Shame – Songs of Praise

Londra’nın güneyinden çıkan Shame post-punk tavrının lider adaylarından biri. Bunu söylemek için henüz çok mu erken, belki de öyle. Ama unutmayın geçmişte de tıpkı böyle olmuştu. İlk albümle başlamıştı her şey.

İlk albüm başlangıcını açalım biraz. Bunun için sadece ’80’leri ve ’90’ları referans almak da doğru değil. Shame sadece o iki efsanevi on yıllık dilimden çıkış almıyor. Ian Curtis öncülüğündeki Joy Division’dan da, Mark E. Smith’in The Fall grubundan da, Morrissey & Marr ikilisinin yönettiği The Smiths’ten de, Noel & Liam arasında paylaşılamayan Oasis’ten de etkilenmişler. Blur, The Stone Roses, Pulp’ı da ekleyelim buraya. Zaten Londra’da büyüdüyseniz ve tek derdiniz müzikse bu isimleri takip etmenize gerek yok, onlar sizi bulurlar. Peki ya ilk albüm meselesi? Sonradan da açığı kapatabilirsiniz ama ilk albümde bir ışık sunmanız gerekir. Shame’de bu var. Plak firması Dead Oceans onlar için özel olarak çalışan bir ekip kurmuş olabilir, yoğun tanıtım ve parlatma aşamalarından geçiyorlar şimdilerde. Zararı yok. Renksiz bir şeyi zaten parlatamazsınız. Shame ilk albümü Songs of Praise kapsamında bu ilgiyi hak ediyor. Eddie Green, Charlie Forbes, Josh Finerty, Sean Coyle-Smith ve Charlie Steen beşlisi bundan sadece üç yıl önce kuruluyorlar. Songs of Praise içinde yaşamaya başladığınızda buna inanmanız pek kolay değil. Evet, çok tazeler ama bir o kadar da temelleri güçlü. Vokal Charlie Steen “Hadi dövüşelim mi?” derken karşınızdaki insanın öfkesini, mahallenin nevrotik havasını ve post-punk akımının o efsanevi dönemini hissediyorsunuz. Shame’in bendeki en büyük etkisi toplam on şarkıdan oluşan uzunçalarıyla kendi gücünü yaratmayı amaçladığını belirtmesi oldu. Friction, One Rizla, Gold Hole, Concrete ve diğerleri… Davulun, elektrik gitarın temiz sounduna üst perdeden dahil olan vurucu vokal. Neredeyse hepsi bu ve çok güzel. Shame adına indie pop denilen ve neredeyse tamamının birbirine benzediği güncel müziği takip etmiyor. Kafasını geriye çeviriyor, bir çıkış noktası için büyük isimlerden yardım alıyor. Bir başlangıç için yardım almak kaçınılmazdır. Sonrasında kendi sözlerini, kendi dünyanı ne kadar dahil edebildiğindir esas mesele. Shame işte bunu başarıyor.   

Share

Comments are closed.