THE PINEAPPLE THIEF – YOUR WILDERNESS

Albüm Kritik|

Çok sevdiğim ve saydığım müzik yazarı Çetin Cem Yılmaz’ın harikulade bir lafı var: “Ben hep birlikte Wake Up’ı, Seven Nation Army’yi ya da Where is My Mind’ı söyleyen insanlarla hemşehri hissediyorum, başkasıyla değil.” 2016 yılına şöyle bir bakınca, kendime en çok hatırlattığım sözlerden birinin bu olduğunu fark ettim. Müziğin iyileştirici gücü sayesinde yıl içerisinde yaşadığımız tüm facialara göğüs gerebildik bana kalırsa. Bu iyileştirici gücün en yoğun olduğu albümlerden biri de Your Wilderness‘dı benim için. İngiliz progresif rock grubu The Pineapple Thief’in on yedi yıllık müzik serüveninde on birinci duraktayız. Grubu daha önce dinlemiş olanlar Bruce Soord’un gösterişsiz, ancak sürükleyici bir müzik ürettiğini bilirler. Fakat önceki iki albümünde bu tavrından ödün vermişti Soord ve ekibi. Yine sürükleyici, ancak biraz gösterişli işlere imza atmışlardı. Bu küçük ayar değişikliği grubun progresif rock dinleyicisi dışındaki kitleye de hitap edebilmesini sağlamıştı esasında. Ancak grubun büyüleyici havasını da ortadan kaldırmıştı. Geç de olsa dinleme fırsatı yakaladığım Your Wilderness ise grubun tekrar en iyi yaptığı şeye döndüğü albüm olmuş. Gösterişten uzak, ancak bir o kadar da derin bir albüm koymuşlar ortaya. Bruce Soord’un yazdığı harikulade gitar partisyonları ve vokal melodilerinin akışına karşı koymak son derece güç. Albüm hüzünlü bir temaya sahip olsa da hiçbir zaman dinleyicisini karamsarlığa sürüklemiyor. Ruhunuzda açılan tüm yaralara merhem oluyor Your Wilderness‘daki şarkılar. Sizi bulunduğunuz yerden alıp daha aydınlık bir yere götürüyorlar. Öte yandan Your Wilderness‘ın bambaşka bir artısı daha var. Gruba bu albümde progresif rock alemlerinin en başarılı davulcularından biri olan Gavin Harrison (Porcupine Tree ve King Crimson’dan tanıyabiliriz) eşlik ediyor. Daha albümün açılış şarkısı olan In Exile‘da muazzam bir davul işçiliğiyle karşılaşıyorsunuz. Your Wilderness‘ın sürprizleri bununla da bitmiyor. Fend for Yourself şarkısında Supertramp üyesi John Helliwell klarnetiyle selamlıyor sizleri. Tüm bunların toplamında 2016’nın en büyülü albümlerinden biri çıkıyor ortaya. Son olarak Çetin Cem Yılmaz’ın muhteşem cümlesini hatırlayıp Your Wilderness‘a uyarlamak kalıyor bana: “Ben Your Wilderness dinlerken tatlı ve huzur dolu bir hüzün yaşayan insanlarla hemşehri hissediyorum, başkasıyla değil.

Share

Comments are closed.