The Radio Dept. – Running Out of Love

Albüm Kritik|

İsveçli ikili The Radio Dept.’in altı yıl aradan sonra gelen yeni albümü Running Out of Love tam bir 2016 albümü. Johan Duncanson ve Martin Larsson ikilisi politikayı ve gündemi yakından takip eden iki müzisyen ve gördüklerinden mutlu olmadıkları için böyle bir albüm yazmaya karar vermişler.

Bir röportajlarında her zaman politik bir grup olduklarını, ancak zamanında bunu söyleşiler haricinde pek de gösteremediklerinden yakınmışlar. Bu nedenle Running Out of Love’daki şarkı sözleri 60’ların politik ruhundan besleniyor adeta. Müzikleri ise 80’lerden etkilenen bir 90’lar teknosu havasında. Bu kadar farklı zaman dilimlerinden esinlenip hepsini harmanlayarak tam bir 2016 albümü ortaya çıkarmaları gerçekten şaşırtıcı. The Radio Dept. dinleyicilerini sorgulamaya, düşünmeye ve faşizme karşı durmaya çağırıyor. Bunu yaparken de dinleyicilerine geçmişi hatırlatıp ders radio-dept-running-out-of-love-reviewçıkarmalarını bekliyorlar. Albümün başından sonuna kadar bir özgürlük arayışı var. İkilinin 2010 tarihli Clinging to a Scheme albümü diskografilerindeki tartışmasız en iyi kayıttı. Running Out of Love’da ise başka bir The Radio Dept. görüyoruz. Gitar ve üflemeliler artık yok. Onların yerini tamamen synthesizerlar ve bas gitarlar dolduruyor. Açılışı albümün en iyilerinden Sloboda Narodu yapıyor. Afrika davul ritimlerinden esinlenen şarkı, albümün geri kalanından oldukça farklı. Ancak iyi bir ısınma turu oluyor albüm için. Hemen ardından Swedish Guns geliyor. Eğer sözlere dikkat eden biri değilseniz Twin Peaks sample’lı bu şarkıyı bir dans şarkısı olarak kabul edip hayatınıza devam edebilirsiniz. Ancak sözlere kulak verdiğinizde İsveç’in silah politikasına ciddi bir eleştiride bulunduklarını fark edeceksiniz. This Thing Was Bound to Happen her ne kadar öyle olmasa da tam bir single havasında. Dile dolanan ve kendini tekrarlayan nakaratı, dinamik yapısı ve harika synthleri ile albümün single şarkısı Occupied’ın hemen ardından parlıyor adeta. Bas gitar ve synthesizer ile mucizeler yarattıkları Committed to the Cause ise albümün açık ara en iyisi. İsveçli ikili yeni albümlerinde hiç olmadıkları kadar politik, cesur ve olgun. Dreampop severlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir albüm olduğunu söyleyebilirim.

Share

Comments are closed.