Rüzgar gibi geçtin Courtney Barnett

Konser|

Bu konserin duyurulduğu günden beri, heyecanla gün sayarak bekledim. Courtney Barnett’ı Pedestrian at Best ile birkaç yıl önce keşfettiğimden beri büyük bir merakla takip ediyorum. Sadece müziğini değil, Instagram hesabı ve yaptığı diğer işlerini de.

Mesela Courtney ve sevgilisi I Manage My Music diye bir oluşumda kendi menajerliğini yapan sanatçı ve gruplara iş planı yapmak ve müziklerini pazarlamak konusunda mentorlük sağlıyorlar. Mesela Courtney amansız bir feminst. Mesela bazen özgüveni o kadar düşük oluyor ki bir fikri olduğu için bile özür dilemesi gerektiğini hissediyor. Bazen oturup düşünüyor, bazense sadece oturuyor. Hepimiz gibi.

Nitekim beklenen gün geldiğinde tıklım tıklım dolu Babylon’da ekip tam vaktinde sahnedeydi. 2018’de çıkardığı son albümü Tell Me How You Really Feel’den Hopefulessness konsere giriş-gelişme-sonuç aksında çok tatlı bir girizgah oldu. Courtney’nin gitarına epey hakim olduğunu on sekiz şarkılık seti için üç gitar getirdiğini ve her şarkıda sounda göre sık sık gitar değiştirdiğini baştan söylemeliyim. Davulda Dave Mudie, aralıksız çaldıkları şarkıların her birine o kadar hızlı uyum sağlıyor, tüm gürültülü anlarda bile davulun sesi o kadar temiz geliyordu ki tabiri caizse Dave sahneye nefes aldırdı. Kalan boşlukları ise Bones Sloane’un bas gitarı ve geri vokalleri muazzam bir şekilde doldurdu.

Beş şarkı sonra sıra I’m Not Your Mother, I’m Not Your Bitch’e geldiğinde, Courtney’nin içinden gerçek bir rockstar çıktı ve brutal vokaliyle, gürültülü gitarıyla resmen Londra’nın / New York’un underground mekanlarından, filmlerden çıkma bir şova şahit olduk. İçten içe hissettiğim “ne kadar şanslıyız” duygusu tam bu noktada kendini büyük bir saygıya ve teşekküre bıraktı. Kaçımız kolay kolay kendimizi bazen ne kadar değersiz hissettiğimizden ya da özgüven eksikliğimizden bahsedebiliyoruz?

Courtney sahnede bunlardan bahsediyor, biz dinleyenler arasındaki empati ve yakınlığı da büyütüyor. Sahnede tüm varlığıyla gitarını çalarken “Everybody hurts, everybody breaks and everybody fades / We’re gonna tell everyone it’s okay” derken seyircisi onu ve tüm dertlerini çoktan kucaklamış bile. O anda birdenbire müziği kesip sahneye otursa “Yok ben çok kötüyüm” dese, hep bir ağızdan “Problem nedir Courtneycim, anlatsana rahatlarsın” diyeceğiz. Eminim.

Nitekim herkes yüzünde bir gülümseme ile bakıyor sahneye ve sağa sola anlaşılmış ve görülmü olma hissiyle sallanıyorlar. Derken sıra Pedestrian At Best’e geliyor ve dehşetli bir performansa daha tanık oluyoruz. Stüdyoda kaydettiği kadarı, sahnedeki performansının yanında küçücük kalıyor. Tüm kaygıları bir kenara atıyor ve Courtney kendini sahnede gerçekleştiriyor. Kısa bir boşluğun ardından tek başına sahneye gelip, Kurt Vile ile yaptığı Lotta Sea Lice albümünden Let It Go’yu söylüyor. Ardından iki şarkı daha çalmak için grubu da ona eşlik ediyor ve böylece yıllarca aklımızdan çıkmayacak bir konserin sonuna geliyoruz.

18 Mayıs ’19 Cumartesi gecesi İstanbul’da harika şeyler oldu. Aylar önce konser haberini aldığımda “En sonunda!” diye yerimden zıpladığım Courtney Barnett ve grubunu Babylon’da dinledik. Babylon’u uzun zamandır bu kadar kalabalık görmemiştim. Geçen Ağustos’taki Thee Oh Sees konserinden beri İstanbul’da bu kadar iyi bir şey dinlemedim. Babylon’da 2016 yılındaki Hanni El Khatib konserinden beri hiçbir grup sahneyi bu şekilde dolduramadı bence. Bu konserle ilgili “Keşke şu olmasaydı” denecek tek bir şey yok. Rüzgar gibi geçtin Courtney Barnett. İstanbul artık senindir. Yine bekleriz!

Comments are closed.