Yuvarlanabilmek

Portre|

“Cesur hamleler yapmaz isen hiçbir lanet olası yere varamazsın.” Yıllardır başına gelmeyen kalmadığı için nasıl hâlâ ölmediği konusunda dalga geçilen, efsane grup The Rolling Stones’un sessiz ama çılgın gitaristi Keith Richards geçtiğimiz günlerde yetmiş beşinci yaşını kutladı.

Rock ‘n’ roll terimine atıfta bulunarak birçok insanın sallanabildiğini ancak yuvarlanamadığını ifade eden Richards belki de bugüne kadar gerçek anlamda “yuvarlanabilen” türünün son örneği bir müzisyen. Her seferinde hayatta kalmayı başaran dokuz canlı bir kedi. Gizli bir korsan.

1943’te İngiltere’nin güney doğusundaki Dartford şehrinde dünyaya gelen Richards’ın hayatına müzik, çok sevdiği ve asiliğini miras olarak aldığı aşikar olan dedesi Gus sayesinde giriyor. Gus onu gizlice evden çıkarıp plak dükkanlarına götürüyor, kendi gitarıyla oynamasına izin veriyor ve ona Malagueña’yı çalmayı öğretiyor. Keith kısa süre sonra blues ile tanışıyor ve bu blues aşkı onu ebedi müzik partneri ve arkadaşı Mick Jagger ile tanıştırıyor. 1961 yılında Dartford tren istasyonunda kolunun altında Muddy Waters ve Chuck Berry plaklarıyla tren bekleyen Jagger’ı köşeye kıstıran Richards’ın plakları nereden bulduğunu sorması üzerine koyu bir sohbete dalıyorlar ve farkında olmadan tarihi değiştiriyorlar.

Sonradan Glimmer Twins olarak adlandırılacak bu ikilinin grupları The Rolling Stones ile birlikte yaptıkları başarılı blues coverlarından sonra ilk orijinal şarkı denemesi As Tears Go By, Keith Richards için de sürpriz oluyor. Grubun prodüktörü Andrew Loog Oldham, Mick ile Keith’i bir hit yazmaları için mutfağa kilitleyince daha önce hiç şarkı yazmamış gitaristin zihnine sözler ve müzik dolmaya başlıyor.

Şarkı yazma yeteneği ortaya çıktıktan sonra grubun liderlerinden Brian Jones ile arası açılmaya başlıyor. Zira Brian çok iyi bir multi-enstrümentalist olmasına rağmen bu ikiliyle yarışacak besteler yapamayacağına inanıyordu. 1960’ların sonlarına doğru kullandığı ağır uyuşturucularla kendi sonunu getiren Brian’ın oyuncu-model sevgilisi Anita Pallenberg ile yaşadığı sağlıksız ilişkiyi uzaktan gözleyen Richards duygularıyla mücadele ediyor.

Güçlü, güzel ve entelektüel Anita ile hislerinin karşılıklı olduğunu fark edince Brian’ı bir enkaz hâlinde bırakıp bohem bir hayata yelken açıyorlar. Marakeş’ten Paris’e dünyanın en zengin insanlarıyla takılıyorlar, sanatın dibine vuruyorlar, her türlü uyuşturucuyu deniyorlar ve çocuk yapıyorlar. Anita Candy ve The Performance gibi kült filmlerde yer alırken Keith de Gimme Shelter ve Jumpin’ Jack Flash gibi grubun hit şarkılarını yazıyor.

Brian Jones’la başlayarak pek çok yakın arkadaşının gözleri önünde hayatlarını kaybettiğine şahit olduğu, grubun bitmek bilmeyen turnelerinde ölümle sayısız kez burun buruna geldiği ve Anita’yla ilişkilerini tükettiği ’70’leri kapatırken kendisine kanıyla aşk mektupları yazdığı ABD’li top model Patti Hansen ile tanışıyor ve günümüze kadar gelen güçlü bir beraberlik başlıyor. ’80’lerde milyonlarca dolarlık solo albüm anlaşması imzaladığı için arasının bozulduğu Mick Jagger ile barışmaları uzun sürmüyor. Zira Keith kinci biri değil ve aralarındaki bağın Mick’in kaprisleri yüzünden bozulamayacak kadar özel olduğunun farkında.

Hız kesmeden yeni şarkılara imza atmaya devam ediyorlar ve ’98’de Bridges to Babylon turnesi kapsamında ülkemize bile uğruyorlar. Milenyumun ilk yıllarında grupla dünyayı gezmeye devam ederken Keith’in yine başı kelimenin tam anlamıyla talihsizlikten kurtulmuyor ve Fiji’de geçirdiği kazadan dolayı beynine pıhtı atıyor. The Rolling Stones hayranı bir cerrah tarafından emin ellerde ameliyat edildikten sonra sakin mizacının da yardımıyla hızlıca günlük yaşamına geri dönüyor. 2010’da her daim maceralı hayatını bütün samimiyetiyle ve detaylarıyla anlattığı Life adında keyifli bir otobiyografi yazıyor.

Keith Richards bugün yetmiş beş yaşında ve hâlâ The Rolling Stones ile sahnelerin tozunu attırıyor. Tutkulu ve yenilikçi tekniğiyle dünyanın en iyi gitaristleri arasında sayılıyor. Mick Jagger ile Dartford istasyonunda tanıştıkları günden beri çok şey değişti ama değişmeyen tek şey belki de insanlarla “o” müziği paylaşmaktı. Richards’ın ona neden hâlâ emekli olmadığını soranlara bir çift sözü var: “Ben sadece albüm yapmak ve para kazanmak için burada değilim. Bir şeyler söylemek, insanlara dokunmak ve bazen de can havliyle ‘Bu duyguyu biliyor musun?’ diye bağırmak için buradayım.”

Comments are closed.