Roger Waters – Is This the Life We Really Want

Albüm Kritik|

Kimi albümleri dinlemek o an yazılan tarihin içinden geçmek gibidir. Roger Waters’ın çok ama çok uzun aradan sonra gelen yeni stüdyo kaydı Is This the Life We Really Want işte o albümlerden biri.

İngiliz sanatçının progressive rock merkezindeki son çalışması olan Amused to Death takvimler 1992 yılını gösterirken geldi. Karşımızda gerçekten uzun dönemi sonlandıran bir albüm var. Efsanevi müzisyen Is This the Life We Really Want ile birlikte kariyerine yeni bir halka ekledi. Yıl 2017 ve yetmiş dört yaşındaki Roger Waters yeni şarkılar yazıyor ve yeni bir turneye çıkıyor. Daha anlatacakları var. “Henüz sözlerimi tamamlamadım” diyor Waters. Albümün içindeki on iki şarkı bunun kanıtıdır. Geçmişe tutunuyor, geçmişin izlerini takip ediyor ve biz oraya gidiyoruz. Is This the Life We Really Want’ın hemen her anında 1970’lerin ortasındaki Pink Floyd’un sirayet gücü var. Intro When We Were Young ve ardındaki bağlantı şarkısı Déjà Vu bu sirayet gücünü en üst seviyeye çıkarıyor. Déjà Vu’nun ilk dakikalarında piyano ve gitar içinde sonsuzluğa kadar uzanıyor Waters’ın cümleleri. Gözlerimi kapattığımda 1979’daki bir Pink Floyd şarkısının merkezinde bulabildim kendimi. Her şey eskisi gibi, her şey bir zamanlar yaşanılan duyguların izinde. Savaş, ölüm, barış hayalleri, küçük beklentiler, farklı hayat arayışları… Dedesi ve babası iki büyük savaşta hayatını kaybeden Waters gençlik dönemine de dokunan bütünlüklü bir hikayeyi aktarıyor. Vokali hala yerli yerinde, hala vurucu ve hala nerede yükseleceğinin farkında. Picture That, The Last Refugee, Smell the Roses ve kapanıştaki Part of Me Died şarkılarını tam performans yaşamakla kalmıyor, seni de o yaşam alanına çekiyor. Albümün prodüktör koltuğunda Radiohead ile çalışmalar yürüten Nigel Godrich’in yer alması önemli ama daha önemli olan Is This the Life We Really Want’ın Waters’ın imzasını taşıması. Roger Waters dimdik ayakta. The Wall turnesi kapsamında Ağustos 2013’te gerçekleşen İstanbul konserini izlerken “Bu senin Waters’a veda anların” demiştim kendi kendime. Ama yanılmışım. İşte tekrar karşılaştık. Bu çok değerli.

 

 

Paylaş

Comments are closed.