Phoenix – Ti Amo

Albüm Kritik|

Fransız pop-rock grubu Phoenix’in altıncı stüdyo uzunçaları Ti Amo güncel bir pop albümünden isteyeceğiniz her şeye sahip.

Çağdaşları ve hemşehrileri Daft Punk’ın tınıları ve neşeli 1970’ler disko müziği karışımı bir soundun üstüne maskeli balolardan, dondurmadan, anlık hazlardan bahsedip “Şampanya mı prosecco mu?” diye soran albüm romantik bir Roma tatiline çıkarıyor dinleyiciyi. Uzun ve sıcak yaz geceleri vaat eden bu tatilde derde tasaya yer yok. Biraz nostaljiye ve bolca şehvete, özgüvene ve dansa ise kapı her zaman açık. Albümü açan Ti Amo dört dilde “seni seviyorum” diyen bir nakarata sahip. Yalnızca Ti Amo’da değil, albümdeki pek çok şarkıda karşımıza çıkan İtalyanca, Fransızca ve İspanyolca cümleler albümün egzotik havasına katkıda bulunuyor. Albümün en akılda kalıcı şarkılarından Latin etkili Fior Di Latte’de Thomas Mars karşısındaki kızı adeta hipnotize ederek ikna etmeye çalışıyor. Sonunda çalan zille dinleyici de dört dakikalığına gittiği haz diyarından uyanıyor. Bir ayrılık şarkısı olmasına rağmen Lovelife’ta bile bir iyimserlik var. Acı-tatlı melodisi ve sözleriyle tam bir modern The Beach Boys şarkısı. Sevgilisiyle ayrıldığı hâlde yine de onu sevdiğini itiraf eden şarkının synthesizer riff’i albümün en güzel anlarından biri. Bir Fela Kuti sample’ı üzerine yazılmış olan Fleur De Lys’in dans ettirememesine imkân yok. Albümü kapatan ve otobiyografik özellikler taşıyan Telefono’da ise Mars, Hollywood’daki sevgilisi Sofia Coppola’yla İtalyanca-İngilizce karışık konuşuyor. Albümün en romantik şarkısı bu belki de. “Sen uyanıkken ben nasıl uyuyabilirim?” dizesi insanın içine oturuyor. Uzak mesafe ilişkisinin zorluğu ve kırılganlığı bundan daha gerçekçi ve romantik bir şekilde nasıl tanımlanabilirdi ki? Phoenix’in Paris’teki terör olayları ertesinde yazdığı Ti Amo karanlık bir dönemde kaydedilmiş rengarenk bir albüm. Bayat romantizm ve boş hayaller yerine sofistike bir şekilde hayata pembe gözlüklerle bakabileceğimiz bir fantezi sunuyor dinleyiciye. Albümle aynı adlı şarkının sonunda Fransızca dizelerde Thomas Mars’ın söylediklerine hepimizin biraz ihtiyacı yok mu bugünlerde? “En iyisinin yakında geleceğine inanmak istiyorum / En kötüsünün de geleceğini biliyorum / O yüzden bırak koyun sayayım, şarkılarımızı söyleyelim ve birlikte hayal kuralım.”

Share

Comments are closed.