Yarkın Duo’nun ev konseri

Konser|

2 Kasım Cuma akşamı Piano House Moda’da Yarkın Duo konseri vardı. Peki ilk kez duyanlar için Yarkın Duo’dan bahsedelim. Nağme Yarkın (İstanbul Kemençesi) ve Baturay Yarkın’dan (piyano) oluşan iki kardeşin kurduğu ve etnik unsurları cazla harmanlayan bir grup bu. (Yazı: Hüseyin Ütsü)

Çocukluklarından beri aynı ortamda müzik yapan ikili Yarkın Duo adı altındaki projeyi ise 2016 yılında hayata geçirdi. Evet, gelelim konser anına. La Vie En Rose parçasıyla bir bahar akşamı arnavut kaldırımlı sokakta yürürken bulduk kendimizi. Ardından bir Anadolu kadınının Sarıkamış’da şehit olan oğlu için yaktığı ağıdı Bülbülüm Altın Kafeste’yi ve yirmi iki kahraman askerin son sözlerini “Her şey buraya kadarmış kumandan, birer cigara yakalım mı?” sözlerini içeren Ah Bir Ataş Ver’i dinledik.

Bir Nağme Yarkın bestesi olan Medcezir’i dinledik. Ardından Nağme icra ettiği enstrümanı olan üç telli ve tırnakla çalınan, Karadeniz Kemençesiyle karıştırılmaması gereken İstanbul Kemençesi’nin özelliklerini ve yaylı enstrümanların anlamının Farsça kökenli Kem yay sözünden geldiğini anlattı. Rositta Melo bestesi olan Desde el Alma ile bir akşam üstü Budapeşte’deki Zincir Köprüsünün üstünde yürüyüşe çıkmış ve Balkanların o huzurlu havasını solumuş oldum. Parça her ne kadar Arjantin’de bestelenmiş , her ne kadar hiç yurt dışına çıkmamış olsam da bende o hissiyatı yarattı. Böylelikle konserin birinci yarısını tamamladık.

Konser mekanından bahsetmeden olmaz: Moda’da üç katlı ahşap bir binada bulunan Piano House Moda’nın mottosu konseri dinlerken kendinizi evinizde hissedecekmişsiniz etkisini yaratmak. Bu iddialarını gayet güzel karşılıyorlar, ortamın samimiyeti evinizde konser dinliyormuşsunuz etkisi yaratıyor.

On beş dakikalık ara bittikten sonra herkes yerine oturup sıradaki parçayı beklemeye başlarken en sevdiğim parça “Gün” çalmaya başladı. Bu parçayı nasıl anlatırım bilmiyorum ama ilk notasından son notasına kadar içim kıpır kıpır oluyor ve bu parça gözümde Kadıköy rıhtımındaki kafenin olduğu yerin tam karşısına kamera koyup rahmetli Tuncel Kurtiz’in anlattığı Afrika belgesellerindeki havanın gün doğumundan batımına kadar ki hızlandırılmış videosu çekilir gibi insanların hayat mücadeleleri, bir yerden başka bir yere yetişme telaşları canlanıyor. Bir Nağme Yarkın bestesi olan Kar Tanesi’ne değinmeden olmaz. Bir parça ne kadar yalın ve güzelse Kar Tanesi de vokal melodisi ve piyanonun senkronize uyumuyla o kadar güzeldi. Kardeş Ülke Azerbaycan’dan Ayrılık ve Yalgızam parçaları naifçe ve türkünün yapısını bozmadan icra edildi.

Aynı zamanda cazın olmazsa olmazlarından doğaçlamaya yer verilmesi de çok hoştu . O kadar türküden bahsetmişken Uzun İnce Bir Yol ile Aşık Veysel’i anmamak olmazdı. Ayrıca parça çalınmadan önce Yarkın Kardeşler üstadın doğum günü olan 25 Ekim’de Sivas’ın Sivrialan’daki mezarını ziyaret ettiklerini, görüntü aldıklarını ve önümüzdeki aylarda da Uzun İnce Bir Yoldayım parçası için klip yayınlayacaklarını müjdelediler. Konserin sonlarına gelirken Kemâni Sebuh’a ait bestesi ve Süt Kardeşler filminden de aşina olduğumuz Kürdili Hicazkar Longa parçasıyla 1800’lü yıllardaki İstanbul’u yâd ettik .

Son parça olan Beyoğlu’nda Gezersin ile İstiklal’de, Atlas Pasajı’ndan Çiçek Pasajı’na, Aznavur Pasajı’ndan çıkıp Türkiye’nin ilk sinemasının açıldığı Suriye Pasajı’nda ufak bir gezintiye çıktık. Bu soğuk İstanbul akşamındaki konser Piano House Moda’nın sıcak ortamı ve Yarkın Duo’nun samimiyetiyle son buldu.

Comments are closed.