One Love 15 üzerine bir yazı

Konser|

Ülke festival birikiminin en önemli bölümlerinden birini oluşturuyor One Love. Yıllar sonraki geri dönüşü, tekrar sahnelerini açması ve müziğe ev sahipliği yapmasını çok değerli buluyorum. Ancak 20 Temmuz Cumartesi günü gerçekleşen festivaldeki aksaklıkları da konuşmamız gerekiyor.

Konuşmamız gerekiyor çünkü One Love Festival gerçekleştikten sonra, etkinliğin üzerinden günler geçtikten sonra biz salt müziği ve organizasyonun başarısından söz etmeliyiz. Oysa şu an böyle bir durum söz konusu değil. Örnek vereyim. Daha dün bir mail aldım. “Eskişehir’de yaşayan bir öğrenciyim. İki arkadaşımla birlikte günü birlik festivale katılmak üzere İstanbul’a geldik. Dönüş biletimizi aylar önce almıştık. The Blaze için oradaydık. The Blaze’in bir sonraki güne ertelendiği açıklandı ama bu bizim için The Blaze’in iptal olduğu anlamına geliyordu. Çünkü dönüş biletimizi almıştık. Dönüşümüzü iptal edecek ya da yenileyecek imkanımız yoktu.”

Evet, türlü sorunlar böylesine farklı alanları ve dinamikleri olan organizasyonlarda yaşanabilir. O nedenle her ne kadar kendi içinde önemli olsa da çok sık ve tüm dünya ölçeğinde karşılaşabileceğimiz “Tuvaletler yetersizdi. İçki bölümleri yetersizdi. Yiyecek yelpazesi yetersizdi” gibi şikayetleri burada pas geçiyorum. Basın çadırının olmamasını yadırgamakla birlikte sorun etmiyorum. Ancak festivalin headliner konumundaki ismi sahneye çıkamıyorsa burada önemli bir sorun var demektir. The Blaze’in çıkamayacağı açıklaması da planlanan sahne çıkış saatine çok az bir vakit kala yapılmıştı. Yapılan açıklamada bu sorunun ne grup kaynaklı, ne de festival kaynaklı olduğu vurgulanıyordu. Bence süreç daha iyi yönetilebilirdi. Sonrasında insanlar sosyal medyadan ve festival alanından tepkilerini yükselttiklerinde daha detaylı bir açıklama yapılabilirdi. Kesinlikle yapılmalıydı.

Bir konuya daha değinmek isterim. Gaye Su Akyol o kadar geç çıktı ki “Sanırım biz burada onu beklerken o çoktan performans sergiledi ve gitti” dedim arkadaşlara. Etrafımızdan birisi Gaye’nin instagram hesabına bakmayı akıl edince gerçeği fark ettik. Konsere henüz saatler vardı. Bu konuda da bir açıklama yapılabilirdi. Durum kısaca izah edilir ve yine tepki sesleri olsa da insanlar yeni plana göre hareket ederlerdi. Böylece Kendine Has sahnesinin önünde saatlerce Gaye’yi bekleyen binlerce insan o sırada diğer sahnelerde gerçekleşmekte olan konserleri kaçırmazlar ve o bekleme anını başka sahnelerde geçirebilirlerdi.

Şimdi en başa dönelim. Çünkü tüm aksaklıklarına rağmen One Love’ın dönüşü önemli. Üstelik bu kez gece yarısına kadar Parkorman’da ilerleyen, 21 Temmuz’un ilk saatlerinden sabahın ilk ışıklarına kadar ise Volkswagen Arena’da yaşayan iki bölümlük bir formdaydı festival. Parkorman’daki her metrekareden bu geri dönüşün önemini anlıyordunuz. Giriş yaptıktan sonra sahnelere doğru yokuş aşağı inerken sağ ve sol bariyerlere ilk yıldan sona kadar festivalin yıl yıl pankartlar halinde asıldığını fark ettim. Etkilenmemek imkansızdı. Onca önemli isim, onca majör müzisyen organizasyonun külliyatında sonsuza dek yaşayacak ve o anılar zaman zaman hatırlanmaya devam edecek. Sahne alanlarına inerken bunu düşündüm. Erken saatler olmasına rağmen kalabalıktı ve zaman ilerledikçe daha da kalabalık oldu. İnsanlar sahnede kimin çıkacağından bağımsız olarak festival için, festivale tanık olmak için oraya gelmişlerdi. Binlerce insan One Love için oradaydı. 

Audioban sahnesinde In Hoodies’i ve Hedonutopia’yı izledim. Her ikisi de sıra dışı çaldı. Birlikte Güzel sahnesinde (Ana sahneydi kendisi) Michael Kiwanuka henüz güneş batmadan şarkılarını paylaştı bizimle. Kısa süre önce Zorlu PSM’de izlemiş ve çok etkilenmiştim. Işıklar yoktu, karanlığın mistik kuvveti yoktu ama Kiwanuka yine etkileyiciydi. Geri vokaller dahil tüm ekibini tebrik ediyorum.

Years & Years etkileyici bir sahne prodüksiyonuyla ve tam da güneş çekilip gitmişken ışıl ışıl parlayan spotlar altında karşımızda belirdi. Glastonbury’den gelen bir ekipten bahsediyoruz. Ne yaptıklarını çok iyi biliyorlardı. Büyük Ev Ablukada ise yerli sahne için ne kadar büyük önemi olduğunu coşkulu kalabalığı merkezinde toplayarak ve onları yöneterek gösterdi.

Bir festival salt görkemli programa sahipken dolup taşıyorsa başarıdır. Ancak beklentilerin altında açıklanan isimlere rağmen bir festival neredeyse kapalı gişe gerçekleşiyorsa işte orada bir festival kültünden bahsedebiliriz. One Love Festival artık bu mertebedir. Tam da bu nedenle çok küçük dokunuşlarla daha iyi yönetilebilecek sorunların tüm olayı gölgelemesinin önüne geçilmeliydi. Headliner da olsa sahneye çıkamayabilir. Bir şeyler ters gider ve hiç olmadık sorunlar baş gösterebilir. Sizin yapmanız gereken ise süreci tüm açıklığıyla insanlarla paylaşmanızdır. Bunu yapmadığınızda, sorulara yanıt vermediğinizde sorunun kaynağını çözmek bir tarafa kimseyi ikna edememeye başlarsınız. Bana kalırsa One Love 15’te yaşanan şey buydu.

Umarım seneye One Love 16 gerçekleştiğinde sadece müziğin gücünü ve  yaratılan atmosferi konuşuyor oluruz. Yüzlerce kez de olsa tekrar etmekten yorulmam: Festivaller çok önemli ve bir birikime sahip One Love bu önemin merkezinde.

Comments are closed.