara serpiştirilen mesajların gölgesinde kalıyor hatta. Kimse “Film ne anlattı” ile çok ilgilenmiyor. İnsan “İçinde neler var?” derken buluyor kendini.

İlk gösterimini 8 Mart ’96 tarihinde gerçekleştiren film hikaye gücüyle orijinal senaryo dalında Academy Awards’ta Oscar heykelinin sahibi oluyor. Usta oyuncu Frances McDormand’ın müthiş oyunculuğu Fargo’ya ikinci Oscar heykelini getiriyor. Bu başarı arkasından The Big Lebowski, No Country for Old Man gibi kült yapımları da getiriyor. Daha sonra çekilen Fargo’nun TV serileri ise ’96 yapımı filme yeni, filmden bağımsız bir soluk getirmekle birlikte filmin özünü oluşturan tekrarlar ve mesajları diziye dahil ederek “1987’de Fargo’da yaşananlar belki de gerçekti” diyor. Ölenlerin anısına sadık kalmak için olay olduğu gibi anlatılmak istense de belki de yaşayanlar hikayenin değişmesini istemiştir. Kim bilir.

Comments are closed.