PIXIES – HEAD CARRIER

Albüm Kritik|

David Bowie, Nirvana ve Radiohead gibi efsanelerin ilham kaynağı olarak gösterdiği Boston menşeli alternatif rock ekibi Pixies kurulduğu 1986 yılından günümüze kadar birçok evre atlattı. Grubun altın çağının mimarlarından basçı Kim Deal’in gruptan ayrılması Pixies’in miladı anlamına geliyordu. Bu radikal değişikliğin ardından yoluna devam etmeyi seçen ekip 2014 yılında Indie Cindy’yi servis etti. Yirmi üç yıllık bir aradan sonra gelen Indie Cindy yeni bir rota arayışını temsil ediyordu, fakat beklenen Pixies dinamiklerinden yoksundu. Deal’in yokluğu tüm albümün atmosferini derinden etkilemişti. Dolayısıyla Indie Cindy’yi bir geçiş pixies-head-carrier-reviewalbümü olarak sınıflandırmak en doğrusu olur. Alternatif rock sahnesinin kemik dörtlüsü iki yıllık aradan sonra Head Carrier ile karşımızda. Basçı Paz Lenchantin ile kaydedilen ilk albüm olma özelliğini taşıyan kayıt, prodüktör koltuğunda önceki albümlerden alışık olduğumuz Gil Norton’ın değil Tom Dalgety’nin oturmasıyla da dikkatleri üzerine çekiyor. Artık grubun resmi üyesi olan Paz Lenchantin, taze enerjisini albüme tüm gücüyle yansıtıyor ve birlikte çaldıkları süre içerisinde gruba uyum sağladığının sinyallerini veriyor. Açılış parçası Head Carrier, Black Francis’in İncil referanslarından nasibini alıyor ve Hristiyan aziz Saint Denis’e göndermede bulunuyor. Aşina olduğumuz Pixies soundunu içermesi akılda kolayca yer etmesini sağlıyor. Baal’s Back ve Um Chagga Lagga agresif yapısıyla bizi Pixies’in punk kökenlerine doğru yolculuğa çıkarıyor. Tenement Song’u  Pixies’in altın çağının üç dakikalık bir özeti olarak görebiliriz. Albümün sonlarına doğru kulaklarımıza Where Is My Mind’ın tınıları çalınıyor. Paz Lenchantin ve Black Francis ortak çalışması All I Think About Now, Kim Deal’a bir saygı duruşu niteliğinde.  “If I could go to the beginning I would be another way / Make it better for today” ve “If I’m late can I thank you today?” dizeleri Pixies’in otuz yıllık geçmişini gözler önüne seriyor. Head Carrier’ı Surfer Rosa ve Doolittle gibi başyapıtlarla aynı kefeye koymak bizi yanılgıya düşürür, fakat Pixies ruhunu yeniden canlandırması ve grubun köklerine dönüş niteliği barındırmasıyla umut vadettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Comments are closed.