The Beatles – Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band

Albüm Kritik|

Altı yıldır masamın karşısında asılı duran postere bakıyorum. 1967’nin 19 Mayıs gününde Beatles’ın menajeri Brian Epstein’ın Londra’daki evinde çekilmiş siyah beyaz bir fotoğraf.

Yirmili yaşlarının ortasında Beatles birbirine sarılıp fotoğrafçılara poz vermiş son moda saykodelik giysileriyle. Muhtemelen pikapta henüz piyasaya sürülmemiş Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band çalıyor. Çünkü o gün bu albümün basın ve müzik profesyonellerine özel lansman partisi var. Henüz kimse bu dört gencin “tüm zamanların en iyi albümü” olarak kabul edilecek bir eser ortaya koyduğunun farkında değil. Aceleye gerek yok, albüm nasılsa sadece iki hafta sonra herkesin biraz kafasını karıştıracak, biraz kendine âşık edecek, fazlasıyla da ilham verecek. Elli yıl ileriye sararsak albümün yarattığı etkiler yine aynı. Ama geçtiğimiz hafta piyasaya sürülen ellinci yıl baskısında dinlediğimiz Sgt. Pepper yıllardır alıştığımız stereo versiyondan oldukça farklı. Zira Beatles’ın prodüktörü George Martin’in izinden giden oğlu Giles Martin orijinal dört kanal mono kayıtları yeniden mikslemiş. Böylece şarkılar stüdyoda ilk kaydedildiği gibi canlı ve berrak geliyor kulağa. Sanki yıllardır tanıyıp sevdiğiniz bir insanın yeni yönlerini keşfediyorsunuz ve ona bin kat daha hayran oluyorsunuz. Albümle aynı adı taşıyan şarkı gümbür gümbür açıyor albümü. With a Little Help from My Friends’deki armonik vokaller çok rahat ayırt ediliyor. Fixing a Hole’daki klavsen yanınızda çalınıyor gibi. Good Morning Good Morning’de Ringo’nun davulları ilk kez duyuluyor sanki. A Day in the Life tüyleri iki kat ürperterek kapatıyor albümü. Birbirine bağlanan şarkılar arasındaki geçişler ilk versiyona göre çok daha yumuşak. “Deneysel bir konsept albüm” tanımının hakkını gerçekten veriyor. Albümdeki bonus şarkılar ise sadece hayranlar mutlu olsun diye sözleri çıkarılıp enstrümental versiyonu bırakılmış birkaç şarkının çok ötesinde. Şarkıların ham versiyonlarını dinlemek Beatles’ı tanrısallaştırmaktan çıkartıyor ve onların da bir yerden başladığını fark ettiriyor. Elli yıl önce bugün Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band raflardaki yerini aldı. Bu kadar başarılı bestelere ve prodüksiyona sahip bir albümün bugün de aynı tazeliği koruması tesadüf değil. 1967’nin “Aşk Yazı” günlerini tetiklemekle kalmayıp zamanın ötesine geçmeyi başaran bir albümden bahsediyoruz. Daha nice elli yıllar göreceğine eminim.

Share

Comments are closed.