“Yolculuğun tadını çıkarmaya çalışıyoruz”

Röportaj|

Sahte Rakı the Blues Band kısa zaman önce yeni EP çalışması Ferah’ı paylaştı. Yerli ve yabancı önemli festivallerde sahne alan grup, birçok müzik türünü harmanlayarak kendi müzik tarzını oluşturuyor ve dinleyicilere sesleniyor. Söyleşimiz esnasında ifade ettikleri gibi müzik onlar için kurtarılmış bir bölge. Grubun vokalisti Korhan Kodaman ile müzik üzerine sohbet ettik. (Röportaj: Sevginur Dikin)

Sahte Rakı’nın kurulma hikayesinden bahsedebilir misiniz? Kalabalık bir grupsunuz. Nasıl bir araya geldiniz?

Sahte Rakı ilk kurulduğu günden bu yana yakın dostların bir arada olduğu, müziğin yanında hayata dair de pek çok şeyin paylaşıldığı, varış noktasının planlanıp kurgulanmadan yolculuğun keyfinin sürüldüğü bir kurtarılmış bölge bizler için. 2005 yılından bu yana bu grupta yer alan herkesin enstrümanistliğinden önce muhabbetine, samimiyetine, yüreğine bakıldı.

Open in Spotify

Bestelerinizi kim yapıyor? Beste süreci nasıl işliyor?

Şu ana kadar geldiğimiz süreçte yayımladığımız bestelerin söz ve müzikleri bana, düzenlemesi tüm Sahte Rakı ailesine ait. Aslına bakarsanız benim ortaya koyduğum iki boyutlu eskiz bir karakalem çizimi hep birlikte rengârenk üç boyutlu bir gerçekliğe dönüştürüyoruz. Yeni albümde söz ve müziği Dinçer’e ait bir çalışmamız yer alacak. Bunun dışında Kuzen’in Dinçer ve Can ile beraber, benim Uluç ile yaptığım çalışmalar var. Önümüzdeki aylarda dinleyicimizi daha renkli albümler ile buluşturmayı planlıyoruz.

Konserlerde, festivallerde biriktirdiğiniz anılarınız oluyordur muhtemel. Birkaçını bizimle paylaşır mısınız?

Çok teşekkürler. Sanırım bu samimiyet yakın dostluğumuz ve sahnede de kendimiz olmamızdan kaynaklanıyor. Bunca sene içerisinde pek çok şehirde çaldık ve çok fazla anı biriktirdik. Rock Off festivalinde Duman, Ceylan Ertem, Pinhani ve Adamlar ile sahneyi paylaşmıştık. Konserden sonra aşağı indiğimde genç bir arkadaş “Ağabey çok özür dilerim, çok özür dilerim, beni affet” diyerek yanıma geldi. “Dur sakin ol. Ne oldu?” diye sordum gülerek. “Biz Duman için geldik. Afişte isminizi görünce ‘bu kim? Bu Sahte Rakı denen herifler kim? Ne işleri var?’ demiştim arkadaşlara ama sizi izledim ve resmen büyülendim. Lütfen beni affedin sizi çok seviyorum” deyip arkasından “Size sarılabilir miyim lütfen” dedi ve kahkahalar ile kucaklaştık kardeşle. Yine benzer bir hatıramız da Hırvatistan Split Blues Festivali’nde Hırvat seyircimize sürpriz olsun diye onların Barış Manço’su diyebileceğimiz Dino Dvornik’ten Hırvatça bir parça çalıp benzer şekilde konser sonrasında o alandaki insanların neredeyse yarısıyla kucaklaşmamız oldu.

— — —

“Birbirini daha önce hiç görmemiş, birbirleri hakkında hiçbir fikir sahibi olmayan iki yabancının, bir saatlik bir performans sonrasında iki kardeş gibi kucaklaşması sanırım müziğin kalpler arasında bu köprüleri ne denli güçlü, samimi ve hızlı bir şekilde kurduğunun bir göstergesi.”

— — —

Blues kökeni itibariyle hüznü, umudu veya derin acıları ifade etmek için Afrika’da doğan bir müzik türü. Fakat şarkılarınız ise bunun tam tersi. Eğlenceli ve neşeli. Sizin için blues ne ifade ediyor?

Blues müziğin alametifarikası tam da bu noktada aslına bakarsanız. Blues kelime anlamı ile de hüznü ifade eder ama bunu majör ve pentatonik gamlar üzerinden yaptığı için sizin içinizde mutlu hisler uyandırır. Blues derdi ve tasayı karamsar değil, umutla anlatabilme sanatıdır. Bunu hepimizin hayatımız içine yerleştirdiğimizi bir düşünsenize.

Türkiye’de ana akım dışında müzik yapıyorsunuz. Bu durum sizi ürküttü mü dinleyiciye ulaşmak adına? Ne gibi durumlarla karşılaştınız?

2010 senesinde müzik direktörü yakın bir arkadaşımız, Taksim’de bir mekanda, o geceki grubun iptal olması sebebiyle saat 18.00’de gelen bir telefonla akşam 22.00’de başlayacak konsere çalmak üzere davet edildik. Arkadaşıma “Dört saatte kimseyi toplayamayız mekana” dedim. O da “Sorun değil. Önemli olan diğer grubu izlemeye gelen seyirci olursa mahcup olmayalım, en azından sahnede dinleyebilecekleri iyi bir grup olsun” dedi. “Hay hay” dedik, sahneye çıktık. O gece sahnede sekiz kişiydik ve bizi dinlemeye gelenlerden daha kalabalıktık. (Gülüyor) Buna rağmen en çok keyif aldığımız konserlerden biri oldu diyebilirim. O gece birlikte müzik yapmayı ne kadar sevdiğimizi bir kere daha kendimize kanıtlamış olduk. Dinleyicimizin mutlu olması tabi ki bizi de çok mutlu ediyor ama sahneye çıkmamızın asıl sebebi mutlu olmak. Biz yaptığımız müzikten mutlu olduğumuzda zaten seyircide mutlu oluyor. Bu etkileşim karşılıklı olarak konser boyunca yükselerek devam ediyor. Daha önce de belirttiğim gibi biz yolculuğun tadını çıkartmaya çalışıyoruz ve yaptığımız işi çok seviyoruz.

 

Türkiye’de blues müzik ortamını nasıl buluyorsunuz? Dinleyici ve konser mekanları açısından pozitif ve negatif durumlar var mı? Neler var?

Son dönemlerde Blues müzik adına çok önemli hareketler oluyor ve bu bizi ziyadesiyle mutlu ediyor. Geçtiğimiz ay, Dinçer’in de Başkan Yardımcısı ve bizlerin de üyeleri olduğu Blues Derneği birinci yaşını doldurdu. Türkiye çapında yaptıkları organizasyonlar, konserler, workshop’lar ile bu müziği her yeni gün yeni dostlarla tanıştırıp, aileye yeni üyeler kazandırıyorlar. Bunun yanında Kadıköy Ağaç Ev’de Blues müziğin kalesi olarak bu müziğin önemli şahsiyetlerini ve takipçilerini ağırlayarak, bu müzik türünün en büyük destekçilerinden olmaya devam ediyor.

Sahnede dinleyici ile iletişim içindesiniz. Enerjiniz dinleyicilere geçiyor. Sizi konserde dinleyen ile Spotify gibi platformlarda dinleyenler arasında fark oluyor mu? Bu fark ne?

Sahte Rakı olarak en önemli özelliğimizin canlı performanslarımızdaki teatral sunumumuz, seyirci ile iletişimimiz ve onları da gösterinin bir parçası haline getirmemiz olduğunu düşünüyorum. İzleyenlere sıradan bir dinletiden çok daha fazlasını vadediyoruz. Önceki dönemlerde bizi canlı izleyen insanlar albümlerimizi araştırırlarken, üretimlerimizin artması ile bizi müzik platformlarından dinleyen insanlar konserlerimize gelmeye başladı. Bu onlar için çok daha büyük bir sürpriz oluyor.

Yurt içi ve yurt dışında önemli festivallerde yer aldınız. Önümüzdeki dönemlerde yeni projeler, konserler neler var?

Her şeyi ile neredeyse tamamlanmış üç parçalık bir mini albümümüzü sonbaharda dinleyicilerimiz ile buluşturmayı planlıyoruz. Bu albümün özelliği parçaların hep birlikte hücum kayıt olarak tek seferde çalınmış olması. Günahıyla, sevabıyla, doğaç sololarıyla bizim için de ilginç bir çalışma oldu. Esas hayat enerjimiz olan konserlerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Konserlerimizden haberdar olmak isteyen dostlarımız bizi twitter sahteraki, instagram sahterakibb ve facebook Sahte Rakı The Blues Band hesaplarından takip edebilirler. Ama yurt içi ama yurtdışı, müziğin ve paylaşmanın değerli olduğu her yerde sahne almaya, gönülden gönüle köprüleri kurmaya ve ailemizi büyütmeye devam edeceğiz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı bu satırları okuyan dinleyicilere?

Konserimize henüz yolu düşmemiş herkesi ailemize katılmaya davet ediyoruz. Dans etmekten bacakları ağrımamış, ter içinde kalmamış tüm seyircilere ücret iadesi garantimiz mevcuttur. (Gülüyor)

Comments are closed.